Arşiv

  • Nisan 2018 (16)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)

    Etiketler

    Nazilli’de Suriyeli mülteciler
    Nihat Ali Özcan, Dr. 28 Şubat 2014
    Hafta başında belediyenin düzenlediği bir etkinlik çerçevesinde konuşmacı olarak Nazilli’de idim. Konuşmaya başlamadan önce ilçeye Suriyeli mültecilerin gelip gelmediğini öğrenmek istedim. Bana beş-altı ailenin geldiğini söylediler. Gelenler zor durumdaydılar ve geçimlerini sağlayacak gelirleri de yoktu. Bazı hayırseverlerin yardımı ile hayatlarını sürdürmeye çalıştıklarını söylediler. Sözünü ettiğim Suriyeli ailelerin ülkelerini neden terk ettiklerini politik düzeyde biliyoruz. İç savaş. Başlangıçta siyasi saik etkili olsa da artık bunun hiçbir önemi yok. Şimdi insanların tek bir hedefi var. Hayatta kalabilmek! [Devamı]
    Yasal düzenlemeler ve MİT
    Nihat Ali Özcan, Dr. 25 Şubat 2014
    İstihbarat konuları ve kurumları bütün dünyada ilgi ile izlenir. Bizde de böyledir. Nitekim Emniyet İstihbarat ile başlayan tartışmalar, MİT’e ait kamyonların aranması ile yeniden gündeme geldi. Bu günlerde ise Meclis, istihbarat yasasında önemli düzenlemeler yapıyor. Anlaşılan, hukuk, güvenlik, siyaset ve istihbarat disiplini açısından düzenlemenin etkilerini konuşmaya devam edeceğiz.   Yükü artan MİT Düzenlemenin yeni hukuki tartışmalar başlatması doğal. Özellikle düşünce, fikir, ifade ve basın özgürlüklerinin korunması açısından. Hiçbir devlet aygıtının kontrolü altında olmaması gereken özel hayatın korunması kaygı yaratıyor. Devlet organları tarafından yapılan araştırma, gözetleme ve veri toplama faaliyetlerinde, nelerin özel hayatın ihlali, neyin kamu güvenliğini sağlamak iç [Devamı]
    Suriye’de müzakereler çökünce -2-
    Nihat Ali Özcan, Dr. 21 Şubat 2014
    Cenevre 2, Suriye sorununa çözüm getiremeyince, savaşan tarafların ana sponsorları birbirlerini suçlamaya başladı. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Esad’ı Cenevre’ye getirdiklerini, işlerini hakkıyla yaptıklarını açıkladı. Ardından da ABD ve müttefiklerini muhalifleri bir bütün olarak masaya getiremedikleri için suçladı.   İş bununla kalmadı ve müttefiklerin muhalifleri yeniden silahlandırmaya giriştiğini söyledi. Tıpkı soğuk savaş günlerinin “vekaleten” savaşlarında olduğu gibi, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de Rusya, İran ve Hizbullah’ı Esad rejimini silahlandırmakla suçladı. İki taraf da Esad’ın helikopterler ve tanklarla, muharebe sahasını ve politik ortamı yeniden şekillendirdiğini saklamıyor. Nitekim Esad, hava kuvvetlerini ve zırhlı biriliklerini aktif olarak kullanmaya devam e [Devamı]
    Suriye’de müzakereler çökünce -1-
    Nihat Ali Özcan, Dr. 18 Şubat 2014
    Suriyeli muhaliflerle Esad arasındaki görüşmeler büyük bir hayal kırıklığı ile sona erdi. BM temsilcisi Lakhdar Brahimi sonuçtan büyük bir üzüntü duyduğunu açıkladı. Tarafların tekrar ne zaman bir araya gelecekleri ise meçhul.    Müzakereleri çıkmaza sokan muhaliflerin geçiş hükümeti kurulmasında, Esad rejiminin ise “ateşkes” ve “terör” konusunda ısrarcı olmasıydı.   Esad’ın seçimi Esad rejimi, müzakere sürecini bir fırsat olarak gördü. Sahadaki askeri baskısını artırdı. Rus Silahlı Kuvvetleri’nin klasik ayaklanmayı bastırma stratejisini izledi. Şehir kuşatmalarını sürdürürken, muhaliflere “teslim ol ya da öl” seçeneği sundu.   Bunu hala aktif olan Hava Kuvvetleri aracılığı ile yürütüyor. Hava bombardımanı siviller, özellikle kadın ve çocuklar üzerinde yıkıcı fiziki ve psikolojik [Devamı]
    PKK sorunu geri plana düşerken
    Nihat Ali Özcan, Dr. 14 Şubat 2014
    Hükümet, PKK sorununu müzakere yolu ile çözeceğini ilan ve ifade etti. Nitekim bu kararını hayata geçirecek beş ayaklı stratejisini uygulamaya çalışıyor. Güvenlik, ekonomi ve kamu diplomasisi alanlarında hatırı sayılır ilerleme kaydetti. Ancak diplomasi ve Anayasal/yasal konularda Öcalan cephesini yeterince ikna etmiş görünmüyor. [Devamı]
    Cemaat ve ‘beka’ sorununun karakteri
    Nihat Ali Özcan, Dr. 11 Şubat 2014
    Hükümet 17 Aralık’ta “zuhur eden beka sorununun” üstesinden gelmeye çalışıyor. Ancak alışık olmadığı bazı zorluklarla karşılaştığı görülüyor. Tarafların yapısal özelliklerini, sorumluluklarını, güç, medya, adaptasyon yeteneklerini ve liderlik konularını mercek altına almak sorunu anlamamızı kolaylaştırabilir.        AK Parti, her siyasi parti gibi yasalar çerçevesinde faaliyet gösterir. İktidar olma kuralları bellidir. Yine Ak Parti’nin siyasi, fiziki merkezi, lideri, üyelerinin kimlikleri, tüzükleri kamuya açıktır. Denetime tabidir. “Cemaat” ise farklıdır. Yapısı gereği coğrafi ve idari merkezi bilinmediği gibi, üyelerinin kimlikleri, iç işleme kuralları  da muğlaktır. Partilerden farklı kurallarla çalışır, farklı stratejiler izler ve tarife muhtaç hedefleri bulunur. Bazen tica [Devamı]
    Cemaat ‘beka’ sorununa dönüşürken
    Nihat Ali Özcan, Dr. 07 Şubat 2014
    Erdoğan, Almanya ziyareti öncesi yaptığı açıklamada Gülen cemaatinin faaliyetlerini şöyle tanımladı. “Devlet içinde böyle bir yapılanma bizim beka meselemiz haline gelmiştir, buna izin verilemez, dolayısıyla gereği neyse yapılacaktır.” Açıklama üç nedenden önemli. Birincisi, bundan böyle konunun hükümet katında “güvenlik” açısından ele alınacağının ilanıdır. İkincisi, tehdit sınıflandırmasında cemaatin faaliyetleri en tepelerde yer almaktadır. Üçüncüsü, Erdoğan bu konuda kararlıdır. Cemaat, hükümet için bir “güvenlik” sorunu ise bu durumda karakterinin, yapısının, güçlü ve zayıf yönlerinin iyi anlaşılması gerekir. Çünkü cemaat alışılagelmiş yapılardan çok farklı özelliklere sahip. Yanlış teşhis, stratejiler ve uygulamaların öngörülemeyen çıktıları olabilir. O halde cemaati hükümet [Devamı]
    Yeni bir ‘casus’ kafilesine ihtiyaç var mı?
    Nihat Ali Özcan, Dr. 04 Şubat 2014
    Cumhurbaşkanı ve Anayasal Başkomutan Gül geçen haftaki İtalya gezisinde gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu. Dikkati çeken husus Suriye ile ilgili olanlardı. Görünen o ki, Suriye artık Türkiye içinde ciddi bir güvenlik sorunu. Devleti yönetenler bu fikirdeler.    Gazetelere yansıdığı üzere Cumhurbaşkanı Gül şunları ifade etti. “TSK da bugün ben karışmayayım derse belki yarın gücünün yetmeyeceği bir güç çıkar karşınıza. Onun için bu konuları hep profesyonel uzmanlara bırakmak gerekir, onların da hiçbiri kendi başına iş yapamaz. Tabii onların da hep sorumlu olduğu, siyasi istikameti alması gereken makamlar var.” TSK’nın sorumluluk kültürü değişirken Bu cümlelerden, hükümet, MİT, TSK arasında, görev, yetki ve sorumluluk konularında “bakış açısı farklılıkları” olduğu hissediliyor. E [Devamı]
    Suriye’de romantik arzular ve gerçekler
    Nihat Ali Özcan, Dr. 31 Ocak 2014
    Suriye’de yaşanan dram dünya kamuoyunda artık daha az yer buluyor.  Kimyasal Silahları teslim alınıncaya kadar Suriye’yi dış politikanın öncelikli konusu gören Obama bile ilgisini kaybetmiş görünüyor. Nitekim “Birliğin durumu” konuşmasında bu konu yeterince yer bulmadı.   Cenevre’de sürdürülen görüşmelerin Suriye trajedisini kısa sürede bitirmesini de beklemiyoruz. Yine de tarafların görüşme masasında kalmaları, geçen yıl kabul edilen bildiri ekseninde görüşmeleri sürdürecek olmaları biraz olsun umut veriyor. Çünkü kanlı ve karmaşık iç savaşların müzakere ile bitirilmesinde “masada kalmak” bile önemlidir. Eğer hükümet ve muhalifler kuşatma altındaki Humus’a insani yardım için anlaşabilirse bu umutları daha da attıracaktır.      Türkiye-Suriye sınırında neler oluyor? Bu arada sı [Devamı]
    Türkiye’nin ‘örtülü operasyon’ hafızası
    Nihat Ali Özcan, Dr. 28 Ocak 2014
    MİT’e ait TIR’ların aranması gündemdeki yerini koruyor. Başka bir ifade ile hükümetin Suriye politikası ve atılan adımları tartışmaya devam ediyoruz.   Hükümet, Suriye’den kaynaklanan güvenlik sorunlarını ciddiye aldığını iki yıl önce ilan etti. Ardından da TSK’yı görevlendirmek için TBMM’den yetki aldı. İç savaşın hüküm sürdüğü bir komşunuz varsa ve bir milyon mülteciye ev sahipliği yapıyorsanız elbette kaygı duymalısınız. Sınırın öteki tarafındaki siyaset ve güvenlik ortamını şekillendirmek zorundasınız. Üstelik Türkiye bunu ilk defa da yapmıyor.        Tarihi hafıza ve Yarbay Şefik Özdemir Kurtuluş Savaşı devam ederken, TBMM Hükümeti İngilizlere karşı bir “örtülü operasyon” kararı aldı. Operasyon,  Şubat 1922’de planlandı. Batı cephesinde ise Büyük Taarruz hazırlıkları sürüyordu. A [Devamı]