Arşiv

  • Ekim 2018 (11)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)

    Etiketler

    Alevi-Bektaşilik neden Şiilikten farklıdır?
    Hilmi Demir, Dr. 06 Ekim 2018
    2005 yılında Tiran'da TİKA'nın yaptığı bir sempozyuma gitmiştim. Rahmetli Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş Hoca ile aynı oturumda sunum yaptık. Daha sonra da birlikte elçilik yemeğinde sohbet etme imkânımız oldu. Bizden on iki Bektaşi tekkesinin lideri rahmetli Hacı Dede Reşat Bardhi'yi ziyaret etmemizi istedi. Özellikle Avrupalılar Bektaşileri Müslümanlardan ayrı dinî bir azınlık kabul ettirmek için özel ilgi gösteriyorlardı. Elçilik randevu aldı, bir grup akademisyenle ziyaretine gittik. Bizdeki cemevlerine benzer bir mimari ile yaptıkları dergâhta bizi kapıda karşıladı ve içeri aldı. İlk sözü ''Elhamdülillah ben de Türk'üm'' oldu. Bu ifadeye çok da şaşırmadık. Çünkü Balkanlarda ''Türk'üm'' demenin ''Müslümanım'' demek olduğunu biliyorduk. Söz gelimi eski Boşnakça bir İlmihal’de “Od kad si Tur [Devamı]
    Mealci köktenciliğin çıkmazları
    Hilmi Demir, Dr. 21 Eylül 2018
    "Kur’ân size yetmiyor mu?" cümlesi hayatımda karşılaştığım en tehlikeli ve fitne kokan cümlelerden biridir. Haricîlerin Hazreti Ali’yi Kur’ân’a daveti kadar tehlikeli bir çağrıdır bu. Elbette Kur’ân tüm Müslümanlara ve insanlığa yeter. Ama sorun onu nasıl okuyacağımız ve anlayacağımız ile ilgilidir. Her metin gibi Kur’ân’da anlaşılmak, yorumlanmak,  hayata bir anlam ve değer katmak amacındadır. Allah insanlığa bir beşerî dil ile seslenmiştir. Bu yüzden Fahreddin Razi’nin dediği gibi o dilin özelliklerini bilmek, kelamın dizgelerindeki hitabın gramatik yapısını anlamak ve sözün kime, neden ve nasıl söylendiğini (Nüzul sebebi) kavramak ilahi kelamın anlaşılması için şarttır. [Devamı]
    Temel Yanlışlara Cevaplar - Sünnilik nedir ne değildir?
    Hilmi Demir, Dr. 08 Eylül 2018
    On dört asırdır bize kadar gelen İslam anlayışının ana akımını temsil eden Sünniliğin makul, kapsayıcı, farklılıklara karşı hoş görülü dili eridikçe, toplumda uçlarda kalması gereken, marjinal görüşler merkezi işgal etmeye başladı. İslami bilimler hiyerarşisi yerini ideolojik, siyasi akımların günü birlik manifestolarına bıraktı. Derinliği olmayan, metafizik gerilimden uzak, hukuk ve usul bilgisinden yoksun, hikmetsiz ve irfansız ideolojik söylemler güneşin ilk yakışında sararıp solmaya, kurumaya ve biçilip atılmaya mahkûmdurlar. Nitekim öyle de oluyor, yüzyıldır statüko adına eleştirilen, pasifizmle suçlanan, “mezhepçilik” diye yerlere vurulan Sünniliğin yerine, sokağı işaret eden, eylem çağrısı yapan söylemler hiçbir meselemizi çözebilmiş değiller. [Devamı]
    Sultan Alparslan ve Pax-Sunnica
    Hilmi Demir, Dr. 31 Ağustos 2018
    Orta Doğu’da bugün Sünni bir dünyadan bahsetmek pek mümkün değil. Ne siyasi ne de kültürel olarak ortak bir dünyamız var. Gözümüzün önünde duran Suriye’de sürekli birbiriyle çatışan sözde Sünni gruplar hayallerimizi günden güne daha da tüketiyor. Oysa Malazgirt’te 947. yıl dönümünü kutladığımız Selçuklu parçalanmaya yüz tutmuş Sünni Müslümanlardan güçlü ve büyük bir ordu kurmayı başarmıştı. İşte Pax-Sunnica Selçuklularla birlikte başlayan merkezîleşmeyi ve güçlü Sünni birliği ifade eden önemli bir kavramdır. Sünni Müslümanlar ortak siyasal akıl etrafında birleştikleri bu barış ortamını nasıl kurmuşlardı? Sultan Alparslan Sünni toplumu nasıl bir arada tutmayı başarmıştı? [Devamı]
    Nedir bu Selefîlik?
    Hilmi Demir, Dr. 24 Ağustos 2018
    YÖK tezler kataloğuna baktığınızda 1993-2006 arasında İlahiyat fakültelerinde altı adet tez yapılmışken, 2013 yılından sonra farklı disiplinlerde olmak üzere toplam 16 tez yapılmış. Aynı durum İSAM İlahiyat makaleleri veri tabanı için de geçerlidir. Bu konuda 2014 yılına kadar tüm dergilerde 24 makale yayımlanmışken, 2015’ten itibaren 72 makale yayımlanmış. Anlaşılıyor ki Selefîlik akademi camiasının yoğun ilgisini 2014 yılından itibaren özellikle de son 3 yılda çekmeyi başarmış. [Devamı]
    Gelenek, Mezhep ve Medeniyet
    Hilmi Demir, Dr. 10 Ağustos 2018
    Modern toplumun geleneğin anlaşılması noktasında iki hastalıklı yaklaşımı vardır. Bunlardan birisi yaşadığı tüm krizleri geleneğin sırtına yükleme alışkanlığıdır. Bir diğeri de geleneği statik, sabit bir ilke olarak alıp geçmişte olanla tüm meselelerini çözebileceğine inanır. Biri gelenekten tümüyle kurtulmaya çalışırken diğeri de bugünü geçmişe sığdırabileceğine inanır. Oysa gelenek ne tümden sırtınızdan atabileceğiniz bir yük ne de geçmişte bulunan durağan bir andır. Gelenek dediğimiz yapı, tarih içerisinde yavaş yavaş oluşur, süreklilik kazanır ve böylelikle gelenekleşir. Gelenek durağan bir yapı değil onu sahiplenen, onunla hemhâl olanlarca sürekli ileriye doğru akan bir nehir gibidir. [Devamı]
    Türkiye’nin cemaatlerle imtihanı
    Hilmi Demir, Dr. 27 Temmuz 2018
    Gayrimüslim toplumdan Müslümanlara Aslında Osmanlı’nın son döneminden itibaren "cemaat" kavramı daha çok gayrimüslimler için kullanılan bir kavram olmuştur. Rum-Ortodoks cemaati, Ermeni cemaati, Yahudi cemaati gibi terimler zamanla hukuk literatürüne hatta uluslararası anlaşmalara bile girmiştir. Bu konuda Lozan anlaşmasında Rum Ortodoks cemaati üzerine heyetler arası tartışmalara bakılabilir... [Devamı]
    FETÖ ile mücadele: 15 Temmuz’u doğru okumak
    Hilmi Demir, Dr. 13 Temmuz 2018
    Türkiye birçok darbe ve darbe teşebbüsü yaşadı. 1960 yılından itibaren, neredeyse her on yılda bir askerî darbe gerçekleşti. Darbelerle demokrasi askıya alındı, TBMM ve siyasi partiler kapatıldı, milletin devlete olan güveni sarsıldı.  Ülkede sadece konvansiyonel askerî darbeler yaşamadı, 28 Şubat postmodern darbesi gibi askerin doğrudan işin içinde olmadığı sivil darbeler de yaşadı. Seçilmiş hükûmeti yerinden etmek ve siyaseti yeniden dizayn etmek amacını güden 28 Şubat postmodern darbesi medya ve STK'lar üzerinden hükûmetin düşürülmesiyle sonuçlandı. [Devamı]
    Suriyeli Göçmenlerde Radikalleşme: Riskler ve Fırsatlar
    Hilmi Demir, Dr. 12 Temmuz 2018
    İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 26 Nisan 2018 tarihi itibarıyla Türkiye’deki biyometrik verileriyle kayıt altına alınan Suriyeli mülteci sayısını 3 milyon 588 bin 877 kişi olarak açıklamıştır. Bu kişilerin 1 milyon 947 bin 25’i erkeklerden, 1 milyon 641 bin 852’si ise kadınlardan oluşmaktadır. Bu sayı her yıl artarak yükselmektedir. Göçmenlerin yaklaşık 1 milyonu okul çağındaki çocuklardan oluşmaktadır.1 2016-2017 eğitim öğretim dönemi itibarıyla Türkiye’de okullaşan Suriyeli öğrenci sayısı 492 bin 544’tür. Buna göre okul çağındaki Suriyelilerin yaklaşık yüzde 59’u okullaşmıştır.2 2018 rakamlarına göre bu oran yüzde 50’ye düşmektedir. Bununla birlikte Suriyeli göçmenlerin yaklaşık 1 milyon 200 bini 18-34 yaş aralığında genç nüfustan oluşmaktadır. Bunların bir işte çalışma i [Devamı]
    FETÖ: Mezhepler Üstü Din Öğretimi ve Alevi Açılımı
    Hilmi Demir, Dr. 01 Haziran 2018
    Türkiye’de Diyanet ve İlahiyatlar dâhil din öğretiminde mezhepçilik yapıldığı konusunda genel bir kanaat vardır. Bana biraz Nasreddin Hoca’nın kedi ciğer hikâyesi gibi geliyor bu durum. Madem Sünni Hanefi bir din öğretimi var, neden öğrencisinden İmam Hatip öğretmenine kadar mezhep konusunda tam bir cehalet var.(*) Madem cehalet var o hâlde nerede yapılıyor bu Sünnilik? [Devamı]