Arşiv

  • Temmuz 2018 (14)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)

    Etiketler

    Merkez Bankası’nın çok doğru ama çok gecikmiş kararı
    Fatih Özatay, Dr. 30 Mayıs 2018
    Önce bir bilgi eksikliğini gidermek gerekiyor. Koridor sistemini Merkez Bankası son yıllarda ya da 2010’da icat etmiş değil. 2002 başlarından bu yana uygulanıyor. Ayrıca koridor sistemini çok sayıda merkez bankası uyguluyor: ABD dışındaki büyük gelişmiş ülkelerin merkez bankaları ve büyük yükselen piyasa ekonomileri. Merkez Bankası’nın şöyle bir geleneği vardı (umarım hala vardır): Yeni önemli bir para politikası uygulamasına geçilecekse, benzer uygulamayı sürdüren ülke örneklerine bakılırdı. Başarılı olanlar neden olmuşlar, başarısızların çuvallama nedenleri ne? Başka tecrübeler ışık tutardı yeni politika uygulamasının tasarımına. 2001 sonuna doğru Merkez Bankası’ndan bir heyet döviz alım ihaleleri ve faiz koridoru uygulamalarını tartışmak üzere bu konularda başarılı olan Meksika Merkez B [Devamı]
    Silah ambargosu tartışmaları ve ‘olağan fırsatçılar’
    Nihat Ali Özcan, Dr. 29 Mayıs 2018
    Seçim sadece iç politikayı değil, dış politikayı da etkileyecek gibi görünüyor. Yeni cumhurbaşkanı ve ekibinin seçim sonrası Türkiye-ABD ilişkilerine odaklanacağını söylersek abartmış olmayız. Çünkü ortada çözüm bekleyen bir dizi sorun var. Suriye’den PKK/PYD’ye, Gülen’in iadesinden Rahip Brunson davasına, Halk Bankası’ndan S-400 hava savunma sistemine, İran’dan Rusya ile ilişkilere kadar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, şimdi de ambargo tartışmalarını tetikleyen F-35 uçakları gündemde. Türkiye, bu uçaklardan yüz tane alma kararı vermişti. Gereken koşulları yerine getirdi. İlk partinin yakın bir zaman içinde teslim alınacağı bildirildi. Ne var ki bu günlerde ABD tarafından karışık sinyaller gelmeye başladı. “Teslimatın” ötelenebileceği, dahası “ambargoya” dönüşebileceğine dair emareler var.Zate [Devamı]
    Ekonomiden sorumlu başkan yardımcısı adayı kim olacak?
    Güven Sak, Dr. 28 Mayıs 2018
    Bu aralar konu dönüp dolaşıp hep aynı yere geliyor. Dil ağrıyan yere gider misali bir nevi. Sanayi 4.0 diye toplantıya giriyorsunuz, muhabbet dönüp dolaşıp, Türk lirasının Amerikan doları karşısındaki perişanlığına geliveriyor. Millet, “Bırak şimdi Sanayi 4.0’ı önce Dolar 5.0 konuşalım.” diyor. Üzücü olan nedir? Şudur: Yeni teknolojik devrim bütün hızıyla devam ederken, Türkiye, yine eski kriz dönemlerinin normal gündemine geri döndü. Aynı 1999-2001 gibi oldu ortalık. Yazık. [Devamı]
    Trump, İran ve Türkiye
    Nihat Ali Özcan, Dr. 25 Mayıs 2018
    Trump’ın İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekildiğini açıklaması bir dizi tartışmayı beraberinde getirdi. Kararı İsrail büyük bir sevinçle karşılarken, başta AB olmak üzere birçok ülke itiraz ve kaygılarını dile getirdi. ABD yönetimi ise bu tepkilere kulaklarını tıkadı ve “Trump doktrini”ni ete kemiğe büründürecek talepler listesini açıkladı. Şimdi herkes talepleri hayata geçirecek stratejiyi, araçlarını ve zamanlamasını keşfetmeye odaklanmış durumda.   ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, talepleri 12 başlık altında açıkladı. Listenin geneline bakıldığında, taleplerin nükleer kapasite geliştirmenin çok ötesine geçtiği görülüyor. İran’ın dış politikasını değiştirmesi, füze kapasitesinde değişiklikler yapılması, Yemen, Suriye, Afganistan ve Irak’ta vekâlet savaşlarına son vermesi, Şiiler ve diğe [Devamı]
    Çözüm var ve zor değil
    Fatih Özatay, Dr. 23 Mayıs 2018
    Döviz kurunda yukarıya doğru keskin hareketin nedenleri tartışılıyorken bazen “iç rahatlatıcı” olarak hareketin bir kısmının dış nedenlerden kaynaklandığı dile getiriliyor. Seçim yaklaşıyor ya; kimine göre “hareketin bir kısmının” değil, “asıl belirleyicisinin” dış nedenler olduğu iddia ediliyor; zaten gelişmekte olan her ülkede de benzer hareketler yaşanıyor onlara göre. Karşı kanıt olarak Türkiye’nin yılbaşından ya da ne bileyim mayıs ayının başından bu yana Arjantin’den sonra parası en fazla değer kaybeden ülke olduğu gerçeğine işaret ediliyor. Ekleniyor: Arjantin’i saymayın, zaten IMF’nin kapısında.Sonuçta bakarsanız, “asıl belirleyici” görüşü bir tarafa bırakılırsa, söylenenlerin hepsinin yaşananlarla yakından ilgisi var. Peki, öyle değil ama diyelim ki kurdaki “çılgın” gidişin tek so [Devamı]
    Pakistan’dan Filistin’e zayıf halkalar ve seçim
    Nihat Ali Özcan, Dr. 22 Mayıs 2018
    Seçimi kazanacak cumhurbaşkanı ve parlamento üyelerinin işi zor. Bu kanaat, sadece iç sorunlar ve zora giren ekonomiden oluşmuyor. Daha çok, dengelerin değiştiği, normların, kuralların ihlal edildiği yeni bir küresel düzenin doğumuna tanıklık ettiğimiz fikrine dayanıyor.Düzen değişikliğinin bir yanında Çin var. Öte yanında ise ABD. Eski rolünü terk ederken, yeni rolünün ne olduğuna bir türlü karar veremeyen, kuralları yok sayan, kabadayı davranışlar içindeki ABD.Türkiye için zor olan şu: Tespih gibi dizilmiş sorunlu ülkelerle komşu olan ve yeni düzenin kuruluş sancılarının en fazla hissedildiği bir bölgede yer almak. Pakistan’la başlayan kırılgan ve sorunlu kuşak, Akdeniz’e kadar uzanıyor. Afganistan, İran, Irak, Suriye, Lübnan, Filistin ve İsrail kuşağın diğer parçaları. Bölge büyük güç r [Devamı]
    Bulun şu işin dibini artık
    Güven Sak, Dr. 21 Mayıs 2018
    Çok değil, bundan on yıl kadar önce, 2007’de 1 lira yaklaşık 75 cent’ti geçen hafta itibariyle 22 cent oldu. Nedir? Lira son 10 yılda yüzde 70 değer kaybetti. Bundan 10 yıl önce, Amerikalılar, bir Türk Lirası almak için 75 Amerikan kuruşu ödüyorlardı; geçen hafta itibariyle, 22 Amerikan kuruşu veren bir Türk Lirası edinebilir hale geldi. Bizim oralarda eskiler buna, para pul oldu derlerdi. Nitekim Türk Lirası hakikaten pul oldu. Şimdi akıllardaki sorulara bakalım. Türk Lirasına yeniden itibar kazandırmak mümkün müdür? Evet. Türkiye, tek başına, Türk Lirasına itibar kazandırabilir mi? Evet. Peki, neden yapmıyor? Bilmem. Yapmalı mıdır? Geç bile kaldı. Gelin anlatayım. [Devamı]
    Matüridilik bir ulus devlet projesi midir?
    Hilmi Demir, Dr. 18 Mayıs 2018
    Matüridiliğin Türkiye’de gündeme gelmesi ve tartışılıyor olması bazı çevreleri rahatsız etmişe benziyor. Bu rahatsızlıklarını, Matüridiliğin Cumhuriyet öncesi Osmanlı kültüründe çok da bilinmeyen ve önemsenmeyen bir kimlik olduğunu iddia ederek dillendiriyorlar. Bu çevrelerin bazı iddialarını şöyle sıralayabilirim: “Matüridilik Türk milliyetçilerinin ve laik seküler cumhuriyet ideolojisinin bir inşasıdır”; “Osmanlı uleması kendisini Matüridi olarak tanımlamamıştır”; “Osmanlı’nın daha çok Eş’ari olduğunu söylemek gerekir...” [Devamı]
    Kurumsal şirketler İzmir'in yeşil teknoloji startuplarıyla buluştu
    Selin Arslanhan Memiş 18 Mayıs 2018
    Geçtiğimiz günlerde UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı) yeni raporunu açıkladı.2018 raporunun konusu hiç şaşırmayacağınız gibi teknoloji ve inovasyon. Raporda yeni teknolojilerin sürdürülebilir kalkınma üzerine etkisi vurgulanıyor. Bu etkinin işlevsel hale gelmesi için ön koşul olarak da, farklı aktörler arasında işbirliklerinin kurulması belirtiliyor. İnovasyon, aktörleri tek tek ekosistemde yerine yerleştirmekle ortaya çıkmıyor. Aktörler arası ilişkiler işlevsel hale gelmeden inovasyon ekosistemi etkin çalışmıyor. UNCTAD raporunda da, ekosistemdeki aktörlerin tek tek, yeni teknolojilerin sürdürülebilir kalkınma için önemini benimsemesinin yetmediği, bunun işlevsel hale gelmesi için aktörler arası işbirliklerinin gelişmesine ihtiyaç duyulduğu uzun uzun anlatılıyor. [Devamı]
    İsrail’in ‘tırpanlama’ stratejisi ve Filistin
    Nihat Ali Özcan, Dr. 18 Mayıs 2018
    Trump’ın ülkesinin büyükelçi-liğini, Filistinliler için matem, İsrail için zafer anlamına gelen bir günde Kudüs’e taşıması büyük olaylara ve tartışmalara neden oldu. Özellikle İsrail askerlerinin Filistinli göstericilerden altmışını katletmesi ve binlercesini yaralaması bu tarihsel trajediyi bir daha hatırlamamıza vesile oldu. Büyük sayıda kayıplara rağmen, İsrail yönetiminin rahatlığı, dünya kamuoyunun büyük bölümünün sessizliği, öfke, hayret ve bir dizi soruyu da beraberinde getiriyor. Örneğin, İsrail ordusuna mensup keskin nişancıların, hiçbir vicdani ve ahlaki kaygı duymaksızın, seçilmiş hedefleri vurmaları, gösterileri bastırmakla görevli komutanın şahsi kararı mı yoksa İsrail’in değişen “ayaklanmayı bastırma” stratejisinin bir sonucu mu? Cevabı aranan diğer soru da şu:  İsrail bu “st [Devamı]