Arşiv

  • Şubat 2018 (18)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)
  • Nisan 2017 (19)
  • Mart 2017 (21)

    Etiketler

    Kendi kendine faizi düşürmek lüksünden yoksun kalmak...
    Fatih Özatay, Dr. 14 Şubat 2018
    Gelişmekte olan ekonomilerin özellikle tasarruf açığı olanlarının finansal piyasalarında önümüzdeki dönem gergin geçecek. Malum, başta ABD Merkez Bankası olmak üzere büyük gelişmiş ekonomilerin merkez bankalarının önemli bir kısmı ya para politikalarını sıkılaştırmaya başladılar ya da başlamak üzereler. Türkiye özelinde, bu resme jeopolitik gelişmeleri de ekleyebilirsiniz. Ortalık fazla gerilmeden, olası döviz kuru gelişmeleri karşısında faiz politikası hakkında birkaç şey söylemek istiyorum.2001 krizi sonrasındaki beş-altı yıllık dönemi düşünün. Maliye politikası düzgün bir şekilde kamuoyuna daha önceden açıklandığı biçimde yürütülüyor. Para politikası enflasyona odaklanmış vaziyette. Bankacılık sektörünü sağlamlaştırmak üzere bir dizi reform yapılıyor. İstikrarı sağlamaya yönelik bu poli [Devamı]
    Finansal derinleşmede yolun sonu mu?
    Fatih Özatay, Dr. 07 Şubat 2018
    Türkiye ekonomisinin son on beş yılına bakıldığında en çarpıcı gelişmelerden biri finans sektöründe yaşandı. Önemli bir finansal derinleşme gerçekleşti. Finansal derinleşmeyi en belirgin sergileyen göstergelerin başında toplam kredi stokunun gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı geliyor: 2002 sonunda yüzde 10’un biraz üzerindeyken, 2017’nin üçüncü çeyreği itibariyle yüzde 60’ı az miktarda geçmiş durumda (Grafik 1).Finansal derinleşme genellikle olumlu bir gelişme olarak yorumlanır. “Genellikle” çünkü finansal derinleşmenin ne ölçüde sürdürülebilir olduğu da önemlidir. Sürdürülebilirlik açısından özellikle iki noktaya dikkat etmek gerekir. Birincisi, belli bir zaman diliminde gerçekleşen finansal derinleşmenin temel nedeni çok hızlı kredi artışı ise, büyük ihtimalle o ekonomiye ilişkin r [Devamı]
    Döviz kredisi düzenlemesi
    Fatih Özatay, Dr. 31 Ocak 2018
    Uzun bir süredir, Türkiye ekonomisinin temel kırılganlık kaynağının döviz cinsinden borçlarının döviz cinsinden alacaklarına kıyasla çok yüksek bir düzeyde bulunması olduğuna dikkat çekiyorum. Bu kırılganlık, döviz kurundaki sert ve görece uzun süreli yükselişlerin özellikle şirketler kesiminin bilançosunu sarsmasına yol açıyor. Döviz kurunda bu tip hareketlerin önemli bir kısmı Türkiye’nin kontrolünde olmayan nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Mesela, gelişmiş büyük ülkelerin merkez bankalarının parasal sıkılaştırmaya gitmeleri, hele bu sıkılaştırmanın şiddetleneceği beklenirse Türkiye ve benzer kırılganlıklara sahip ülkelerde önemli tahribatlara yol açabiliyor. Genellersem, Türkiye ekonomisi yurtdışından sermaye (dış kaynak) girişinde oluşabilecek belirgin azalışlara karşı hassas. Bu [Devamı]
    Genç işsizlik
    Fatih Özatay, Dr. 24 Ocak 2018
    Genç işsizlik oranımız yüksek. Elimizdeki en son veri Ekim 2017 için ve 15-24 yaş arasında olup da işgücüne dahil olanların (çalışan ya da işsiz) yüzde 19’unun işsiz olduğunu gösteriyor. Geride bıraktığımız yılın ilk on ayının ortalaması daha yüksek: Yüzde 21.3. 2016 yılında ise bu oran yüzde 19.6 düzeyindeydi. Aynı dönemlerde genel işsizlik oranının yukarıdaki sırayla yüzde 10.3, 11.1 ve 10.9 olduğu dikkate alındığında, genç işsizlik oranının genel işsizlik oranının nerdeyse iki katı kadar olduğu ortaya çıkıyor.Peki, başka ülkelerde durum nasıl? Birkaç ülke vereyim ve önce genç, sonra da (parantez içinde) genel işsizlik oranlarını göstereyim (2016 yılı ve %): Güney Afrika: 53.3 (27.6); Yunanistan: 47.3 (21.6); Şili: 15.7 (6.5); Kore: 10.7 (3.8); Meksika: 7.7 (3.9); Almanya: 7.0 (3.9); Jap [Devamı]
    Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı
    Fatih Özatay, Dr. 17 Ocak 2018
    Zaman zaman Türkiye’nin yıllık dış finansman ihtiyacı tartışılıyor. Bugün bu konuyu ele almak istiyorum. Tabloda iki ayrı “finansman ihtiyacı” değeri var. En üst satırda yer alan “finansman ihtiyacı-1”, cari işlemler açığından doğan finansman ihtiyacı ile vaktiyle alınan orta ve uzun vadeli kredilerin vadesi gelen kısımlarından kaynaklanan finansman ihtiyacının toplamından oluşuyor. Dolayısıyla, yıl içinde alınan ve o yıl içinde ödenmesi gereken kısa vadeli yükümlülüklerden kaynaklanan finansman ihtiyacını yansıtmıyor. “Finansman” ve “ek finansman” başlıkları altında yıl içinde bu finansmanın nasıl karşılandığı gösteriliyor (meraklısı için ayrıntısı yazının sonunda). En altta yer alan “finansman ihtiyacı-2” ise, cari işlemler açığından doğan finansman ihtiyacı ve o yıl içinde ödenmesi gere [Devamı]
    Bozuk gelir dağılımı
    Fatih Özatay, Dr. 10 Ocak 2018
    Refah açısından bakıldığında, bir ülkenin milli gelirinin büyüklüğü açısından dünyanın bilmem kaçıncı ülkesinin olmasının bir önemi yok. Aynı para birimi cinsinden ölçüldüğünde, A ülkesinin milli geliri 100 mangır, B ülkesinin milli geliri ise 500 mangır olsun. A ülkesinde 100, B ülkesinde ise 1000 kişi yaşasın. Bu durumda A ülkesinde kişi başına gelir 1 mangır, B ülkesinde ise 0.5 mangır olacak. Kişi başına düşen gelir açısından bakıldığında, açık ki, milli geliri çok daha düşük olan A ülkesi B ülkesinin iki katı kadar zengin.Oysa vatandaşların refahındaki değişimleri değerlendirebilmek için kişi başına gelir düzeyindeki değişimleri incelemek çok yetersiz. Öyle ya, emeklilerin oturduğu bir kahveye bir tane milyarder girse, kahvede o girmeden önceki kişi başına gelir düzeyi ile o girdikten [Devamı]
    2018
    Fatih Özatay, Dr. 03 Ocak 2018
    Üst üste iki yazı 2017’yi değerlendirdikten sonra sıra 2018’e ilişkin beklentilerimi tartışmaya geldi. Temel beklentimi şöyle özetleyebilirim. Yurtdışından kaynaklanan büyük bir şok gelmedikçe 2018 “idare ettiğimiz” bir yıl olacak; pek heyecanlanmayacağız.Temel senaryom şöyle: Yurtdışından büyük bir şok gelmiyor. ABD Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankası çok önceden yaptıkları açıklamalara uygun bir para politikası uygulamaya devam ediyorlar. ABD ile oldukça bozuk olan ilişkiler bilinen çerçevede kalıyor; ekonomimizi zorlayabilecek ABD kaynaklı anlamsız yaptırımlar gündeme gelmiyor. Avrupa ile bir miktar yumuşama yaşıyoruz. Bölgemizde son zamanlarda attığımız daha dengeli dış politika adımları sürüyor. Ham petrol ve doğalgaz ithal fiyatları mevcut düzeylerinde seyrediyor. Erken seçim yap [Devamı]
    2017 değerlendirmesi (2)
    Fatih Özatay, Dr. 27 Aralık 2017
    Geçen haftaki yazımda 2017 yılında ekonomimizi değerlendirmiş ve yedi önemli soruna dikkat çekmiştim. Mümkün olduğunca gruplayarak o sorunları doğuran nedenleri tartışmak istiyorum bugün. Bazı sorunları tek gruba sokmak mümkün değil; birden fazla grupta yer alabilirler bu nedenle.İlk sorun grubu. “Yüksek enflasyon”, “döviz kurunda belirgin artış ve oynaklık” ile “lira cinsinden kredilerin lira cinsinden mevduata oranının yüksek olması”: Bu gruptaki ilk iki sorun temelde para politikası ile ilgili. Merkez Bankası’nın (MB) politika faizini (şu sıralarda geç likidite penceresi faizi) yeteri kadar yükseltmemesi, yıllardır enflasyonun hedefin oldukça üzerinde seyretmesine yol açtı. Ağırlıklı olarak dış şoklar nedeniyle ortaya çıkan ani ve uzun süreli kur artışlarının doğuracağı ek enflasyona da [Devamı]
    2017 değerlendirmesi
    Fatih Özatay, Dr. 20 Aralık 2017
    Adettendir; yıl biterken o yılı değerlendirmek, gelen hakkında da ahkâm kesmek gerekir. Adet yerini bulsun; 2017’de ekonomimizde dikkatimi çeken gelişmelere değineyim bugün. “Gelişmeler” derken çok sayıda göstergeyi art arda sıralamak değil niyetim. “Sorunlar” penceresinden bakmak istiyorum 2017’ye; zira önemli kırılganlıklar var Türkiye ekonomisinde ve bunların bazıları biraz daha dikkat çeker hale geldi 2017’de. Bu değerlendirmeyi şöyle yapacağım: Önemli sorunlara işaret eden göstergelerin küresel kriz öncesindeki değerlerini 2017 yılının ortalama değerleri ile karşılaştıracağım. Elbette 2017’nin tümüne ait veriler yok; ne varsa onunla yetineceğim.Sözünü ettiğim değişkenler ve onlara ait değerler tabloda yer alıyorlar. Makine-teçhizat yatırımlarını tabloya alamadım çünkü veri 2009’dan ba [Devamı]
    Sahi, para politikası sıkı maliye politikası gevşek mi?
    Fatih Özatay, Dr. 13 Aralık 2017
    Son dönemde bazı yorumcular Türkiye’de “sıkı para politikası – gevşek maliye politikası” şeklinde özetlenebilecek bir ekonomi politikasının uygulandığını öne sürüyorlar. Bu sav –dile getirenler alınmasın, bana biraz eğlenceli geliyor.Birinci grafikte Ocak 2010’dan bu yana tüketici enflasyonunun, çekirdek (temel) enflasyonun (C göstergesi) ve Merkez Bankası’nın enflasyon hedefinin gelişimi gösteriliyor. İkinci grafikte ise tüketici enflasyonu ile enflasyon hedefi arasındaki fark yer alıyor; sıfırın üzerindeki her değer enflasyonun hedefin üzerinde kaldığını gösteriyor. Dikkat ederseniz nerdeyse ele alınan dönemin tümünde hedeften önemli ölçüde sapma var ve bu sapma yukarıya doğru. Ama daha önemlisi şu: Özellikle son dönemde sapma yukarıya doğru keskin bir eğilim gösteriyor. Farklı bir ifade [Devamı]