Arşiv

  • Eylül 2018 (11)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)

    Etiketler

    Emniyet kemeri ve ani fren
    Fatih Özatay, Dr. 24 Ağustos 2016
    Çok zor günlerden geçiyoruz. Mevcut koşullar altında isteyeceğimiz en son şey yaşadığımız büyük zorluklara yeni zorluklar eklemek olsa gerek. Silahlı kuvvetleri, emniyeti, hukuk sistemi ve istihbaratı uçurumun kenarına kadar gelmiş bir ülkenin bir yandan bu kurumları uçurumdan uzaklaştırmaya çabaladığı bir yandan da terörle boğuştuğu bir sırada bir de ekonomisini aynı duruma düşürmemesi gerektiği açık. Ülkesini seven hiç kimsenin elbette böyle bir isteği yok. Ne var ki ülkemizin çıkarına olduğu düşünülen bir takım adımların ekonomimizde önemli çalkantılar yaratma potansiyeli var. Bu tür tehlikelerden uzak durmanın temel koşullarından biri ekonomik kısıtlarımızı dikkate almaktan ve bir yönde daha fazla mesafe almaya çabalamanın başka yönlere olumsuz etkileri olabileceğini idrak e [Devamı]
    Bir “boyum yetmi” öyküsü
    Fatih Özatay, Dr. 17 Ağustos 2016
    Bir ay öncesine kadar küçük bir bahçesi olan evde oturuyordum. Bizim bahçeye yakındaki üç-dört bahçeyle birlikte Haydar bakıyordu. Haydar her sabah, Ankara’nın bir ucundan -ta Elmadağ’daki köyünden kalkıp, diğer ucuna -Çayyolu’na gelirdi. Kasım ortası – aralık başı “hakkınızı helal edin” deyip gider, mart ortası gibi birden bahçede görünür; baharın geldiğini anlardınız. Yeni dönemin ilk ücretini, eski ücretini yaklaşık enflasyon kadar artırıp vermeye kalktığınızda genellikle “yok, bu fazla; alamam” derdi. Bin dereden su getirip “bak, enflasyon” falan diye ikna etmek gerekirdi. Gönlü tok Haydar oldukça kısa boyluydu. Bir defasında pek de uzun olmayan bir ağacı üst tarafından budamasını istediğimde; üzgün, “Hocam, boyum yetmi” demişti. Küresel krizden önceki birkaç yıllık dönemde hızlı kredi [Devamı]
    Riskimizi bir de biz yükseltmeyelim
    Fatih Özatay, Dr. 10 Ağustos 2016
    Dünya’nın dünkü manşeti “KOBİ’ler de kârını finansmana harcadı” şeklindeydi. Manşetin altında ise Türkiye’nin ikinci 500 büyük sanayi kuruluşunun kârlarının yarıdan fazlasının finansmana gittiği belirtiliyordu. İki temel soruna işaret ediyorlar: Şirketlerimizin özkaynakları yetersiz ve düşük faizle borç bulamıyorlar. [Devamı]
    Tasarruf sorununun düşündürdükleri
    Fatih Özatay, Dr. 03 Ağustos 2016
    Son günlerdeki uzlaşma havasından ve siyasilerin kullandığı dilden herkes memnun. Ama itiraf edelim ki hem bu ortamın devam edeceğine dair kaygılar var hem de “neden bazı çok önemli kararlar parlamentoda (yani, ortak akılla) alınmıyor?” sorusu zihinlere takılıyor. Umarım uzlaşma artarak ve yaygınlaşarak devam eder ve parlamento bu vesileyle tam anlamıyla devrede olur. Böylelikle hem toplumsal fay hatlarımız giderek daha az tehlike arz eder hale gelir hem de “derin” sorunlarımızı (hukukun üstünlüğünü sağlamak, özgürlükçü demokratik bir sistem oluşturmak, kamuda liyakate dayalı atama sistemi tasarlamak, eğitimin sil baştan yeniden yapılandırılması) çözme sürecine gireriz ve bu süreçte önemli ve inandırıcı adımlar atarız. [Devamı]
    Bizi bekleyen iki önemli risk
    Fatih Özatay, Dr. 27 Temmuz 2016
    Önümüzdeki bir yıllık bir dönemi düşünelim. İki tane önemli risk bekliyor Türkiye ekonomisini: Bunlardan ilki, Moody’s ya da Fitch’den birinin Türkiye’nin kredi notunu düşürerek “yatırım yapılabilir” seviyenin altına çekmesi. Bu risk gerçekleşirse, S&P’nin notu ile birlikte iki kurumun notu yatırım yapılabilir seviyenin altına inmiş olacak. Böylelikle bazı fonların Türkiye’den tası tarağı toplamaları gerekecek. Analistler anında en az 3.2 milyar dolarlık çıkışı tetikleyeceğini hesaplıyorlar böyle bir gelişmenin. Milli gelirimizin yaklaşık yüzde 0.5’ine denk düşüyor bu miktar. İlk bakışta çok fazla değil gibi gelebilir ama birkaç rakam bu iyimser yorumun aceleci bir yorum olacağına işaret ediyor. Analistlerin beklediği tutar 2015’in tümünde Türkiye’ye giren (net 11 milyar dol [Devamı]
    Hangi yolu seçeceğiz?
    Fatih Özatay, Dr. 20 Temmuz 2016
    Türkiye ekonomisinin uzun dönemde nasıl şekilleneceği iki sorunun yanıtı ile çok yakından ilişkili. İlk soru: Cuma gecesi hepimizi derinden sarsan darbe girişiminden önceki dönemde, özellikle de son dört-beş yılda izlediği yolu izlemeye devam mı edecek, hatta bu yolu daha mı hızlı almaya başlayacak Türkiye? Bu sorunun yanıtı “evet” şeklinde ise, Türkiye’nin uzun dönemde gelişmiş ülkeler arasına girme ihtimal kocaman bir “sıfır.” [Devamı]
    Açıklanan ekonomik önlemler gerekenler değil
    Fatih Özatay, Dr. 13 Temmuz 2016
    Bayramdan önce yapılan iki açıklama üzerinde durmak istiyorum. İlki bir (bir avuç?) bayram şekeri niteliğindeydi. Ekonomimizin “tıkandığı” saptamasından yola çıkılarak, bir dizi “ekonomik önlem” açıklandı. Duyurulan önlemlerin bir kısmı ile “sorunlarım“ var; mesela vergisini düzgün ödeyenlerin sürekli cezalandırılması anlamına gelen vergi affı benzeri önlemlerin yararlı olmadıklarını düşünüyorum ama ele almak istediğim bu değil. [Devamı]
    Kredi artış oranını idari kararlarla artırmak mümkün mü?
    Fatih Özatay, Dr. 29 Haziran 2016
    Sonuncusu hariç altı yazı üst üste mevcut kırılganlıklarımıza dikkat çekmeye çalışan yazılar yer aldı bu köşede. İçiniz sıkılmıştır diye, son yazımda, oldukça çaba harcadıktan sonra olumlu sayılabilecek bir konu buldum ve üzerinde çalışılan bireysel emeklilik tasarısı hakkında dikkatimi çeken noktalara yer verdim. Ne var ki yazının mürekkebi kurumadan kırılganlığımızı artırabilecek bir karar alındı ve Resmi Gazete’de yayınlandı. O karara geçmeden önce bazı verileri paylaşmak istiyorum. [Devamı]
    Bireysel emekliliğe otomatik katılım
    Fatih Özatay, Dr. 22 Haziran 2016
    Reform yapmak zor iş. Alın mesela sosyal güvenlik reformunu. Reform yapılmadan neler yazıldı çizildi. “Mezarda emeklilik” kavramı o reforma direncin ne denli şiddetli olduğunu gösteriyordu. Oysa Türkiye’de bir dönem çalışanlar 40 yaş civarında emekli olabiliyorlardı. Emeklilik sistemi ise çalışanlardan kesilen paranın mevcut emeklilere paylaştırılmasına dayanıyordu. Yani, bir musluktan havuza su doluyor, başka bir musluktan ise havuzdaki su azaltılıyordu. Emekli yaşı çok düşük olunca, havuza akıtılan su azalırken, havuzdan çekilen su artıyordu. Sonuçta şöyle bir noktaya geldi sistem: Havuzdan çekilmesi gereken su, havuzdakinden kat ve kat fazla olunca; birincisi devlet bütçesinden havuza su akıtıldı (bütçe açıkları), ikincisi her emekliye havuzdan daha az su verildi (emekli maaşları düşük [Devamı]
    Büyümemeye doğru mu gidiyoruz?
    Fatih Özatay, Dr. 15 Haziran 2016
    Öyle görünüyor ki duvara toslamak üzere olduğumuzun bir uyarısı oldu yeni açıklanan milli gelir büyüme rakamları. “Yok, artık” diye şaşırabilirsiniz bu yargıma. Öyle ya, 2016’nın ilk çeyreğinde yüzde 4.8 gibi yüksek bir oranda büyüdüğümüz açıklandı. Bir önceki çeyrekte ise yine yüksek bir büyüme vardı: Yüzde 5.7. “Bu kadar yüksek oranda büyüyen kaç ülke var ki” diye ekleyebilirsiniz. Öyle değil ama; bakın neden değil. [Devamı]