Arşiv

  • Eylül 2017 (13)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)
  • Nisan 2017 (19)
  • Mart 2017 (21)
  • Şubat 2017 (16)
  • Ocak 2017 (20)
  • Aralık 2016 (19)
  • Kasım 2016 (22)
  • Ekim 2016 (18)

    Etiketler

    SİHA sadece bir ‘mühendislik harikası’ mıdır? (2)
    Nihat Ali Özcan, Dr. 22 Eylül 2017
    Silahlı İnsansız Hava Araçlarının (SİHA) müşterek bir mühendislik ürünü olduğu, üretiminin yoğun emek, bilgi, zaman, tecrübe ve para gerektirdiği bir gerçek. Türkiye’nin bu teknolojiye sahip olması savunması için çok önemli. SİHA’ların etkin kullanımı teröristlerle mücadelede “taktik” üstünlük demek. Ancak SİHA üretiyor olmak tek başına teröristleri/terörü bitirme garantisi vermez. Dahası, siyasi karar alıcıların üstesinden gelmesi gereken çok sayıda can sıkıcı, tartışmaya açık konuyu da gündeme taşır. [Devamı]
    SİHA sadece bir ‘mühendislik harikası’ mıdır? (1)
    Nihat Ali Özcan, Dr. 19 Eylül 2017
    Savaş ve terörle mücadelede robotların kullanımı her geçen gün artıyor. En fazla harcamanın yapıldığı, hızla gelişen teknolojilerin başında Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) geliyor. Öyle ki ABD Hava Kuvvetleri’nin 2014’te yetiştirdiği İHA pilot sayısı savaş uçağı pilot sayısını geçmiş bulunuyor. [Devamı]
    Blockchain, 10 yıla aracıyı ortadan kaldırır mı?
    Güven Sak, Dr. 11 Eylül 2017
    “Bu fiyatların ne anlama geldiğini bilmiyorum” dedi uluslararası portföy yönetimi ile ilgilenen muhatabım, daha yenilerde, şu bir ayın içinde. “Neyi yansıttıklarını anlamadığım için endişeyle izliyorum doğrusu.” Dünyada hisse senedi piyasaları pek coştu. Amerikan merkez bankasının beklenen faiz artırımını sürekli ertelemesi ortadaki bu coşkuyu açıklamaya tek başına yetmiyor. Ortada teknoloji şirketlerinin hisse senetlerine yönelik bir teveccüh de var. Bakınca görünüyor. [Devamı]
    Son 25 yıldır Türk sanayiinde değişen nedir?
    Güven Sak, Dr. 24 Temmuz 2017
    1980 yılında Türkiye’de kişi başına gelir 1,500 dolar civarındaydı. 2000’li yılların başında 3,000 dolara gelmiştik. 2007’de 10 bin dolar sınırına vardık. O günden beri de aynı yerde patinaj yapıp duruyoruz. 1980’den bugüne büyük resme baktığımızda ne görüyoruz? 1980’lerin başında hala uyuşuk bir tarım ülkesi olan Türkiye’nin, orta teknolojili bir sanayi ülkesine dönüştüğünü görüyoruz. İhracat rakamları bu dönüşümü gösteriyor. Ama hakikatin birden çok yüzü var. Aynı dönüşüm sürecine bir başka açıdan da bakmak mümkün. Gelin bugün İstanbul Sanayi Odası (İSO)’nın Birinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinden hakikatin öteki yüzüne bir bakıp, size üç adet sonuç çıkartayım. Son 25 yılda Türk sanayiinde değişen ve değişmeyen nedir? Hazırsanız başlayalım. [Devamı]
    Abdi İbrahim, Amerikalı biyoteknoloji start-up’ı Ocugen’e yatırım yaptı
    Selin Arslanhan Memiş 24 Temmuz 2017
    Geçtiğimiz günlerde, Türkiye’nin en büyük ilaç şirketlerinden Abdi İbrahim’in, Amerikalı start-up Ocugen’e 7,5 milyon dolarlık yatırım yaptığı açıklandı.[1] Abdi İbrahim ile birlikte yatırım ortağı olarak Kazakistanlı şirket JSC Lancaster Group yer aldı. Ocugen, göz hastalıkları üzerine çalışan, preklinik ve klinik çalışmaları devam eden ilaçlara sahip bir biyoteknoloji start-up’ı. [Devamı]
    İnovasyon konuşmaktan, yapmaya geçmek için fırsat kapısı açıldı
    Güven Sak, Dr. 17 Temmuz 2017
    Türkiye’nin kişi başına milli geliri 1960’ta 500 dolar civarındaydı. Güney Kore ise 150 dolarlardaydı o vakit. Sonra 1980’de Türkiye 1500, Kore ise 1700 dolar kişi başına milli gelire ulaştı. 2016 itibarıyla, Türkiye 10,700 dolara ancak erişti. Kore ise 27 bin doları geçti. Sonuç: 50 milyonluk Kore’nin yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık bir ekonomisi var. 80 milyon Türk’ün yarattığı iktisadi aktivite ise 1 trilyon bile etmekten pek uzak. 0,85 trilyon yalnızca. Nedir? Koreliler her ne yaptı ise Türkler işte onu yapamamış görünüyor. Onların becerip, bizim becerememiş olmamızın nedenleri önemli değil. Tarih nasıl olsa geriye dönüp düzeltilemiyor. Önemli olan, bundan sonrasına bakmak. [Devamı]
    İnovasyon konuşmuyoruz, inovasyon yapıyoruz
    Selin Arslanhan Memiş 20 Mart 2017
    17 Mart Cuma günü, Düzce Üniversitesi Hastanesi’nde Türkiye’de ilk defa uygulanan bir program başladı: Health Sprint Düzce. Viveka’nın yürütücülüğünü üstlendiği programa yerel paydaşların yanı sıra, farklı şehirlerden farklı uzmanlık alanlarına sahip mentorlar da destek veriyor. Peki nedir bu “Sprint”? Sprint, belirli sorunlara yönelik çözüm üretirken, yeni fikirlerin geliştirilmesinden son kullanıcılarda test edilmesine kadar olan aşamaları 5 güne sığdırmayı amaçlayan yenilikçi bir hızlandırma programı, aynı zamanda bir açık inovasyon platformu. Sprint, Google Ventures (GV) tarafından inovasyon çözümlerine yönelik geliştirilmiş ve farklı birçok alanda uygulanan bir program.[1] [Devamı]
    Yeni teknolojiler ufkun ötesinde değil şimdiden burada
    Güven Sak, Dr. 06 Ekim 2016
    Şimdi biz bugünlerde Türkiye’de, bir nevi gaflet içindeyken, kendi kendimize, bile bile, yarattığımız bir gündemle boğuşuyoruz. Ben bunun için kendimiz dışında kimseyi suçlamamız gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca kimse bugünlerde bu nafile gündemden başını kaldırıp başka bir işe zaman ayıramıyor benim gördüğüm. Bu arada dünya ne yazık ki bizi beklemiyor. Şimdi dünyadan bir haber geçeyim: Ortada tasavvur halinde bir teknoloji devrimi yok. Yeni sanayi devrimi hemen yanı başımızda. Oluyor. [Devamı]
    BBC, geçen hafta 1 milyon çocuğa micro:bit dağıtmaya başladı
    Güven Sak, Dr. 31 Mart 2016
    BBC, geçen hafta 11-12 yaşlarındaki çocuklara micro:bit dağıtmaya başladı. Kampanyanın hedefi, 1 milyon çocuğu dijitalleşmeye doğrudan katkıda bulunmaya çağırmak aslında. Kampanyanın adı da manidar: Dijitalleştirin (Make It Digital). Nedir? Daha önce dijitalleşmemiş olanı dijitalleştirin. Birbiri ile konuşmayan makineleri birbiri ile konuşturun. Kampanyayı 29 adet kuruluş ve şirket düzenlemiş. Hedef kitle 11-12 yaşlarında. [Devamı]
    Amazon, şimdi de kitapçı açıyormuş
    Güven Sak, Dr. 22 Mart 2016
    Bundan bir süre önce dünya, bildiğimiz gibi olmamakta epey kararlı görünüyordu doğrusu. Ben bir nevi emindim. Bakalım daha neler göreceğiz diye düşünüyordum. En son birkaç yıl önce Amerika’da kapanan kitapçılara bakıp alışkanlıklarımı değiştirmek zorunda kalacağım diye üzülüyordum. 2011’de Radikal için Amerika’da bir bir kapanan kitapçılarla ilgili duygu ve düşüncelerimi yazmışım. (http://www.tepav.org.tr/tr/kose-yazisi/s/2468) Neredeyse o vakit, bir dönem bitti artık diye bakıyordum. Meğer bitmemiş. Bir sürü kitapçı kapandığı ile kalmış. O kitapçıların kapanmasına neden olan bir zamanların sanal kitabevi Amazon, şimdi bildiğiniz fiziki kitapçılardan açıyormuş. Geçen yılın Kasım ayından beri ortada bir dedikodu vardı. Şimdi sayı bile konuşulmaya başlandı. 300-400 adet fiziki kitapçıdan bah [Devamı]