Arşiv

  • Ocak 2018 (15)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)
  • Nisan 2017 (19)
  • Mart 2017 (21)
  • Şubat 2017 (16)

    Etiketler

    Toplumun bir kesitinin his dünyasına kısa bir bakış
    Fatih Özatay, Dr. 05 Nisan 2017
    Geçen hafta sonu ile bu haftanın başında iki önemli veri açıklandı: 2016 büyümesini ve Mart 2017 enflasyonunu öğrendik. Sonuç şöyle: 2016’da 2015’e göre büyüme oranımız yarı yarıya azalmış. Enflasyon ise yüzde 11.3’e yükselmiş durumda. Bu verilere ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler Dünya’nın çeşitli köşelerinde ve haberlerinde yer aldı. Bu verileri değerlendirmek yerine dün yayınlanan TCMB’nin “Mart Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu”ndaki bir saptamaya dikkatinizi çekeyim. İkinci sayfada şöyle deniyor: “… Şubat ayında gerçekleşen geçici vergi indirimine rağmen, mobilya ve beyaz eşya fiyatlarında da artışlar gözlenmiştir. Bu dönemde giyim ve dayanıklı tüketim dışında kalan temel mallarda fiyatlar kur geçişkenliği ile kayda değer bir artış göstermiş, bu grupta yıllık enflasyon yüzde 12,19 ile end [Devamı]
    Yok artık; İspanya’dan ve Yunanistan’dan bile mi düşük?
    Fatih Özatay, Dr. 29 Mart 2017
    Haftanın sonunda 2016 yılının son çeyreğine ilişkin gayri safi yurtiçi hasılayı (GSYH) ve dolayısıyla büyüme oranını öğreneceğiz. Eskiden olsa bayağı bir merakla beklerdim açıklanacak GSYH verilerini. Oysa şimdi yerli yerine oturtamıyorum yeni büyüme oranlarını. Bu, sadece bana özgü değil. Farkındaysanız çoğu analist yorumlarında eski (GSYH) verilerini kullanıyor. Sıkça vurgulanan 2012-2016 döneminde büyüme oranındaki önemli düşüş. Oysa yeni GSYH verilerine göre böyle önemli bir düşüş yok büyüme oranında. Tek başında bu bile yeni GSYH verileri ile hesaplanan büyüme oranlarına kuşkuyla yaklaşıldığını gösteriyor.Bu durumda ekonominin içinde bulunduğu durumu sağlıklı kestirebilmek için başka verilerden medet umuyoruz. Bu verilerin başında işgücü verileri geliyor. Orada işler iyiye gitmiyor. İ [Devamı]
    Otomatik katılım neden patinaj yapıyor?
    Fatih Özatay, Dr. 22 Mart 2017
    “Normal” ekonomilerde yurtiçi tasarrufu artırmak için yapılabilecek “en iyi, en doğru yapısal reformlar listesi”nin ilk sıralarında gelen “sisteme herkesin otomatik katıldığı ama her katılana sistemden çıkma (cayma) tercihinin verildiği bireysel emeklilik sistemi” reformu Türkiye’de neden patinaj yapıyor?Haber şöyle: “1 Ocak’ta bin ve daha fazla çalışanı olan işletmelerden başlayan ve 45 yaş altındaki tüm çalışanların otomatik olarak katıldığı bireysel emeklilik sisteminden cayma tercihini seçerek çıkanların oranı 1 Mart itibariyle yüzde 54’e ulaştı”.Psikoloji ve davranışsal iktisat alanındaki çalışmalar bize kişilerin kendi çıkarlarına uygun davranmayabileceklerini gösteriyor. Bu nedenle özellikle sağlık, eğitim ve emeklilik gibi alanlarda onların çıkarlarına olacak uygulamalarda “yol gös [Devamı]
    Önümüzdeki birkaç yıl büyüme ve istihdam açısından zorlanacağız
    Fatih Özatay, Dr. 15 Mart 2017
    Üç soru: Önümüzdeki birkaç yıl dışarıdan borçlanma olanaklarımız 2015-2016 dönemine kıyasla daha az mı yoksa daha fazla mı olacak? İlk soruya verilen yanıt çerçevesinde bankaların kredi açma davranışları nasıl şekillenebilir? Bu gelişmelerin büyüme ve işsizlik oranına etkileri neler olabilir? Bu sorular son yazımda yer alıyorlardı ve Ocak 2007 ile Şubat 2017 sonu arasındaki dönemde mevduat ve kredi artışlarında gözlenen şu üç özellikten kaynaklanıyorlardı:1) Bu on yılda sadece küresel finansal krizin ekonomik etkilerinin en şiddetli hissedildiği dönem olan 2009’da kredi atış oranı mevduat artış oranının altında kaldı. Zira hem bankalar frene bastılar hem kredi talebi kesildi hem de bankalar yurtdışından kaynak bulamadılar. Bu dönemde, bankalar için mevduat henüz bağlayıcı bir kısıt değildi [Devamı]
    Kredi piyasasında dikkat çeken ikinci özellik
    Fatih Özatay, Dr. 08 Mart 2017
    Kredi piyasasında ilginç gelişmeler yaşanıyor. Bu ilginçliklerden ilkine 15 Şubat tarihli yazımda yer vermiştim. Şu: Son aylarda kamu bankalarının kredi arzı özel bankaların kredi arzına kıyasla çok daha yüksek bir oranda artıyor. 2016’nın son çeyreğinden itibaren kamu bankalarının kredi artış hızı özel bankaların kredi artış hızının iki katını aştı. [Devamı]
    Yatırım yapılmadığının bir başka göstergesi
    Fatih Özatay, Dr. 01 Mart 2017
    Dün ocak ayı dış ticarete verileri açıklandı. Ayrıntıları DÜNYA’da bulabilirsiniz. Ben sadece yatırım malları ithalatı ile ilgiliyim. Zira inşaat dışı yatırım açısından Türkiye ekonomisi iyi bir performans göstermiyor. Oysa sürdürülebilir kalkınma hızımızı artırabilmemiz için inşaat dışı yatırımlar çok önemli. Sadece beton dökerek verimlilik artırılamıyor, sanayileşme sağlanamıyor çünkü. [Devamı]
    Biz bu işi neden yaptık?
    Fatih Özatay, Dr. 22 Şubat 2017
    1 Kasım 2016 tarihinde, yani bundan üç ay yirmi iki gün önce bir dolar 3 lira 10 kuruştu. Merkez Bankası’nın (TCMB) faizi ise yüzde 7.80 düzeyindeydi. Bu tarihten itibaren döviz kurunda baş döndürücü bir artış gördük: Bir ay sonra –aralık ayının başında- dolar kuru 3.45’e çıktı; farklı bir ifadeyle kur yüzde 6 arttı. Aradan bir ay daha geçti ve yeni yılın ilk iş günü bir dolar 3.54’e yükseldi. Yirmi beş gün sonra, 27 Ocak günü döviz kuru 3.88’e sıçradı. Bu yazının kaleme alındığı pazartesi günü ise bir dolar 3 lira 62 kuruşa gerilemişti (tüm bu hareketler grafikte gösteriliyor).Soru şu: Ne oldu da üç aydan biraz kısa bir sürede 3.10’dan 3.88’e sıçrayan, yani yüzde 25.2 oranında artan döviz kuru, bir aydan kısa bir sürede 3.62’ye geriledi? Soru şüphesiz çok kolay bir soru; yanıtı yeteri kad [Devamı]
    Kamu ve özel bankaların kredi arzlarında farklılık
    Fatih Özatay, Dr. 15 Şubat 2017
    Geride bıraktığımız yılın ikinci yarısında belirgin biçimde düşen iç talebi artırmak için ardı ardına kararlar alınıyor. Bu kararların bir yansıması da banka kredilerinde gözleniyor. [Devamı]
    Güdük sanayi sektörünün düşündürdükleri
    Fatih Özatay, Dr. 08 Şubat 2017
    2010-15 dönemine ait birkaç rakam vererek başlayayım: İmalat sanayinde yaratılan katma değerin gayrisafi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı yüzde 16.1. Buna karşılık, inşaat sektörü katma değerinin GSYH’ye oranı yüzde 7.2, gayrimenkul hizmetlerinde yaratılan katma değerin GSYH’ye oranı ise yüzde 8.9. Farklı bir ifadeyle, 2010-15 döneminde, Türkiye’nin GSYH’sinin yüzde 16.1’i imalat sanayinde yaratılırken, bir o kadarı da inşaat ve gayrimenkul hizmetlerinde yaratılmış (2010-15 döneminin özelliği şu: Yeni GSYH verileri hesaplanırken kullanılan yeni yöntemler ve bilgi kaynakları asıl olarak bu dönem için var. Yoksa bu dönemin bir orijinalliği yok. 2010 yerine 2002’den başlasaydım da çok değişmeyecekti bu oranlar.)İki nokta dikkat çekici. Birincisi, imalat sanayi (ya da sanayi) katma değerinin GSYH [Devamı]
    Emtia fiyatları 'farkı' açıklamıyor: Eski-yeni GSYH karşılaştırması (5)
    Fatih Özatay, Dr. 01 Şubat 2017
    Türkiye İstatistik Kurumu’nun yeni GSYH verilerini anlatmak için yaptığı toplantılardaki (Ulusal Hesaplar Sistemi) sunumunun 52'nci sayfasında ana başlık şöyle: 'Farklar ve Kaynakları'. Kastedilen 'fark' eski GSYH serisinden hesaplanan büyüme oranı ile yeni GSYH serisinden hesaplanan büyüme oranı arasındaki fark. Alt başlık ise şöyle: “Soru: 2015 yılında hiçbir gösterge büyüme işareti vermiyor. Buna karşın büyüme neden % 6 civarında?”. Sorulan soru önemli, zira eski GSYH’ye göre 2015 yılının büyüme oranı % 4. Arada önemli bir fark var. Soruya yanıt olarak bir grafik verilmiş. Grafikte 2009-2016 döneminde aylık demir cevheri fiyatları yer alıyor. 2015 yılında keskin bir düşüş var demir cevheri fiyatında. Sunumun bir sonraki sayfasında yine aynı üst başlık var ve alt başlıkta yine aynı soru [Devamı]