Teknolojik İlerleme ve Devletin Rolü: İsrail, Tayvan ve İrlanda örneklerinden Türkiye için dersler.

 

Son zamanlarda, türbanın serbest bırakılması, AKP’yi kapatma davası ve Ergenekon soruşturması gibi meselelerle gündemimiz hayli meşgul olduğundan ekonomi politikası ile ilgili düşünmeye pek vakit ayıramıyoruz. Bunlara bir de ekonomimizi etkileyen dış gelişmeler de eklendiği için sürdürülebilir iktisadi büyümeyi sağlayacak ekonomi politikaları hakkında düşünenlerin sayısı gün geçtikçe azalıyor. Ne var ki, gündem ne kadar yoğun olursa olsun, dış dünya ne kadar hareketli olursa olsun, Türkiye’nin geleceğinin önemli ölçüde bugünlerde belirleyip uygulayacağı ekonomi politikalarına bağlı olduğunu unutmamamız gerekiyor. İşte bu yazının amacı iktisadi büyümenin motoru olduğunu bildiğimiz teknolojik gelişmeyi sağlayacak ekonomi politikaları hakkında biraz düşünmemizi sağlamak. Bunu yaparken başarılı teknoloji politikalarına sahip oldukları düşünülen İsrail, Tayvan ve İrlanda deneyimlerinden ders çıkarmaya çalışacağız. (Yazıyı sonuna kadar okursanız küçük bir ödülümüz de var!)

 

 

 

Gelin önce iktisadi büyüme ile ilgili olarak neler biliyoruz onları sıralayalım, sonra da devletin rolünün ne olması gerektiği hakkında düşünelim. İktisadi büyüme teorilerinin temel öngörülerinden biri sürekli iktisadi büyümenin tek kaynağının teknolojik gelişme olduğudur. Teknolojik gelişme sürekli ve sürdürülebilir büyümenin motorudur. Peki teknolojik gelişme nasıl sağlanır? İktisat modelleri bize teknolojik gelişmenin eğitim, yaparak öğrenme ve araştırma-geliştirme (Ar-Ge) faaliyetleriyle (ve bunların yarattığı pozitif dışsallıklarla) yakından ilişkili olduğunu söylüyor. Daha eğitimli ve kaliteli bir işgücü yaratarak ve Ar-Ge faaliyetlerini arttırarak, üretim faktörlerinin üretkenliğini arttırmanın yolunu açabilirsiniz. Böylece teknolojik ilerleme kaydettiğinizde, uzun dönemde iktisadi büyüme sağlayabilir, üretim potansiyelinizi ve kişi başına geliri arttırabilirsiniz. (Sizin de bildiğiniz gibi kişi başına gelir sadece hesaplama yöntemini değiştirerek artmıyor…)

 

Buna ek olarak, iktisat bize, teknolojinin bazı özellikleri (rakip olmama ve kısmi dışlanabilirlik) nedeniyle, yenilik üretimi konusundaki her şeyin tam rekabetçi piyasalara bırakılamayacağını ve teknolojik ilerleme için devletin aktif bir rol üstlenmesini gerektiğini de söylüyor. Ne var ki, devletin iktisadi büyümeyi sağlayacak teknolojik ilerlemenin sağlanması için nasıl bir rol üstlenmesi gerektiği konusunda net bir fikir yok. Devlet sadece teknolojik ilerlemeyi sağlayacak kurumsal alt yapıyı mı sağlamalıdır (örneğin, sadece fikri mülkiyet haklarını mı korumalıdır), yoksa teknolojinin üretilmesinde bizzat aktif bir rol mü üstlenmelidir (örneğin, doğrudan teknoloji yatırımları yapmalı ve araştırma enstitüleri mi kurmalıdır)? İşte bu konuda net bir görüş yok! Ancak, bu sorular bizim için kritik bir öneme sahip. Eğer gelişmiş ülkeleri yakalamak ve sürdürülebilir iktisadi büyümeyi sağlamak istiyorsak hem ekonomi politikalarımızın ne olması gerektiği hakkında, hem de devletin bu süreçteki rolünün ne olması gerektiği hakkında düşünmemiz gerekiyor.

 

İktisat modellerinden anlıyoruz ki, bir defa eğitim önemlidir ve devletin daha iyi eğitimin sağlanması konusunda aktif bir biçimde çalışması gereklidir. Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz üzere Türkiye’de eğitimin durumu pek iyi değil. Dolayısıyla, ekonomi politikamızın ayrılmaz bir parçası eğitim politikası olmalı. (ilgili yazıyı okumak için tıklayın!). Yine iktisat literatürü bize, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerinin önemli olduğunu söylüyor. Demek ki ekonomi politikasının temel unsurlarından biri de Ar-Ge politikaları olmalı. Ancak, dediğim gibi iktisat literatürü devletin üstlenmesi gereken rolün ne olduğunu açık bir biçimde söylemiyor. Bu sebeple Türkiye’nin Ar-Ge politikasının ne olduğu hakkında düşünmek için teknolojik ilerleme konusunda başarılı olmuş ülkelerin neler yaptığına bakmak akıllıca olabilir. Geçen 50-60 yıl içinde teknolojik sıçrama yapmış ve kişi başına gelirlerini bu sayede hızla arttırarak gelişmiş ülkelere yaklaşmış ülkelere bakmak bize başarılı bir Ar-Ge politikasının neye benzemesi gerektiği konusunda bilgi verebilir.

 

Ben Ar-Ge politikaları uzmanı olmadığım için size bu konuda kafa yormuş olan Dan Breznitz’in bazı düşüncelerini aktarmaya çalışacağım. Dan Breznitz, Innovation and the State: Political Choice and Strategies for Growth in Israel, Taiwan and Ireland adlı kitabında (adından da anlaşılacağı üzere) İsrail, Tayvan ve İrlanda’nın teknoloji politikalarını incelemiş. Bu üç ülkenin ortak özelliği son 50-60 yılda çarpıcı bir teknolojik ilerleme sağlamış olmaları. Breznitz, bu ülkelerin ekonomi ve özellikle teknoloji politikalarını inceleyerek bu ülkelerin çarpıcı performansının ardındaki nedenleri araştırmış.

 

Kitap, sanılanın aksine küreselleşmenin gelişmekte olan ülkelerin ekonomi politikaları alternatiflerini azaltmadığını, küreselleşmeye rağmen hala pek çok seçeneğin olduğunu gösteriyor. Bu kapsamda kitap devletlerin birbirinden oldukça farklı roller üstlenerek teknolojik ilerlemeye katkıda bulunabileceğini de gösteriyor. Breznitz, dünyanın değiştiğini, iktisadi ilişkilerin daha hızlı ve karmaşık hale geldiğini, dolayısıyla kalkınma anlayışımızın da değişmesi gerektiğini iddia ediyor. Yazarın varsayımlarından biri (yukarıda değindiğimiz gibi) teknolojik ilerlemenin iktisadi büyümenin motoru olduğu ve teknolojik ilerleme için devletin aktif bir rol üstlenmesi gerektiği. Devletin rolünün ne olması gerektiği ile ilgili teorik bir çerçeve olmadığından yazar İsrail, Tayvan ve İrlanda’nın teknoloji politikalarını inceleyerek seçilebilecek değişik patikaları ve bunların artı ve eksilerini göstermeyi amaçlıyor. Bunu gösterirken devletin kalkınmadaki rolü ile ilgili teorileri eleştiriyor ve bir alternatif sunmaya çalışıyor.

 

Kitabın bizim bu yazıdaki sorumuz açısından önemli olan argümanı devletlerin önünde pek çok seçenek olduğuna dair argüman. Devletin sadece özel sektör için müşevvikler sağlayarak, yenilik yapmak isteyen firmaları destekleyerek teknolojik gelişme sağlaması mümkün olduğu gibi, daha merkezi bir teknoloji politikasıyla hangi teknolojinin geliştirileceğine karar verip, bizzat araştırma geliştirme çalışmalarıyla teknolojik ilerlemede aktif rol alması da mümkün. Kitaba göre hangi patikanın seçileceği konusunda iyi düşünülmesi gerekiyor. Seçilen üç örnek ülke, devlet-özel sektör ilişkisi ile ilgili olası politika seçenekleri hakkında özet bir bilgi veriyor.

 

Başarılı olan üç ülkeden biri olan İsrail, özel sektörü desteklemeyi ama hangi teknolojinin geliştirileceği, hangi sektörlere önem verileceği ile ilgili kararları özel sektöre bırakmayı seçmiş. Sektörel hedefler belirlemekten kaçınmış, özel sektörü kontrol etmek yerine teknolojik gelişmeyi teşvik etmiş. Tayvan ise bundan çok farklı bir seçim yapmış. Hangi sektörlerin gelişmesi gerektiğini, hangi teknolojilere yatırım yapılması gerektiğini devlet eliyle belirlemiş ve teknolojik gelişmeyi bizzat üstlenip kontrol etmiş. Üçüncü ülke olan İrlanda ise bu ikisinin karışımı bir politikayla teknolojik ilerleme sağlamış. Biraz sektörel hedefleme yapmış, işlerin geri kalanını özel sektöre bırakmış. Piyasayı ve teknolojik ilerlemeyi ise kısmen kontrol etmiş. Aşağıdaki grafik, üç farklı ülkenin sektörel hedefleme ve kontrol eksenleri perspektifinden ne durumda olduğunu gösteriyor. Bu grafikten de anlaşılacağı üzere başarılı olmanın tek yolu yok. Zaten bahsi geçen kitabın temel argümanlarından biri bu.

 

innovation.jpg
[Grafiği büyütmek için üstüne tıklayın!]
[Kaynak: Breznitz 2007, Innovation and the State, Yale University Press]

 

Seçilen ülkeler sadece devlet-piyasa ilişkileri açısından değil ekonomilerinin dış dünya ilişkileri konusundaki tercihleri açısından da farklılık gösteriyor. Yazara göre çok uluslu şirketler ve küresel finans piyasaları ile ilişkiniz konusunda pek çok seçeneğiniz var. Örneğin, çok uluslu şirketlerle rekabet edecek teknolojik yenilikler ortaya çıkarmayı mı hedefleyeceksiniz, yoksa var olan (onların kullandığı) teknolojileri içselleştirip bu şekilde (teknoloji transferi ile) mi ilerleyeceksiniz? Kitaba göre devlet-özel sektör ve dış dünya ilişkileri konusunda yapacağınız her seçimin artıları olduğu gibi eksileri de var. Örneğin, İsrail yenilik üretme konusunda başarılı olurken, İsrailli firmalar işletmecilikte ilerleyememiş ve bu onların büyük firmalarla dünya piyasasında rekabet etmesini güçleştirmiş. Tayvan’da ise hangi teknoloji üzerine yoğunlaşılacağını devlet seçtiği ve sadece bu yenilikler için destek sağladığı için büyük firmaların (diğer alanlarda) teknolojik yenilik için yatırım yapma müşevviğini ortadan kaldırmış. Dolayısıyla, ekonomi ve teknoloji politikanızı belirlerken seçtiğiniz patikanın artılarını ve eksilerini iyi değerlendirmeniz gerekir diyor Dan Breznitz. Tüm bunlara ek olarak, devletin rolünün teknolojik ilerlemenin değişik aşamalarında farklı olabileceğini vurguluyor. İlk aşamada daha aktif ve müdahaleci bir devlet anlayışına sahip olsanız da teknolojik ilerleme konusunda adımlar atıldıkça, devletin müdahalesini azaltmak gerekebilir diyor. Bu anlayışa göre, eğer bugün bir ekonomi ve teknoloji politikası belirleyecekseniz ülkenizin ne durumda olduğunu iyi değerlendirmeniz gerekiyor. Firmaların müşevvikleri ve teknolojiye yaklaşımlarıyla ilgili bilgi sahibi olmadan bir teknoloji politikası belirlemeniz güç. (Türkiye açısından bu türden verileri sağlayan bir çalışma için TEPAV ve Dünya Bankası’nın ortaklaşa hazırladığı Yatırım Ortamının Değerlendirilmesi Raporuna bakılabilir.)

 

Kitaba göre hızlı teknolojik ilerlemeyi hedefleyen bir devletin şu dört faktörü göz önünde tutması gerekiyor.

 

  1. Devletin Ar-Ge konusundaki mevcut piyasa başarısızlıklarını bilmesi ve bunları çözmesi ve Ar-Ge için nasıl müşevvik sağlayacağına karar vermesi gerekiyor.
  2. Devletin tercihlerinin önemli olmasının bir başka nedeni de yenilik yaratma sürecinin kolektif bir iş olması. Bu sebeple devletin koordinasyon (eşgüdüm) ve kooperasyon (işbirliği) sağlamak için neler yapması gerektiğini iyi belirlemesi gerekiyor.
  3. Devletin yerel sanayiyi küresel piyasalarla, hem üretim ağları (network), hem de finansal piyasaları aracılığı ile entegre etmesi gerekiyor ve bu entegresayonun biçimine karar vermesi gerekiyor.
  4. Hem özel sektör hem de kamu sürekli değişime uyum sağlayacak bir şekilde yapılanmalı. İlk aşamalarda başarılı olan iktisat politikaları, teknolojik ilerleme ve iktisadi büyümenin ileriki aşamalarında ülkenin önünü tıkayabilir. Dolayısıyla, devletin önemli rollerinden biri ülkenin ekonomik ve sosyal gerçeklerine vakıf olup, uygun politikaları seçmek ve gerektiğinde değiştirmek.

 

Bu bağlamda düşünüldüğünde üç alanda karar alınması gerekiyor:

 

  1. Ar-Ge yetilerinin ülkeye ve özel sektöre nasıl ve hangi yollarla kazandırılması gerektiğine;
  2. Piyasalara ne kadar müdahale edileceğine, teşvikler ve finansmanın amaç ve kapsamına;
  3. Yerel piyasalar ile küresel piyasaların nasıl ve ne ölçüde entegre olacağına, bu entegrasyonun teknoloji transferi ile ilgili açılımlarına dikkat ederek,

 

karar vermek gerekiyor.

 

Bunlara ek olarak çok uluslu şirketler, doğrudan yabancı yatırım ile ilgili stratejileri belirlerken ülkenin ve özel sektörün mevcut kapasitesine ve potansiyel gelişme patikalarına dikkat etmek gerekiyor.

 

Yani sizin anlayacağınız, Dan Breznitz, bir taraftan devletlerin elinde birden fazla seçenek var derken, bir taraftan da ekonomi politikası tasarlamanın ve bir gelişme patikası seçmenin o kadar da kolay olmadığını, kamu-özel sektör işbirliğinin, eşgüdümün ve en önemlisi karşılıklı bilgi paylaşımının çok önemli olduğunu vurguluyor. Kendi özel sektörünün durumunu bilmeyen bir hükümetin müdahalelerinin ve politikalarının başarısız olacağını gösterdiği gibi, her şeyi piyasa mekanizmasına bırakarak teknolojik ilerleme ve sürdürülebilir iktisadi büyüme sağlanamayacağının da altını çiziyor.

 

Şimdi, Dan Breznitz’den esinlenerek soralım: Hükümetimiz acaba

 

  1. Teknolojik ilerlemenin, dolayısıyla eğitim ve teknoloji politikalarının sürdürülebilir iktisadi büyümenin temel şartı olduğunun farkında mı?
  2. Ar-Ge konusundaki mevcut piyasa başarısızlıklarını biliyor mu ve Ar-Ge için nasıl müşevvik sağlayacağı konusunda bir karar verdi mi?
  3. Yenilik yaratma sürecinin kolektif bir iş olduğunun farkında mı, koordinasyon (eşgüdüm) ve kooperasyon (işbirliği) sağlamak için neler yapması gerektiğini iyi belirledi mi?
  4. Yerel sanayiyi küresel piyasalarla, hem üretim ağları (network), hem de finansal piyasaları aracılığı ile entegre etmesi gerektiğini biliyor mu ve bu entegresayonun biçimine karar verdi mi?
  5. Değişime uyum sağlamanın önemini kavramış durumda mı ve ülkenin ekonomik ve sosyal gerçeklerine uygun politikaları seçebilecek ve gerektiğinde değiştirebilecek durumda mı?
  6. Ar-Ge yetilerinin ülkeye ve özel sektöre nasıl ve hangi yollarla kazandırılması gerektiğine karar verdi mi veya böyle bir karar vermeyi düşünüyor mu?
  7. Piyasalara ne kadar müdahale edileceğine, teşvikler ve finansmanın amaç ve kapsamına karar verdi mi?
  8. Çok uluslu şirketler ve doğrudan yabancı yatırım ile ilgili bir stratejisi var mı, bu stratejiyi ülkenin ve özel sektörün mevcut kapasitesine ve potansiyel gelişme patikalarına dikkat ederek mi belirledi?

 

Bu soruların cevabını size bırakıyorum. Ancak hatırlatmak isterim ki TEPAV iktisatçıları uzun süredir Türkiye’de sürdürülebilir iktisadi büyümeyi sağlamanın yolları üzerine düşünüyorlar. Eğitim, Ar-Ge ve genel olarak teknoloji ve sanayi politikası konusunda pek çok önerileri var. Eğer nasıl bir yol izlenmesi konusunda düşünmek istiyorsanız yayınlar bölümüne gidip TEPAV’ın çalışmalarını inceleyebilirsiniz. Özellikle şu çalışmalara göz atmanızda fayda var:

 

Türkiye Yatırım Ortamı Değerlendirmesi Cilt 2
TEPAV | Ekonomi Etütleri
11-2007

Türkiye Yatırım Ortamı Değerlendirmesi Cilt 1
TEPAV | Ekonomi Etütleri
11-2007

Türkiye’de Rekabetçilik ve Düzenleme
TEPAV | Ekonomi Etütleri
10-2007

İkinci Nesil Reform Sürecinin Öncelikleri
TEPAV | Ekonomi Etütleri
08-2007

Türkiye’nin Rekabet Gücü için Sanayi Politikası Çerçevesi
TEPAV | Ekonomi Etütleri
07-2007

 

Eğer TEPAV’ın çalışmalarından zaten haberdarsanız bu yazıda bahsi geçen kitaba bir göz atmak isteyebilirsiniz. Yale Üniversitesi’nin yayınladığı bu kitaba internetten ulaşabilirsiniz (yazının başında bahsi geçen ödül bu!).

 

180px-innovationandthestate_cover.jpg

 

Dan Breznitz (2007) Innovation and the State: Political Choice and Strategies for Growth in Israel, Taiwan and Ireland, New Haven: Yale University Press. (Bu kitabın yasal bir elektronik kopyasına (bedelsiz olarak) şu adresten ulaşabilirsiniz: http://www.yalepresswiki.org/wiki/Innovation_and_the_State)

 

Özellikle bahsi geçen ülkelerin (İsrail, Tayvan ve İrlanda) iktisadi politikaları ile ilgili bilgi edinmek istiyorsanız bu kitabın çok faydalı olacağına inanıyorum.

Bir Cevap Var

  1. Emeksiz Teknoloji… Emeksiz Yenilik vs… - iktisadiyat Says:

    […] rolü ile ilgili olarak N. Emrah AYDINONAT tarafından Tepav│Günlük’te kaleme alınan Teknolojik İlerleme ve Devletin Rolü başlıklı (ve ödüllü) yazıya göz atmanızı öneriyorum.] […]

Leave a Comment




XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

Lütfen dikkat: Yorumlar denetlenmektedir, bu yorumunuzun yayınlanmasını geciktirebiir. Yorumunuzu tekrar gÖndermenize gerek yoktur.