Arşiv

  • Kasım 2017 (12)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)
  • Nisan 2017 (19)
  • Mart 2017 (21)
  • Şubat 2017 (16)
  • Ocak 2017 (20)
  • Aralık 2016 (19)

    Etiketler

    Finansman bulmakta zorlanıyoruz
    Fatih Özatay, Dr. 12 Nisan 2017
    Dün, şubat ayına ilişkin ödemeler dengesi verileri açıklandı. Kısaca durum şu: Son on iki ayda toplam 33.7 milyar dolar cari açık vermişiz. Bu açıktan doğan finansman ihtiyacının yüzde 68.9’unu yurtdışından kaynağı belli borç alarak, yüzde 3.8’ini ise Merkez Bankası rezervlerinden karşılamışız. Finansman ihtiyacının yüzde 27.3’ünü ise net hata noksanla, yani (kısmen) kaynağı belirsiz dış borç ile gidermişsiz.Cari işlemler açığından doğan dış finansman ihtiyacımızın altında finansman bulabilmek büyüme oranımızı kısıtlıyor. Kısıtlıyor çünkü yurtiçi tasarruflarımız yetersiz düzeyde olduğundan, yani gelirimizin tüketmediğimiz ve dolayısıyla yatırımlara ayırabileceğimiz kısmı fazla olmadığından, yatırım düzeyimizi önemli ölçüde dış finansman miktarı belirliyor. Şubat ayında (normal yollardan) b [Devamı]
    Enflasyonun sorun olarak algılanmamasının maliyetleri
    Fatih Özatay, Dr. 24 Şubat 2016
    Geçen hafta derste sıra enflasyonun nedenlerini tartışmaktaydı. 2001-2006 Merkez Bankası dönemi bir tarafa bırakıldığında, 1995’ten bu yana ders veriyorum ve her dönem birkaç saati bu konuya ayırıyorum. Uzun bir süre, verdiğim makroiktisat ve parasal iktisat derslerinin öğrenciler açısından en eğlendirici konularından biriydi enflasyon ve nedenleri. Oysa birkaç yıldır öğrencilerin enflasyona ilişkin ilgilerinin azaldığını görüyorum.Elbette bunun bir nedeni, o eskinin yüksek enflasyon oranlarının artık gözlenmemesi; hem yurtta hem de cihanda. Hele küresel krizden sonra çoğu gelişmiş ülke için enflasyonun değil de deflasyonun ana tartışma konusu olduğu dikkate alındığında bu ilgisizliğin bir başka nedeni daha ortaya çıkıyor. Merkez Bankası’nın, enflasyonun yıllardır etrafında gezindiği düzey [Devamı]
    Düşük büyüme, yüksek cari açık vadisine hoş geldiniz
    Güven Sak, Dr. 22 Ekim 2015
    Türkiye ekonomisi artık yeni bir döneme girdi. Hala haberiniz yoksa bugün size ben anlatayım. Bundan bir süre önce düşük büyüme, yüksek cari açık dengesinde daha önce hiç yaşamadığımızı söylemiştim. Sene 2012 idi. O zaman mesele TEPAV Finans Enstitüsü raporlarında bir eğilim olarak dile getirilmişti. Şimdi artık vakıa olarak izleyebiliyoruz. Hadise somut bir olgu olarak karşımızda. Biz daha önce hiç böyle bir ortamda şirket yönetmemiştik. Ama hayatta her şeyin bir ilki vardır. Türkiye ekonomisi bir süredir istikrarlı bir düşük büyüme, yüksek cari açık sarmalına girmiş bulunuyor. Nereden çıktı bu? Bu sürdürülebilir bir durum mudur? Kur böyle bir ortamda ne olur? Buradan çıkmak için şans nerededir? Vakıa ile kavga edilemeyeceğine göre, bu durum nasıl idare edilir? [Devamı]
    Yaratıcılıkta yeni dönem!
    N. Emrah Aydınonat, Dr. 19 Şubat 2014
    Biliyorsunuz, kredi kartına taksitle cep telefonu satışı yasaklandı. Ama taksitle cep telefonu almak hala mümkün. En çok bilinen yöntem, telefonu GSM operatörlerinden taahhütlü sözleşme karşılığında satın alıp, telefonun parasını peyderpey ödemek. Ancak, daha yaratıcı yöntemler de var. Meraklısı için bunlardan bazılarını sıralayayım. [Devamı]
    Küresel dengesizlikler azalıyor mu?
    08 Ocak 2014
    Küresel krizin altıncı yılını tamamladığımız bugünlerde hala krizin açtığı yaraları sarmakla uğraşıyoruz. 2014 yılı ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin göreli olarak büyüme oranlarını artıracağı bir yıl olarak görünüyor, ama birçok parametrede hala kriz öncesinin çok gerisindeyiz. Örneğin, ABD ekonomisi halen kriz öncesinden 1,3 milyon daha az istihdam sağlıyor. Bu da daha küresel kriz bitti demek için çok erken olduğunu gösteriyor. [Devamı]
    Evlerimizin fiyatı arttı ve biz zenginleştik!
    Ozan Acar 23 Nisan 2013
    Türkiye’nin yıldız sektörü nedir sorusuna cevap vermek hiç bu kadar kolay olmamıştı. Etrafınıza bir bakın. Evinizin ya da işyerinizin yakınında boş bir arsa vardı hani. Ona ne yaptıklarını hatırlasanıza. Önce bir kulübe koydular üzerine. Ardından etrafını çevirdiler. Sonra iş makineleri getirildi. Zemin kazıldı, çıkan toprak kamyonlara yüklendi. Beton mikserleri yanaştı, bina yükselmeye başladı. Siz, “bu fiyata burada ev olur mu?” diye düşünürken, inşaat tamamlandı ve mahallenin yeni sakinleri, ismi gayet havalı olan o siteye taşındılar bile. Yanıldınız. Müteahhit iflas etmedi. Çoktan yeni bir arsa buldu ve başka bir projeye kazmayı vurdu. Kentlerimizde bir sürü yeni bina yükseliyor ve evlerimiz değerleniyor. Ama bu arada Türkiye’nin cari açığı da artıyor. Konut piyasası ve cari açık arası [Devamı]