Arşiv

  • Kasım 2017 (12)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)
  • Nisan 2017 (19)
  • Mart 2017 (21)
  • Şubat 2017 (16)
  • Ocak 2017 (20)
  • Aralık 2016 (19)

    Etiketler

    Şapkadan tavşan yerine temel sorunlarımıza çözüm çıkarsak?
    Fatih Özatay, Dr. 15 Kasım 2017
    Merkez Bankası (MB) son zamanlarda döviz piyasasındaki hareketlere karşı bazı adımlar atıyor. Bunlardan ihracat reeskont kredilerine ilişkin olanı geçen yazıda tartışmış “ve ne gerek var” demiştim. Zira Şubat 2018’e kadar yürürlükte kalacak bu kararla süre zarfında kredisini geri ödeyecek olana MB eliyle kaynak aktarılıyor, buna karşılık bu süre başlamadan birkaç gün önce ödeyenler ya da bittikten hemen sonra ödeyecekler dezavantajlı duruma düşüyorlardı. Bu kararda en sakıncalı olan elbette işin “kaynak aktarımı” kısmı, avantaj/dezavantaj ikincil planda. Bir de döviz kurunun Şubat 2018 değeri için bir sinyal veriliyor. Bu sakıncalar nedeniyle “ne gerek var”dı.Hafta başında bir MB yetkilisi şirketlere döviz kuru riski koruması sağlayacak Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine başlam [Devamı]
    'Şimdi bu bankalar sence ne iş yapıyor?'
    Güven Sak, Dr. 28 Eylül 2017
    Sarp artık 12 yaşına geldi. Etrafında ne olup bittiğini daha yakından takip ediyor. Geçenlerde bana işte bu soruyu sordu: “Sence” dedi “Bu bankalar ne iş yapıyor?”. Sesinin tınısından “Aman canım onlar bir iş yapmıyor !” dememi bekliyor gibiydi. “Onlar milleti soymak için banka adı altında örgütlenmiş kötülük çeteleridir.” desem sanki anlayacak gibiydi. Bir süredir kocaman kocaman koltuklardan yayılan böyle manasız bir hava var memlekette doğrusu. Çocuklar bile etkileniyor işte. Ben, 12 yaşında bir çocuğun anlayabileceği gibi, işin doğrusunu anlatmaya başladım. Gelin bugün size de anlatayım. Bakalım beğenecek misiniz? [Devamı]
    Kredi artış oranını idari kararlarla artırmak mümkün mü?
    Fatih Özatay, Dr. 29 Haziran 2016
    Sonuncusu hariç altı yazı üst üste mevcut kırılganlıklarımıza dikkat çekmeye çalışan yazılar yer aldı bu köşede. İçiniz sıkılmıştır diye, son yazımda, oldukça çaba harcadıktan sonra olumlu sayılabilecek bir konu buldum ve üzerinde çalışılan bireysel emeklilik tasarısı hakkında dikkatimi çeken noktalara yer verdim. Ne var ki yazının mürekkebi kurumadan kırılganlığımızı artırabilecek bir karar alındı ve Resmi Gazete’de yayınlandı. O karara geçmeden önce bazı verileri paylaşmak istiyorum. [Devamı]
    Kredi/mevduat oranı yüzde 125’e vurmuşsa ben azami dikkat derim
    Güven Sak, Dr. 13 Haziran 2016
    Banka mevduat toplar, kredi dağıtır. Mevduat bir banka için en istikrarlı finansman yoludur. Mudi, acil dönüşler yapmaz. Bankasını kolay kolay yalnız bırakmaz. Nedir? Mevduat, kredi portföyünü en istikrarlı biçimde finanse etmeye imkân verir. Peki, bankanın dağıttığı kredi, topladığı mevduatı aşıyorsa ne olur? Banka, o vakit, mevduat haricinde, başka bir finansal kontrat vasıtasıyla topladığı fonları da kredi olarak dağıtmaya başlar. Ani dönüş ihtimali olan alana daha fazla girer, istikrarı meşkuk olur. Türkiye bankacılık sisteminde 2016 yılı itibariyle kredi/mevduat oranı yüzde 125’e dayanmıştır. Ben, bankacılık sisteminde kredi/mevduat oranı yüzde 125’e dayanmışsa ekonomi yönetimine azami dikkat tavsiye ederim. İşte bu, o “aman dikkat” yazısıdır. Gelin bakın neden? [Devamı]
    Bankalar batmıyor, getiriler zaten artarken yatırımcı, CoCo’nun riskini çok buluyor
    Güven Sak, Dr. 12 Şubat 2016
    “Paran mı var derdin var” dedikleri böyle bir şey olsa gerek. Paran mı var, Amerika’nın krize girmesi bir dert. Hop bir parasal genişleme, faiz oranları yerlerde sürünüyor. Getiriler düşüyor. Siz paranızı değerlendirecek bir yol arıyorsunuz. Mesela daha 2012 yılında etrafı sarmaya başlayan CoCo’lardan alıyorsunuz. CoCo (Contingent Convertible Bond ya da Debt), “şarta bağlı olarak hisse senedi ile değiştirilebilir tahvil” demek. Faiz ödemesi gayet iyi. Başkaları yüzde 1 öderken burada dolara yüzde 7 veriyorlar. Ne oluyor? Faiz yerlerde sürününce öyle kimse, gidip katma değeri yüksek, yüksek teknolojili ürün üretmeye başlamıyor. CoCo alıp bankaları finanse ediyorlar. CoCo, bir nevi sermaye sayılıyor. Herkes zaten bankaları sermayelendirmeye çalışıyor. Getiri çokken riskler az gibi geliyor ya [Devamı]