Arşiv

  • Ağustos 2018 (12)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)

    Etiketler

    Gelenek, Mezhep ve Medeniyet
    Hilmi Demir, Dr. 10 Ağustos 2018
    Modern toplumun geleneğin anlaşılması noktasında iki hastalıklı yaklaşımı vardır. Bunlardan birisi yaşadığı tüm krizleri geleneğin sırtına yükleme alışkanlığıdır. Bir diğeri de geleneği statik, sabit bir ilke olarak alıp geçmişte olanla tüm meselelerini çözebileceğine inanır. Biri gelenekten tümüyle kurtulmaya çalışırken diğeri de bugünü geçmişe sığdırabileceğine inanır. Oysa gelenek ne tümden sırtınızdan atabileceğiniz bir yük ne de geçmişte bulunan durağan bir andır. Gelenek dediğimiz yapı, tarih içerisinde yavaş yavaş oluşur, süreklilik kazanır ve böylelikle gelenekleşir. Gelenek durağan bir yapı değil onu sahiplenen, onunla hemhâl olanlarca sürekli ileriye doğru akan bir nehir gibidir. [Devamı]
    Türkiye’nin cemaatlerle imtihanı
    Hilmi Demir, Dr. 27 Temmuz 2018
    Gayrimüslim toplumdan Müslümanlara Aslında Osmanlı’nın son döneminden itibaren "cemaat" kavramı daha çok gayrimüslimler için kullanılan bir kavram olmuştur. Rum-Ortodoks cemaati, Ermeni cemaati, Yahudi cemaati gibi terimler zamanla hukuk literatürüne hatta uluslararası anlaşmalara bile girmiştir. Bu konuda Lozan anlaşmasında Rum Ortodoks cemaati üzerine heyetler arası tartışmalara bakılabilir... [Devamı]
    FETÖ ile mücadele: 15 Temmuz’u doğru okumak
    Hilmi Demir, Dr. 13 Temmuz 2018
    Türkiye birçok darbe ve darbe teşebbüsü yaşadı. 1960 yılından itibaren, neredeyse her on yılda bir askerî darbe gerçekleşti. Darbelerle demokrasi askıya alındı, TBMM ve siyasi partiler kapatıldı, milletin devlete olan güveni sarsıldı.  Ülkede sadece konvansiyonel askerî darbeler yaşamadı, 28 Şubat postmodern darbesi gibi askerin doğrudan işin içinde olmadığı sivil darbeler de yaşadı. Seçilmiş hükûmeti yerinden etmek ve siyaseti yeniden dizayn etmek amacını güden 28 Şubat postmodern darbesi medya ve STK'lar üzerinden hükûmetin düşürülmesiyle sonuçlandı. [Devamı]
    Suriyeli Göçmenlerde Radikalleşme: Riskler ve Fırsatlar
    Hilmi Demir, Dr. 12 Temmuz 2018
    İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 26 Nisan 2018 tarihi itibarıyla Türkiye’deki biyometrik verileriyle kayıt altına alınan Suriyeli mülteci sayısını 3 milyon 588 bin 877 kişi olarak açıklamıştır. Bu kişilerin 1 milyon 947 bin 25’i erkeklerden, 1 milyon 641 bin 852’si ise kadınlardan oluşmaktadır. Bu sayı her yıl artarak yükselmektedir. Göçmenlerin yaklaşık 1 milyonu okul çağındaki çocuklardan oluşmaktadır.1 2016-2017 eğitim öğretim dönemi itibarıyla Türkiye’de okullaşan Suriyeli öğrenci sayısı 492 bin 544’tür. Buna göre okul çağındaki Suriyelilerin yaklaşık yüzde 59’u okullaşmıştır.2 2018 rakamlarına göre bu oran yüzde 50’ye düşmektedir. Bununla birlikte Suriyeli göçmenlerin yaklaşık 1 milyon 200 bini 18-34 yaş aralığında genç nüfustan oluşmaktadır. Bunların bir işte çalışma i [Devamı]
    FETÖ: Mezhepler Üstü Din Öğretimi ve Alevi Açılımı
    Hilmi Demir, Dr. 01 Haziran 2018
    Türkiye’de Diyanet ve İlahiyatlar dâhil din öğretiminde mezhepçilik yapıldığı konusunda genel bir kanaat vardır. Bana biraz Nasreddin Hoca’nın kedi ciğer hikâyesi gibi geliyor bu durum. Madem Sünni Hanefi bir din öğretimi var, neden öğrencisinden İmam Hatip öğretmenine kadar mezhep konusunda tam bir cehalet var.(*) Madem cehalet var o hâlde nerede yapılıyor bu Sünnilik? [Devamı]
    Matüridilik bir ulus devlet projesi midir?
    Hilmi Demir, Dr. 18 Mayıs 2018
    Matüridiliğin Türkiye’de gündeme gelmesi ve tartışılıyor olması bazı çevreleri rahatsız etmişe benziyor. Bu rahatsızlıklarını, Matüridiliğin Cumhuriyet öncesi Osmanlı kültüründe çok da bilinmeyen ve önemsenmeyen bir kimlik olduğunu iddia ederek dillendiriyorlar. Bu çevrelerin bazı iddialarını şöyle sıralayabilirim: “Matüridilik Türk milliyetçilerinin ve laik seküler cumhuriyet ideolojisinin bir inşasıdır”; “Osmanlı uleması kendisini Matüridi olarak tanımlamamıştır”; “Osmanlı’nın daha çok Eş’ari olduğunu söylemek gerekir...” [Devamı]
    Ehl-i sünnet ve dinî jeopolitiğin dönüşümü
    Hilmi Demir, Dr. 04 Mayıs 2018
    Tarih boyunca dinler ve dinî gruplar devlet politikalarında her zaman önemli olmuştur. Bugün de dinî aktörler ve gruplar uluslararası ilişkilerin önemli aktörlerinden biri hâline geldi. Din hiçbir zaman yalnızca bireyin inanç dünyasını ilgilendiren bir mesele olarak kalmadı. Katı sekülerleşme teorileri dinin rolünün azalacağını iddia etse de tam tersi oldu. Özellikle bulunduğumuz coğrafyada dinî yapılar ve örgütler devletlerin güvenlik politikalarını etkileyecek kadar önemli hâle geldi. Tarih boyunca devletler kendi egemenliklerini çevreye doğru yaymak için dinî bir yoruma yaslandılar. Bugün de modern devletler için durum aslında çok da değişmedi. İngiltere için Anglikan kilisesi, ABD için Protestanlık ve Evanjelizm, Putin’in yeniden ayağa kaldırdığı Rusya için de Ortodoks mezhebi dinî jeo [Devamı]
    Osmanlı’ya karşı neden Selefilik?
    Hilmi Demir, Dr. 20 Nisan 2018
    Muhammed bin Abdulvehhab’ın dînî daveti Osmanlının temsil ettiği İslam medeniyetini külliyen reddetmek üzerine kuruluydu. Osmanlı kültür havzası Tasavvuf ve Kelam üzerinden bir bilim çevresi inşa etmişti. Her medeniyet metafizik bir gerilim üzerine kurulur. Batı medeniyeti Orta Çağ metafizik gerilimi üzerine onunla hesaplaşarak yükselmiştir. Kelamın dolayısıyla metafiziğin reddi İslam medeniyet davasından vazgeçmenin ve İslam’ı salt sosyo-politiğe hapsetmenin ilk işaretiydi. Vehhabilik ilk saldırısını bu ikisi üzerine yöneltti. “Taşköprü-zâde Miftahu’s-sa’âde’sinde ifade ettiği Ehl-i sünnetin iki imamı vardır” tespitine karşı çıkmakla işe başladılar. Vehhabilere göre insanların bu kelami mezhepleri terk ederek selef akidesine iman etmesi gerekiyordu...Peki Eş’arilerin ve Matüridilerin akid [Devamı]
    Batılıların ve Osmanlının gözüyle Vehhabilik
    Hilmi Demir, Dr. 06 Nisan 2018
    Suudi Arabistan Veliahdı Prens Muhammed b. Selman ile yapılan son röportajda(*) Selman Suudluların Vehhabiliği tanımadığını söyledi. Anlaşılan o ki, Selman artık Vehhabilikten huruç etmek istiyor.  Oysa Vehhabilik ilk çıktığında Batılılar tarafından da oldukça sevimli karşılanmıştı. Neden mi? Müsaadenizle anlatmak isterim... [Devamı]
    Güncellemeden neden herkes başka bir şey anlıyor?
    Hilmi Demir, Dr. 23 Mart 2018
    Sayın Cumhurbaşkanımızın Dünya Kadınlar Günü Programı'nda dile getirdiği “İslam’ın güncellenmesi" meselesine bir sonraki konuşmasında açıklık getirdi. Kastının reform olmadığını, dinde değişmez ilkeler olduğunu dile getiren Sayın Cumhurbaşkanımız Müslümanların kendilerini yenilemesi gerektiğini dile getirdi. Güncellemeden amaç İslam’ın güncellenmesi değil anlayışların, zihinlerin güncellenmesidir... [Devamı]