Arşiv

  • Eylül 2017 (12)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)
  • Nisan 2017 (19)
  • Mart 2017 (21)
  • Şubat 2017 (16)
  • Ocak 2017 (20)
  • Aralık 2016 (19)
  • Kasım 2016 (22)
  • Ekim 2016 (18)

    Etiketler

    Türkiye’nin İnsan Sermayesi Göçüyor
    Ozan Acar 21 Temmuz 2015
    Türkiye’nin dünya ile ekonomik entegrasyonunu sağlayan üç temel kanal var. Bunlar, dış ticaret/yatırım, finansal fon akımları ve dış göç. Dış ticaret/yatırım ve finansal fon akımlarında durum nedir biliyoruz. Etraftaki veriler oldukça detaylı. Türkiye’nin dış göç dinamikleri ise kapalı kutu. İstihdam Araştırmaları Merkezi’nin Beyin Göçü Veritabanı ile kutuyu aralayalım istedim. Bakın içinden ne çıktı? [Devamı]
    Türkiye, dünyanın en hızlı büyüyen 13’üncü ekonomisi olur mu?
    Ozan Acar 15 Mayıs 2015
    Bugünlerde Türkiye ekonomisi için yapılan gelecek öngörüleri içimizi karartıyor. IMF’ye göre Türkiye 2013-2020 döneminde ortalama yüzde 3,5 büyüyecek. Tarihsel ortalamaların gerisinde olan bu hızla büyüyerek 2023 hedeflerine ulaşmak bir yana, işsizliği sabit tutmak bile mümkün değil. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s de son raporunda Türkiye’yi küresel finansal piyasalardaki dalgalanmalardan en çok etkilenecek ülkelerden biri olarak gösteriyordu. Son Orta Vadeli Program’da ise Türkiye’nin 2015 yılında yüzde 4 büyüyeceği öngörülmüş, 2016 ve 2017 yılları için de yüzde 5’lik bir büyüme hedefi belirlenmişti. Bu rakamlar, ekonomi yönetimi ile uluslararası kuruluşların Türkiye ekonomisinin geleceğine bakışları arasında belirgin bir fark olduğunu gösteriyor. Ama bu fark her zaman [Devamı]
    Türkiye yetenek fakiri…
    Ozan Acar 09 Eylül 2013
    Önce bir not: Değeri olan fikirlerin ortaya çıkarılmasına “yaratıcılık”, bu fikirlerin sahiplerine “yaratıcı” ve yaratıcı insanların yaşaması için elverişli olan ülkelere “yaratıcı ülke” denir. [Devamı]
    Evlerimizin fiyatı arttı ve biz zenginleştik!
    Ozan Acar 23 Nisan 2013
    Türkiye’nin yıldız sektörü nedir sorusuna cevap vermek hiç bu kadar kolay olmamıştı. Etrafınıza bir bakın. Evinizin ya da işyerinizin yakınında boş bir arsa vardı hani. Ona ne yaptıklarını hatırlasanıza. Önce bir kulübe koydular üzerine. Ardından etrafını çevirdiler. Sonra iş makineleri getirildi. Zemin kazıldı, çıkan toprak kamyonlara yüklendi. Beton mikserleri yanaştı, bina yükselmeye başladı. Siz, “bu fiyata burada ev olur mu?” diye düşünürken, inşaat tamamlandı ve mahallenin yeni sakinleri, ismi gayet havalı olan o siteye taşındılar bile. Yanıldınız. Müteahhit iflas etmedi. Çoktan yeni bir arsa buldu ve başka bir projeye kazmayı vurdu. Kentlerimizde bir sürü yeni bina yükseliyor ve evlerimiz değerleniyor. Ama bu arada Türkiye’nin cari açığı da artıyor. Konut piyasası ve cari açık arası [Devamı]
    Temel bilimlerin 2023 hedefleri için anlamı nedir?
    Ozan Acar 07 Ekim 2012
    Türkiye temel bilimlerden uzaklaştıkça, 2023 hedeflerini yakalamak güçleşiyor. Son yılların üniversite sınav sonuçları; fizik, kimya ve matematik gibi yükseköğretim programlarına olan ilginin azaldığına işaret ediyor. Böyle bakınca, Türkiye’nin üretim yapısındaki vasatlıktan çıkışın o kadar da kolay olmayacağı görülüyor. [Devamı]
    Geleceğin güçlü Türkiye’si ve yoksul çocuklarımız...
    Ozan Acar 07 Haziran 2012
    Türkiye, az sayıda ülkeye nasip olan bir demografik fırsat penceresine sahip. İlkokul çağındaki çocuklarımızın sayısı bile birçok Avrupa ülkesinin nüfusundan daha fazla. Ancak, mevcut eğilimlere bakınca, önümüzdeki dönemde, Türkiye nüfusunun hızla yaşlanacağı görülüyor. Nüfusun yaşlanmasının önüne geçmenin tek yolu ise doğurganlık oranını arttırmak. Böyle bakınca, Türkiye’deki doğurganlık oranını 2 çocuktan 3 çocuğa çıkartmanın gerekliliğine yönelik söylemler haklılık kazanıyor. Matematiksel bir gerçeklik yani, şüpheye mahal yok. [Devamı]
    Tasarrufta sonuncu, kredi kartı kullanımında ilk sıralardayız
    Ozan Acar 28 Nisan 2012
    Bir insan neden tasarruf eder? Gelecekte daha fazla tüketmek için. Diyet yapmak ve spora başlamak gibi acı veren şeylerin günü hep yarındır ama mesele bugünkü tüketimi erteleyip tasarruf etmek olunca işler değişir. Bu biraz da insanoğlunun yaradılışıyla ilgili bir durum galiba. Duygusal zekamız (beynimizin limbik merkezi), tüketimin verdiği hazza karşı koymamızı zorlaştırırken, tasarruf eylemine direnç gösteriyor[1]. Türkiye’deki tüketim ve tasarruf etme eğilimlerine bakınca, acaba bizdeki limbik sistem, işleri biraz daha mı zorlaştırıyor diye düşünüyorum ister istemez. Dünya Bankası’nın yeni açıkladığı veritabanı, bu düşüncemi destekler nitelikte sonuçlar içeriyor. [Devamı]
    MIT kadar olamadık!
    Ozan Acar 29 Şubat 2012
    Şubat ayı başında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) ’nde düzenlenen “Bölgesel Girişimciliği Hızlandırma Çalıştayı”nda yapılan tartışmalar, dünyayı değiştiren şirketlerin ortaya çıkmasında yerel girişimcilik ve yenilikçilik ekosisteminin önemi üzerineydi[1]. [Devamı]
    Enerjimizin verimliliği konusunu pas geçmişiz
    Ozan Acar 19 Ocak 2012
    Geçen Cumartesi (14 Ocak), İstanbul’da uzunca bir süre elektrikler kesikti. Şehre doğalgaz verilemedi, metro ve tramvay seferleri durdu, tam bir kaos yaşandı. Bu son kesinti, bize enerjiye ne kadar bağımlı olduğumuzu bir kere daha hatırlattı. Normal zamanlarda böyle bir farkındalığımız ne yazık ki olmuyor. Elektriksiz geçen birkaç saate bile tahammül edemiyoruz ama sahip olduğumuz sınırlı kaynağı da bol keseden harcıyoruz. Parmağımızla dokunmaya çekindiğimiz kumandanın ya da lambanın düğmesini düşünelim. Evden işyerine, özel arabamızla, tek başımıza gittiğimiz günleri hatırlayalım. Evet, bu yazıda Türkiye’deki enerji verimsizliği meselesine bir giriş yapmak istiyorum. [Devamı]
    Kaliteli yönetişim için yeni bir anayasa gereklidir
    Ozan Acar 16 Aralık 2011
    İlkokulda öğretilenlerden tutun emekli olmak için gerekli şartlara kadar, hayatın her aşamasında bağlı olduğumuz kurallarda, yürürlükteki 1982 Anayasası’nın ruhu vardır. Normlar hiyerarşisi, sosyal ve iktisadi ilişkilerimizde uymak zorunda olduğumuz kanun, tüzük ve yönetmeliklerin anayasayla çelişmemesi gerektiğini söyler. Kuralların değiştirilmesi mümkün olsa da anayasaya uygunluğu ilkesi sabittir. Dolayısıyla, Türkiye’nin kurumsal altyapısında yapılabilecek reformların sınırlarını belirleyen temel metin yine anayasadır. [Devamı]