Arşiv

  • Mayıs 2018 (18)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)

    Etiketler

    Ehl-i sünnet ve dinî jeopolitiğin dönüşümü
    Hilmi Demir, Dr. 04 Mayıs 2018
    Tarih boyunca dinler ve dinî gruplar devlet politikalarında her zaman önemli olmuştur. Bugün de dinî aktörler ve gruplar uluslararası ilişkilerin önemli aktörlerinden biri hâline geldi. Din hiçbir zaman yalnızca bireyin inanç dünyasını ilgilendiren bir mesele olarak kalmadı. Katı sekülerleşme teorileri dinin rolünün azalacağını iddia etse de tam tersi oldu. Özellikle bulunduğumuz coğrafyada dinî yapılar ve örgütler devletlerin güvenlik politikalarını etkileyecek kadar önemli hâle geldi. Tarih boyunca devletler kendi egemenliklerini çevreye doğru yaymak için dinî bir yoruma yaslandılar. Bugün de modern devletler için durum aslında çok da değişmedi. İngiltere için Anglikan kilisesi, ABD için Protestanlık ve Evanjelizm, Putin’in yeniden ayağa kaldırdığı Rusya için de Ortodoks mezhebi dinî jeo [Devamı]
    Osmanlı’ya karşı neden Selefilik?
    Hilmi Demir, Dr. 20 Nisan 2018
    Muhammed bin Abdulvehhab’ın dînî daveti Osmanlının temsil ettiği İslam medeniyetini külliyen reddetmek üzerine kuruluydu. Osmanlı kültür havzası Tasavvuf ve Kelam üzerinden bir bilim çevresi inşa etmişti. Her medeniyet metafizik bir gerilim üzerine kurulur. Batı medeniyeti Orta Çağ metafizik gerilimi üzerine onunla hesaplaşarak yükselmiştir. Kelamın dolayısıyla metafiziğin reddi İslam medeniyet davasından vazgeçmenin ve İslam’ı salt sosyo-politiğe hapsetmenin ilk işaretiydi. Vehhabilik ilk saldırısını bu ikisi üzerine yöneltti. “Taşköprü-zâde Miftahu’s-sa’âde’sinde ifade ettiği Ehl-i sünnetin iki imamı vardır” tespitine karşı çıkmakla işe başladılar. Vehhabilere göre insanların bu kelami mezhepleri terk ederek selef akidesine iman etmesi gerekiyordu...Peki Eş’arilerin ve Matüridilerin akid [Devamı]
    Batılıların ve Osmanlının gözüyle Vehhabilik
    Hilmi Demir, Dr. 06 Nisan 2018
    Suudi Arabistan Veliahdı Prens Muhammed b. Selman ile yapılan son röportajda(*) Selman Suudluların Vehhabiliği tanımadığını söyledi. Anlaşılan o ki, Selman artık Vehhabilikten huruç etmek istiyor.  Oysa Vehhabilik ilk çıktığında Batılılar tarafından da oldukça sevimli karşılanmıştı. Neden mi? Müsaadenizle anlatmak isterim... [Devamı]
    Güncellemeden neden herkes başka bir şey anlıyor?
    Hilmi Demir, Dr. 23 Mart 2018
    Sayın Cumhurbaşkanımızın Dünya Kadınlar Günü Programı'nda dile getirdiği “İslam’ın güncellenmesi" meselesine bir sonraki konuşmasında açıklık getirdi. Kastının reform olmadığını, dinde değişmez ilkeler olduğunu dile getiren Sayın Cumhurbaşkanımız Müslümanların kendilerini yenilemesi gerektiğini dile getirdi. Güncellemeden amaç İslam’ın güncellenmesi değil anlayışların, zihinlerin güncellenmesidir... [Devamı]
    Eş’ari mi yoksa Luther mi daha tutucudur?
    Hilmi Demir, Dr. 09 Mart 2018
    Birisi doğunun diğeri de Batının önemli bir mezhep kurucusu. Türk aydını Doğunun imamını tutucu ve katı, Batının rahibini ise özgürlükçü olarak tanıyor. Peki bu iki resim gerçekten doğru mu? Gelin biraz daha yakından bakalım… [Devamı]
    Gazzâlî yüzünden mi geri kaldık?
    Hilmi Demir, Dr. 23 Şubat 2018
    Alman asıllı Oryantalist Joseph Schacht “Onbirinci yüzyılın başlarından itibaren, Müslümanların entelektüel hayatında genel bir durgunluğu fark ediyoruz” der. İskoç asıllı Anglikan Papaz Oryantalist Montgomery Watt’a göre de, İmam Gazzâlî (1058-1111) sonrası, özellikle de 1258’de Bağdat’ın Moğollarca istilasından sonra, İslam entelektüel hayatı durağanlaşmıştır. [Devamı]
    Radikaller neden mezheplere karşıdır?
    Hilmi Demir, Dr. 10 Şubat 2018
    Bir önceki yazıda size 2016 TEPAV saha araştırmasından bahsetmiştim. Aslında İslam dünyasında yaklaşık bir asırdır mezhep sistematiğine bağlı din öğretimi terk edildi. Mezheplerin çatışmayı beslediğini söyleyen muhataplarımız, olmayan bir hayaleti dövüyorlar. Türkiye’de de sık sık duyduğumuz Mezhepçilik ifadesi de aslında gerçekçi değil. Bu ifadeyi İran Jeopolitiğinin kullanışlı bir diplomasisi olarak görmek lazım.  Zira İslam dünyasında İran Şiiliği ve Selefilik dışında hiçbir mezhebi kimliğin siyasi bir rolü bulunmuyor. [Devamı]
    Bir güvenlik sorunu olarak mezhepsizlik
    Hilmi Demir, Dr. 26 Ocak 2018
    Mezhepsizliğin Türkiye için yalnızca dinî bir mesele olmadığını düşünüyorum. Hatta bu meselenin bir güvenlik riskine dönüştüğünden bile bahsedebiliriz. Belki çoğunuz tam aksine mezheplerin, çatışmaların ana dinamiklerinden biri olduğunu düşünüyorsunuzdur. Haksız da sayılmazsınız. İnternette mezhep kelimesi ile savaş kelimesini yan yana yazdığınızda yüzlerce köşe yazısı çıkıyor karşınıza. Özellikle Suriye ve DEAŞ ile birlikte bu kavramları daha sık yan yana görür olduk. Basında, medyada toplumsal barış adına sürekli mezhep taassubundan, mezhep savaşlarından bahsediliyor. [Devamı]
    İslam’ın Kayıp Halkası: Ebû Hanife
    Hilmi Demir, Dr. 12 Ocak 2018
    Sözün başında bundan sonra ayda iki kez sizlerle Türkiye gazetesinin sayfaları aracılığıyla hasbihâl edeceğimi duyurayım. Adı gibi Türkiye gazetesi de büyük bir aile. Bu ailenin içinde Türkiye’nin birçok rengini bulmak mümkün. Farklılığımız ve çeşitliliğimiz bizim en büyük zenginliğimiz. Sağolsun İsmail Kapan Bey davet ettiler, biz de “davete icabet sünnettir” dedik, kabul ettik. 1988’de Ankara Demetevler’de soğuk kış sabahları dağıttığım gazetede yazmak nasip oldu. Nereden nereye… Dualarınızı beklerim. [Devamı]
    Türkiye’nin bir İran jeopolitiği var mı?
    Hilmi Demir, Dr. 15 Ekim 2017
    İran uzun zamandır bölgede silahlı grupları destekleyen bir ülke olarak anıldı. İran’ın elindeki güçlü ordu, Irak, Suriye ve Lübnan’da sahip olduğu paramiliter ve milis güçler onun bölgedeki gücünün en önemli göstergeleri sayılır. 1 Fakat belki de unutulan İran’ın bu gücünün arkasında yatan ve bu gücün önünü açan yumuşak güç unsurlarıdır.  İran’ın bölgedeki  jeopolitiğini önemli kılan unsur da  bölgeyi dizayn etmede kullandığı bu yumuşak güç araçlarından geçiyor. Jeopolitik tasarım, belli bir kültür sisteminin devlet yoluyla hedef coğrafyalarda kültürel ve beşeri bir dünya inşa etme girişimi olarak görülebilir. Eğer bir siyasal güç (devlet) jeopolitik tasarımlar üzerinden bölgesel ve küresel bir güç haline gelmek istiyorsa, öncelikle buna hayata geçirecek güç araçlarını oluşturmak zorundad [Devamı]