Arşiv

  • Haziran 2018 (16)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)

    Etiketler

    Ekonomik yavaşlamayı oturup seyredecek miyiz? (1)
    Fatih Özatay, Dr. 28 Eylül 2016
    Ekonomi 15 Temmuz’un çok öncesinden beri yavaşlama sinyalleri veriyordu. 15 Temmuz ve sonrasında yaşananlar nedeniyle ekonomideki yavaşlamanın daha da belirginleşmesi büyük olasılık. Bu çerçevede hükümetin yavaşlamayı törpüleyici, mümkünse de tersine çevirici önlemler araması çok doğal. Açıklanan ekonomik önlemlerin önemli bir kısmının kredi arzını artırmaya yönelik olduğunu görüyoruz. Bir ölçüde de kredi maliyetlerini düşürmeyi amaçlayan kararlar yürürlüğe konuldu. Bu önlemlerin ne ölçüde yaraya merhem olacaklarını öngörmek o kadar karmaşık bir analiz gerektirmiyor. Sadece biraz düşünmek, biraz da bazı kritik göstergelere bakmak yeterli. Madde madde neden açıklanan önlemlerin yaraya merhem olamayacaklarını göstermeye çalışayım.Bir: Ekonomik yavaşlama tüketim harcamalarındaki yavaşlamadan [Devamı]
    Asıl sorunla yüzleşmemek
    Fatih Özatay, Dr. 21 Eylül 2016
    Yılın ilk yarısına ilişkin açıklanan son veriler ne yazık ki 15 Temmuz darbe girişiminden epey önce bu köşede yer alan “duvara toslamak üzereyiz” sevimsiz kehanetine uygun bir ekonomik gelişmeyi yansıtıyor. Bayramdan önce yılın ikinci çeyreğine ilişkin GSYH verileri, dün ise haziran dönemi işgücü verileri açıklandı. Önce “taze” gelişmeden söz edeyim.Nisan döneminde (mevsimlik hareketlerinden arındırılmış) işsizlik oranı yüzde 9.9 düzeyindeydi. Mayıs döneminde yüzde 10.3’e, haziran döneminde ise yüzde 10.9’a sıçradı. Bu üç dönemde işgücüne katılım oranında bir artış yok; yani işgücüne katılım oranı arttığı için işsizlik artmıyor. İstihdam azaldığı için artıyor. Veride bir yanlışlık yok ve dolayısıyla revize edilmeyecekse gerçekten çok yüksek bir artış. Haziran dönemi verisi mayıs-haziran-te [Devamı]
    Türkiye Varlık Fonu (2)
    Fatih Özatay, Dr. 07 Eylül 2016
    Geçen hafta Türkiye Varlık Fonu A.Ş. kurulmasına dair kanun hakkında bir yazı yazmıştım. Bugün, kanunun gerekçesini de dikkate alarak kaldığım yerden devam ediyorum. Baştan belirtmemde yarar var: Kanunun gerekçesi okunduğunda gerekçenin bir “kafa karışıklığını” yansıttığı hissediliyor. Bu kafa karışıklığından kurtulup Varlık Fonu’nu sağlıklı değerlendirebilmek için özellikle şu noktanın altını özenle çizmekte yarar var: [Devamı]
    Türkiye Varlık Fonu
    Fatih Özatay, Dr. 31 Ağustos 2016
    Türkiye Varlık Fonu Yönetimi (kısaca: Varlık Fonu) A.Ş. kurulmasına dair kanun geçen hafta sonu Resmi Gazete’de yayınlandı ve yürürlüğe girdi. Yasayı birkaç kez dikkatlice okudum; bazı notlar aldım. Görüşüne değer verdiğim arkadaşlarla henüz ayrıntılı tartışma fırsatım olmadı. Bu nedenle bugün yazacaklarım yasa hakkındaki ilk düşüncelerimi yansıtıyor. Belki bu arada sizlerden de görüşler gelebilir. Arkadaşlarımla tartıştıktan ve sizlerden gelebilecek görüşlerden sonra konuyu ileride yeniden ele alabilirim. [Devamı]
    Emniyet kemeri ve ani fren
    Fatih Özatay, Dr. 24 Ağustos 2016
    Çok zor günlerden geçiyoruz. Mevcut koşullar altında isteyeceğimiz en son şey yaşadığımız büyük zorluklara yeni zorluklar eklemek olsa gerek. Silahlı kuvvetleri, emniyeti, hukuk sistemi ve istihbaratı uçurumun kenarına kadar gelmiş bir ülkenin bir yandan bu kurumları uçurumdan uzaklaştırmaya çabaladığı bir yandan da terörle boğuştuğu bir sırada bir de ekonomisini aynı duruma düşürmemesi gerektiği açık. Ülkesini seven hiç kimsenin elbette böyle bir isteği yok. Ne var ki ülkemizin çıkarına olduğu düşünülen bir takım adımların ekonomimizde önemli çalkantılar yaratma potansiyeli var. Bu tür tehlikelerden uzak durmanın temel koşullarından biri ekonomik kısıtlarımızı dikkate almaktan ve bir yönde daha fazla mesafe almaya çabalamanın başka yönlere olumsuz etkileri olabileceğini idrak e [Devamı]
    Bir “boyum yetmi” öyküsü
    Fatih Özatay, Dr. 17 Ağustos 2016
    Bir ay öncesine kadar küçük bir bahçesi olan evde oturuyordum. Bizim bahçeye yakındaki üç-dört bahçeyle birlikte Haydar bakıyordu. Haydar her sabah, Ankara’nın bir ucundan -ta Elmadağ’daki köyünden kalkıp, diğer ucuna -Çayyolu’na gelirdi. Kasım ortası – aralık başı “hakkınızı helal edin” deyip gider, mart ortası gibi birden bahçede görünür; baharın geldiğini anlardınız. Yeni dönemin ilk ücretini, eski ücretini yaklaşık enflasyon kadar artırıp vermeye kalktığınızda genellikle “yok, bu fazla; alamam” derdi. Bin dereden su getirip “bak, enflasyon” falan diye ikna etmek gerekirdi. Gönlü tok Haydar oldukça kısa boyluydu. Bir defasında pek de uzun olmayan bir ağacı üst tarafından budamasını istediğimde; üzgün, “Hocam, boyum yetmi” demişti. Küresel krizden önceki birkaç yıllık dönemde hızlı kredi [Devamı]
    Riskimizi bir de biz yükseltmeyelim
    Fatih Özatay, Dr. 10 Ağustos 2016
    Dünya’nın dünkü manşeti “KOBİ’ler de kârını finansmana harcadı” şeklindeydi. Manşetin altında ise Türkiye’nin ikinci 500 büyük sanayi kuruluşunun kârlarının yarıdan fazlasının finansmana gittiği belirtiliyordu. İki temel soruna işaret ediyorlar: Şirketlerimizin özkaynakları yetersiz ve düşük faizle borç bulamıyorlar. [Devamı]
    Tasarruf sorununun düşündürdükleri
    Fatih Özatay, Dr. 03 Ağustos 2016
    Son günlerdeki uzlaşma havasından ve siyasilerin kullandığı dilden herkes memnun. Ama itiraf edelim ki hem bu ortamın devam edeceğine dair kaygılar var hem de “neden bazı çok önemli kararlar parlamentoda (yani, ortak akılla) alınmıyor?” sorusu zihinlere takılıyor. Umarım uzlaşma artarak ve yaygınlaşarak devam eder ve parlamento bu vesileyle tam anlamıyla devrede olur. Böylelikle hem toplumsal fay hatlarımız giderek daha az tehlike arz eder hale gelir hem de “derin” sorunlarımızı (hukukun üstünlüğünü sağlamak, özgürlükçü demokratik bir sistem oluşturmak, kamuda liyakate dayalı atama sistemi tasarlamak, eğitimin sil baştan yeniden yapılandırılması) çözme sürecine gireriz ve bu süreçte önemli ve inandırıcı adımlar atarız. [Devamı]
    Bizi bekleyen iki önemli risk
    Fatih Özatay, Dr. 27 Temmuz 2016
    Önümüzdeki bir yıllık bir dönemi düşünelim. İki tane önemli risk bekliyor Türkiye ekonomisini: Bunlardan ilki, Moody’s ya da Fitch’den birinin Türkiye’nin kredi notunu düşürerek “yatırım yapılabilir” seviyenin altına çekmesi. Bu risk gerçekleşirse, S&P’nin notu ile birlikte iki kurumun notu yatırım yapılabilir seviyenin altına inmiş olacak. Böylelikle bazı fonların Türkiye’den tası tarağı toplamaları gerekecek. Analistler anında en az 3.2 milyar dolarlık çıkışı tetikleyeceğini hesaplıyorlar böyle bir gelişmenin. Milli gelirimizin yaklaşık yüzde 0.5’ine denk düşüyor bu miktar. İlk bakışta çok fazla değil gibi gelebilir ama birkaç rakam bu iyimser yorumun aceleci bir yorum olacağına işaret ediyor. Analistlerin beklediği tutar 2015’in tümünde Türkiye’ye giren (net 11 milyar dol [Devamı]
    Hangi yolu seçeceğiz?
    Fatih Özatay, Dr. 20 Temmuz 2016
    Türkiye ekonomisinin uzun dönemde nasıl şekilleneceği iki sorunun yanıtı ile çok yakından ilişkili. İlk soru: Cuma gecesi hepimizi derinden sarsan darbe girişiminden önceki dönemde, özellikle de son dört-beş yılda izlediği yolu izlemeye devam mı edecek, hatta bu yolu daha mı hızlı almaya başlayacak Türkiye? Bu sorunun yanıtı “evet” şeklinde ise, Türkiye’nin uzun dönemde gelişmiş ülkeler arasına girme ihtimal kocaman bir “sıfır.” [Devamı]