Arşiv

  • Ocak 2018 (16)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)
  • Nisan 2017 (19)
  • Mart 2017 (21)
  • Şubat 2017 (16)

    Etiketler

    Merkez Bankası ne yapabilir?
    Fatih Özatay, Dr. 23 Kasım 2016
    Bir süredir döviz kuru neredeyse kesintisiz yükseliyor. Merkez Bankası bu gidişat karşısında ne yapabilir? Bu soru elbette çok önemli ama yanıtlayabilmek için önce “hangi Merkez Bankası” sorusuna cevap vermek gerekiyor. [Devamı]
    Yüzde 3 büyümeyi bile mumla aramak…
    Fatih Özatay, Dr. 16 Kasım 2016
    ABD ekonomisinde işler yolunda gidiyor. Çoğu uzmana göre, ekonomi tam istihdam düzeyine çok yakın, keza üretim düzeyi de potansiyel düzeyi civarında. Öte yandan, mevcut ücret artış oranlarının yüzde 2 enflasyon hedefine ulaşılmasını sağlayacağı düşünülüyor.Ocak ayı içinde Başkanlığı devralacak Trump kısa “kabul konuşmasında” ABD’nin altyapısını tümüyle elden geçireceğini ve bu amaçla önemli kaynaklar ayıracağını belirtti. Öte yandan, seçim kampanyası sırasında önemli vergi indirimlerine gideceğini de sıkça açıklamıştı. Üstelik çoğu konuda yaptığı “U” dönüşlerini, vergi indirimi konusunda hiç yapmadı; düzenli olarak bunu dile getirdi. Zaten cumhuriyetçileri demokratlardan ayıran önemli bir ekonomi politikası uygulaması bu; cumhuriyetçiler geleneksel olarak, “yatırım yapma iştahlarının azalm [Devamı]
    2009’dan bu yana böyle üretim daralması gözlenmedi
    Fatih Özatay, Dr. 09 Kasım 2016
    Eylül ayına ilişkin sanayi üretimi verisi açıklandı. İç açıcı değil durum. Bir yıl öncesinin aynı ayına göre üretimde yüzde 3.1 azalış var. Ama biliyoruz ki aylık üretim verilerinde ters yönlü oynamalar sıkça görülüyor. Bu nedenle aylık değişimlere fazla takılmamak gerekiyor. Bunun yerine her ay itibariyle son üç ayın ortalama üretim verisine ve bu veriden elde edilen yüzde değişimlere bakmak daha yararlı. Grafikte bu verinin bir yıl öncesinin aynı dönemine kıyasla yüzde değişimi Ocak 2012’den bu yana yer alıyor.2016’nın şubat ayından bu yana baş aşağıya gidiyor üretim artışı. Öyle ki, üretim artışındaki azalma son iki ayda bir yıl öncesinin aynı dönemine kıyasla üretim azalışına dönüşüyor. Böyle bir üretim azalması 2012’den bu yana gözlenmiyor. Aslında grafik 2012’den başladığı için böyle [Devamı]
    Yatırım verisinde bir yanlışlık olabilir mi?
    Fatih Özatay, Dr. 02 Kasım 2016
    Bir süredir özel sektör yatırım harcamalarına “takmış” durumdayım. Taktım çünkü bugünün yatırım harcaması gelecek yılların üretim kapasitesini etkiliyor. Özel yatırım harcamaları 2011’den bu yana artmıyor. Özellikle makine ve teçhizat yatırımlarında belirgin bir azalma var. Bu durumun yatırımcılara yeterli miktarda ve düşük maliyette kredi arz edilmemesinden çok, temelde hukuk sistemimizin ve demokrasimizin içinde bulunduğu durumla ilgili olduğunu defalarca vurguladım bu köşede.Serde akademisyenlik var, daha öncesinde ise ağırlıklı olarak bürokraside araştırma bölümlerinde ya da onlardan sorumlu olarak görev yaptım. Böyle olunca yazdıklarınızdan ve okuduklarınızdan şüphe etmek giderek temel karakteriniz oluyor. Bu kadar özel sektör yatırımları hakkında yazınca, “ya bu işte bir gariplik yok [Devamı]
    Oynama alanımız var ama oynayamıyoruz
    Fatih Özatay, Dr. 26 Ekim 2016
    Kamunun borcunun milli gelire oranı hem kendi geçmişimizle hem de uluslararası karşılaştırma yapıldığında oldukça düşük düzeyde. Hazine enflasyonun çok da üzerinde bir faiz ödemeden borçlanabiliyor. Bütçe gelirleri ile karşılaştırıldığında faiz yükümlülükleri için bütçeden yapılan ödemeler oldukça düşük bir seviyede. Bütçe açığımız da kabul edilebilir düzeylerde yıllardır seyrediyor. Tüm bu olumlu olgular şu anlama geliyor. Diğer koşulların uygun olması halinde, Türkiye’nin ekonomik büyümesini artırmak amacıyla maliye politikasını bir miktar gevşetme lüksü var. Özellikle de bu gevşeme ileride Türkiye’nin üretim kapasitesini artıracak yatırımlar kanalıyla yapılırsa.Böyle baktığınızda kamu maliyesine ilişkin mevcut göstergeler aslında herhangi bir ülke için “nimet” niteliğinde. Özellikle de [Devamı]
    Üç haber ve bir soru: Bu ülkede yapısal reform yapılabilir mi?
    Fatih Özatay, Dr. 19 Ekim 2016
    İlk haberimiz "proje okullar"a ilişkin. Özü: Başarılı okullarda belli bir sürenin üzerinde görev yapmış öğretmenlerin başka okullara tayin edilmesi öğrencilerin ve velilerin tepkisini çekiyor. Ben, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) "proje okullar" listesindeki bir okuldan -güncel adıyla Meram Anadolu Lisesi'nden, ilk ve benim zamanındaki adıyla da Konya Maarif Koleji'nden- mezunum. 1955'te Türkiye'de beş tane açıldı bu liselerden: Bornova, Eskişehir, Kadıköy, Konya ve Samsun Maarif Kolejleri. MEB internet sitesinden 2016 listesini aradım; bulamadım ama Eylül 2015'teki listeye göre bunların tümü "proje okullar" arasında. Kurulduklarında, ilk yılı İngilizce hazırlık olmak üzere yedi yıl yüksek kalitede eğitim veriyorlardı. Yetenek sınavıyla öğrenci alınıyordu. Mesela ben Ağrı'dan gelip sınava [Devamı]
    Önemli olan sorunların arkasındaki temel nedenler
    Fatih Özatay, Dr. 12 Ekim 2016
    Ülkelerin çoğunda da böyle, yok öyle. Böyle ya da öyle; önemli olan onlardaki değil bizdeki durum. Hangi cepheden bakarsanız bakın ekonomide önemli sorunların varlığına işaret eden göstergelerle hemen burun buruna geliyorsunuz. Uzun bir süredir özel yatırım harcamalarının 2012’nin başından beri yerinde saydığını, hatta 2011’e kıyasla her yıl daha düşük düzeyde gerçekleştiğini yazıp duruyorum. Bunun kredi azlığı ya da kredi faizinin yüksekliği ile pek bir ilgisi olmadığına, haydi bilemediniz “milim” etkisi olduğuna dikkat çekiyorum. Yargısı, iç güvenliği, dış politikadaki sorunları, demokrasisi bu düzeyde olan bir ülkede yatırım yapılabilir bir ortamdan pek söz etmek mümkün değil herhalde. Özellikle de rant vurgunu peşinde koşmayan yatırımları düşünürseniz.Gelin başka bir göstergeye, sanayi [Devamı]
    Ekonomik yavaşlamayı oturup seyredecek miyiz? (2)
    Fatih Özatay, Dr. 05 Ekim 2016
    Yok, elbette seyretmeyeceğiz. Ama üç önemli noktayı hiç akıldan çıkarmayacağız. Bir: Tüketimi artırmaya yönelik kararların bir yararı yok (geçen haftaki yazıma bakabilirsiniz). İki: Yavaşlamaya karşı alabileceğimiz sınırlı sayıda ekonomik önlem var. Üç: Kalıcı çözümler ekonomi dışında ve “olmazsa olmaz” konumdalar. “Olmazsa olmazlar” ile başlayayım. Gerçi ne söyleyeceğimi biliyorsunuz ama bir kez daha altını çizmekte yarar var:Kalıcı ve yüksek bir büyüme oranı yakalayabilmek için yatırım ve tüketim artışının birlikte olması gerekiyor. Sadece tüketim artışına dayalı bir büyüme kalıcı olamaz, olmadığı gibi bir dolu sorun yaratır. Türkiye’de 2012 yılından bu yana yapılan özel yatırım harcamaları 2011’e kıyasla daha düşük. Bu düşüklüğü, dolayısıyla, 15 Temmuz’da olan bitene bağlamak mümkün değ [Devamı]
    Ekonomik yavaşlamayı oturup seyredecek miyiz? (1)
    Fatih Özatay, Dr. 28 Eylül 2016
    Ekonomi 15 Temmuz’un çok öncesinden beri yavaşlama sinyalleri veriyordu. 15 Temmuz ve sonrasında yaşananlar nedeniyle ekonomideki yavaşlamanın daha da belirginleşmesi büyük olasılık. Bu çerçevede hükümetin yavaşlamayı törpüleyici, mümkünse de tersine çevirici önlemler araması çok doğal. Açıklanan ekonomik önlemlerin önemli bir kısmının kredi arzını artırmaya yönelik olduğunu görüyoruz. Bir ölçüde de kredi maliyetlerini düşürmeyi amaçlayan kararlar yürürlüğe konuldu. Bu önlemlerin ne ölçüde yaraya merhem olacaklarını öngörmek o kadar karmaşık bir analiz gerektirmiyor. Sadece biraz düşünmek, biraz da bazı kritik göstergelere bakmak yeterli. Madde madde neden açıklanan önlemlerin yaraya merhem olamayacaklarını göstermeye çalışayım.Bir: Ekonomik yavaşlama tüketim harcamalarındaki yavaşlamadan [Devamı]
    Asıl sorunla yüzleşmemek
    Fatih Özatay, Dr. 21 Eylül 2016
    Yılın ilk yarısına ilişkin açıklanan son veriler ne yazık ki 15 Temmuz darbe girişiminden epey önce bu köşede yer alan “duvara toslamak üzereyiz” sevimsiz kehanetine uygun bir ekonomik gelişmeyi yansıtıyor. Bayramdan önce yılın ikinci çeyreğine ilişkin GSYH verileri, dün ise haziran dönemi işgücü verileri açıklandı. Önce “taze” gelişmeden söz edeyim.Nisan döneminde (mevsimlik hareketlerinden arındırılmış) işsizlik oranı yüzde 9.9 düzeyindeydi. Mayıs döneminde yüzde 10.3’e, haziran döneminde ise yüzde 10.9’a sıçradı. Bu üç dönemde işgücüne katılım oranında bir artış yok; yani işgücüne katılım oranı arttığı için işsizlik artmıyor. İstihdam azaldığı için artıyor. Veride bir yanlışlık yok ve dolayısıyla revize edilmeyecekse gerçekten çok yüksek bir artış. Haziran dönemi verisi mayıs-haziran-te [Devamı]