Arşiv

  • Eylül 2017 (13)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)
  • Nisan 2017 (19)
  • Mart 2017 (21)
  • Şubat 2017 (16)
  • Ocak 2017 (20)
  • Aralık 2016 (19)
  • Kasım 2016 (22)
  • Ekim 2016 (18)

    Etiketler

    Bilgi, Teknolojide İlerleme ve Eğitim Üzerine
    Hasan Ersel, Dr. 01 Şubat 2013
    Bir kitaba dikkati çekerek konuya girmek istiyorum.   [Devamı]
    Ekonominin Büyüme Hızından Bana Ne
    Hasan Ersel, Dr. 02 Ocak 2013
    Gözlemler, “ulusal gelirin”[i] büyüme hızı ile kendi refahlarındaki değişme arasında bir ilişki olmadığını düşünen pek çok insanın, daha kibar biçimde olsa da, başlıktaki ifadeyi paylaştığı yönünde. Üstelik bu insanların önemli bir kısmı yanılmıyorlar da. Ulusal gelir arttığı (buna kısaca iktisadi büyüme diyoruz) halde kişilerin refahı düşebiliyor. Buna da en az iktisatçılar şaşar. Çünkü GSYH ile ölçülen ulusal gelir bir refah göstergesi değildir.[ii] GSYH, bir ekonomide, belli bir dönemde üretilen tüm sonul mal ve hizmetlerin piyasa değerinin ne olduğunu gösteren bir kavram. İktisatta, ulusal gelirdeki (pratikte GSYH’daki) değişmenin toplumun refahındaki değişmeyi göstermeyeceğini biliniyor. Buna rağmen, bu bağıntının varlığına dayanan çıkarımlara, özellikle basında, çok rastlıyoruz.[iii] [Devamı]
    Ne Olacak Halimiz? Küresel Kriz ve Biz
    Hasan Ersel, Dr. 02 Eylül 2012
    Küresel krizin, konuyu bilenlerin doğru tahmin ettiği üzere, öyle gelip ıslatıp geçen bir dalga olmadığı anlaşıldı. Gelişmiş ülkelerin yeni bir büyüme yoluna ne zaman oturacağı sorusunun yanıtı hala açık değil. Şimdilik “filan ekonominin önümüzdeki çeyrekte hafifçe büyümesi bekleniyor”, “Federal Reserve’in yeni bir parasal genişleme yapması bekleniyor, belki bu defa işe yarar” türü temenni ve düş karışımı açıklamalarla zaman geçiriliyor. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelere gelince sorun daha farklı. Gelişmiş ülkelerin ekonomilerindeki zayıflama bu ülkeleri daha da kötü etkileyecek mi? Eğer öyle ise bu ne zaman ve ne ölçüde olacak? Tabii bu konuda da düşlerimiz var. “Gelişmekte olan ülkeler, gelişmişlerden ayrışıyor" diye bir süre kendimizi kandırdık. İşin öyle olmadığı çabuk ortaya çıktı. [Devamı]
    Arap ülkeleri ve iktisadi ilişkilerimiz
    Hasan Ersel, Dr. 12 Nisan 2012
    Arap ülkelerinde pazarlarımızı korumak ya da arttırmak istiyorsak devlet-özel kesim işbirliğine dayalı sistematik bir yaklaşım izlemeliyiz. Son bir yıla baktığımızda Arap ülkelerinde epeyce hareketlilik var. Bu hareketliliğe, insanlar iyimserlik derecelerine göre çeşitli isimler taktılar: ‘Arap Baharı’, ‘Arap Uyanışı’, ‘Arap Devrimi’ gibi. Geçen yılın temmuz ayında bu konuda Kahire’de yapılan bir toplantıda görüşlerini dinlediğim Arap iktisatçı ve siyasetbilimcilerinin çoğu bu hareketliliğin kısa dönemde hem siyasal hem de iktisadi açıdan olumlu atılımlara yol açacağına ağırlık veren, bence, ‘iyimser’ görüşler ileri sürmüşlerdi. İyimserliklerini paylaşamadığım için kendimi yalnız kalmış gibi hissetmiştim. 23-27 Mart 2012 tarihleri arasında Kahire’de aynı nitelikte toplantılar yapıldı. Bu t [Devamı]
    Kriz, verimlilik arttırma gereği ve Türkiye
    Hasan Ersel, Dr. 19 Mart 2012
    Türkiye verimlilik düzeyindeki düşüklüğü giderip, rekabet gücünü arttırmalı. Verimliliği arttırmanın bir başlangıç maliyeti var. Avrupa Birliği’ne (AB) üye ülkelerin işi zor. Çünkü kriz, önlerine her an değişen bir manzara çıkarıyor. Politika öncelikleri değişiyor. Bazen bir üye ülkenin kurtarılması, AB’nin sağlığı açısından önem kazanıyor, bazen de iktisadi ve parasal birliğin (EMU) kurtarılması öne geçiyor. Galiba Yunanistan bağlamında duyduğumuz farklı görüşlerin arkasında bu tür kaygılar yatıyor. Bir gün Yunanistan’ın konumunun değiştirilmeden kurtarılmasının zorunlu olduğu söyleniyor, bir başka gün ise Yunanistan’ın EMU’dan çıkıp, başının çaresine bakması gündeme taşınıyor. [Devamı]
    Emmanuel Lasker ve T.C. Merkez Bankası
    Hasan Ersel, Dr. 01 Mart 2012
    Okuyucuyu merakta bırakmamak için baştan söyleyeyim. Emmanel Lasker yeni parlayan bir iktisatçı değil. İktisatla uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok. Satrançta, gelmiş geçmiş, en önemli oyunculardan birisi. Lasker 24 Aralık 1868’de doğmuş ve 11 Ocak 1941’de vefat etmiş. Berlin, Göttingen ve Heidelberg’de  matematik ve felsefe öğrenimi görmüş. Ünlü matematikçi David Hilbert’in tavsiyesiyle gittiği Erlangen Üniversitesinden 1902 yılında “Über Reihen auf der Convergenzgrenze (Yakınsama Sınırlarındaki Diziler) başlıklı çalışmasıyla matematik alanında doktorasını almış. Modern cebir ve cebirsel geometride önemli bir yer tutan bir teorem kanıtlamış, “Lasker Halkası” ve “Lasker Modül”ünü bulmuş. [Devamı]
    Finansın önemine örnek: AB'nin İran önlemleri
    Hasan Ersel, Dr. 09 Şubat 2012
    AB (ABD ile birlikte) dünyada, finansta neredeyse tekelci konumda. İran'ı asıl vuracak olan da bu kanal. Petrol fiyatlarının artması yine gündemde. Bu, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi ile başladı. Arkasından Avrupa Birliği’nin (AB) İran’a karşı aldığı önlemler gündeme geldi. IMF, İran’a karşı alınan önlemlerin bu ülkenin petrol ihracatını olumsuz etkilemesi durumunda petrol fiyatlarının yüzde 20-30 arasında artabileceği uyarısını yaptı. Doğal olarak buna bir de İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması eklenirse petrol fiyatlarının daha fazla artacağının da altını çizdi. Ama İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması olasılığı düşük görünüyor. İran’ın tehditlerinden sonra 22 Ocak 2012’de ABD donanmasının 5. Filosu’na bağlı USS Abraham Lincoln uçak gemisi beraberinde üç Amerikan, bir İn [Devamı]
    2012'de iktisat politikasına destek sağlamanın güçlüğü
    Hasan Ersel, Dr. 05 Ocak 2012
    Hükümetin arkasında yer alan büyük koalisyon önümüzdeki dönemde olmayacak. 2012 bu nedenle siyasal açıdan ilginç olacak. Yeni yıla Türkiye ekonomisine ilişkin kaygılar artmış olarak girdik. Üzerinde en çok durulan konu cari açık. Aslında bu bir başlık. Cari açık ekonomimizin işleyiş biçiminden kaynaklanıyor. Bu nedenle sorunun çözümü ekonomik yapı üzerinde durmayı gerektiriyor. Bu arada ‘enflasyon’ sorununun da kısa bir aradan sonra tekrar gündeme geldiğini belirtmek gerekiyor. [Devamı]
    Türkiye’nin Küresel Krize Tepkisi ve İktisadi Büyüme Sorunu
    Hasan Ersel, Dr. 01 Ocak 2012
    1950 yılı Türkiye için iki ayrı boyutta başlangıç noktası olarak düşünülebilir. Bunlardan ilki demokratikleşme sürecinin başlaması, ikincisi ise küresel ekonomiyle bütünleşme arayışlarının ortaya çıkmasıdır. Her iki boyutta da Türkiye bir miktar yol almış, ama aradan yıl geçmesine rağmen bugün ne demokratik ne de küresel ekonomiyle başarılı bir biçimde bütünleşmiş ekonomi sıfatlarını kazanamamıştır. Bu yazının temel amacı, Türkiye’nin bu iki boyuttaki eksikliklerinin ülkenin 2001 sonrasındaki siyasal iktisadı açısından ne anlama geldiğini bir kavramsal çerçeve içinde ele almaktır. Bir ikincil amaç da, bu çerçeveden yararlanarak Türkiye’nin 2008 krizine tepkisini açıklamaya çalışmaktır. [Devamı]
    Algılamalar değişse de kehanetler tutturulabilir
    Hasan Ersel, Dr. 06 Aralık 2011
    Bir piyasa oyuncusunun hangi bilgilere önem vereceği, bulunduğu ortama ve diğer oyuncuların tavrına bağlıdır. Yunanistan ve İtalya’ya ilişkin gelişmeler, sakin kafayla düşünülünce, insana daha da garip geliyor. Piyasa oyuncuları önce Yunanistan’ın, sonra da İtalya’nın kamu borçlarının düzeyini tehlikeli gördüler. Ortalık karıştı. Her iki ülkede de işleri yoluna sokabilmek amacıyla halkoyuyla seçilmiş parlamentolardan güvenoyu almış hükümetler istifaya zorlandı ve onlar yerine ‘teknokrat’ hükümetler kuruldu. Bu çözüm demokratik mi? Bence değil ama her iki ülkenin geçmişinde, sıkışınca [eski] merkez bankası başkanlarının başbakanlık görevini üstlendiği ‘teknokrat’ hükümet oluşturma uygulaması var (Yunanistan 1989-90, İtalya 1993-94). Demek ki Akdeniz bölgesi demokrasilerinde olabil [Devamı]