Arşiv

  • Kasım 2017 (12)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)
  • Nisan 2017 (19)
  • Mart 2017 (21)
  • Şubat 2017 (16)
  • Ocak 2017 (20)
  • Aralık 2016 (19)

    Etiketler

    Şapkadan tavşan yerine temel sorunlarımıza çözüm çıkarsak?
    Fatih Özatay, Dr. 15 Kasım 2017
    Merkez Bankası (MB) son zamanlarda döviz piyasasındaki hareketlere karşı bazı adımlar atıyor. Bunlardan ihracat reeskont kredilerine ilişkin olanı geçen yazıda tartışmış “ve ne gerek var” demiştim. Zira Şubat 2018’e kadar yürürlükte kalacak bu kararla süre zarfında kredisini geri ödeyecek olana MB eliyle kaynak aktarılıyor, buna karşılık bu süre başlamadan birkaç gün önce ödeyenler ya da bittikten hemen sonra ödeyecekler dezavantajlı duruma düşüyorlardı. Bu kararda en sakıncalı olan elbette işin “kaynak aktarımı” kısmı, avantaj/dezavantaj ikincil planda. Bir de döviz kurunun Şubat 2018 değeri için bir sinyal veriliyor. Bu sakıncalar nedeniyle “ne gerek var”dı.Hafta başında bir MB yetkilisi şirketlere döviz kuru riski koruması sağlayacak Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine başlam [Devamı]
    Mevzuat değiştirerek faiz oranları aşağıya çekilebilir mi?
    Fatih Özatay, Dr. 01 Kasım 2017
    Belli bir amaca ulaşmak için ekonomi politikası önerisi geliştirirken ilgili kısıtlara dikkat etmek gerekir. Mesela, son günlerde gündeme gelen “bankaların kaynak maliyetini indirerek faiz oranlarında düşüş sağlamak” önerisini ele alın. Sermayesini bir tarafa bırakırsak, bir bankanın üç ana kaynak edinme yöntemi var: Mevduat alabilir, tahvil çıkarabilir ve yurtdışından tahvil dışındaki araçlarla borçlanabilir. Bu fonların maliyeti ne kadar düşük olursa, “normal” bir kâr oranı olduğu kabulüyle, o bankanın açtığı kredinin faizi de o kadar düşük olacaktır. Dolayısıyla, banka dışı şirketler kesimine ve hanehalkına açılan kredilerin faizlerini düşürmeyi amaçlayan bir ekonomi politikasının, bankaların kaynak maliyetini düşürmeye odaklanması yerindedir. Ama bir şartla: Geliştirilen politikanın, a [Devamı]
    Kredi ve dış finansman
    Fatih Özatay, Dr. 25 Ekim 2017
    Geçtiğimiz yılın sonlarından itibaren kredi artışı çok yüksek düzeylere ulaştı. Önce kamu bankaları baş çekti. Sonra özel bankalar da kamu bankalarına ayak uydurmaya çalıştılar. Bu hızlı artış mayıs ortalarında zirveye ulaştı; o zamandan bu yana kredi artış oranı sürekli düşüyor. Kur hareketlerinden arındırılmış kredilerin on üç haftalık hareketli ortalamalarının yıllıklandırılmış yüzde artışları incelenince (finansal istikrarı bozabileceği gerekçesiyle yüksek kredi artışına karşı hassas olduğu dönemlerde Merkez Bankası öyle bakıyordu) şu rakamlar ortaya çıkıyor: Mayıs 2017 sonunda toplam kredi artışı yüzde 45.5 gibi yüksek bir değer. Kamu bankalarında zirve noktasına bir hafta sonra ulaşılıyor: Yüzde 59.2: Çok yüksek. Özel bankalarda görülen en yüksek değer ise yüzde 40.5 ve mayıs sonunda [Devamı]
    Hayat tekdüze değil ki…
    Fatih Özatay, Dr. 18 Ekim 2017
    1994 Meksika (peso) krizinden önce Meksika’nın ekonomi yönetiminin ne kadar parlak beyinlerden oluştuğu batı medyasında sıkça dile getiriliyordu. 1997 ortasında Tayland’da patlak verip hızla Endonezya, Filipinler, Kore ve Malezya’ya sıçrayan kriz öncesinde bu ülkelerin önemli bir kısmı “Asya kaplanları” olarak niteleniyordu. Krizden birkaç ay önce aynı başlığı taşıyan bir Dünya Bankası raporu yayınlanmıştı mesela. Son küresel krizi daha önce öngören pek çıkmadı; krizden önce, artan risklere dikkat çeken iktisatçı sayısı bir elin parmaklarını geçmez herhalde. [Devamı]
    'İnsanlar', 'iktisadiler' ve 'hafifçe dürtme' ihtiyacı
    Fatih Özatay, Dr. 11 Ekim 2017
    İktisat ders kitaplarına göre ‘iktisadi birey (homo economicus)’ Einstein gibi düşünebilir, en güçlü bilgisayar gibi veri depolayacak hafızası vardır ve Mahatma Gandhi’nin iradesine sahiptir. Ama etrafımızdaki insanların böyle olmadıklarını biliriz: Hesap makineleri (akıllı telefonları) yanlarında değilse hesap yapmak için elleri ayakları dolaşır, sevgililerinin doğum günlerini unutabilirler, ya da yılbaşının ertesi günü ‘akşamdan kalma’ sendromu yaşayabilirler. Onlar birer ‘homo economicus’ değil ‘birer insandırlar (‘homo sapiens’)”.Hafta başında, Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazandığı açıklanan Richard Thaler 2008’de günışığına çıkan “Nudge (hafifçe dürtmek anlamına geliyor)” adlı kitabının (Cass Sunstein ile ortak kaleme alınmış ve Türkçeye de çevrilmiş) ilk sayfalarında böyle diyor (biraz “s [Devamı]
    İnşaat yatırımları ve ilgili göstergelerde uyum sorunu
    Fatih Özatay, Dr. 04 Ekim 2017
    Bugün, “fani” konulardan azıcık çıkıp “blockchain” teknolojisi kullanılarak dijital merkez bankası parası çıkarılması halinde yaşanabilecek gelişmeler hakkında yazmaya başlamak istiyordum. Bir yandan da acaba biraz daha araştırma okuyup sonra mı konuyu ele almaya başlasam diye tereddüt geçiriyordum. Değerli iktisatçı Zafer Yükseler’in ikinci çeyrek gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) verilerini değerlendiren çalışmasını biraz gecikmeyle de olsa okumam imdadıma yetişti; kararsızlık kalktı, “blockchain ve merkez bankacılığı” daha sonraya kaldı. [Devamı]
    Balonlar büyüyor mu?
    Fatih Özatay, Dr. 27 Eylül 2017
    Önümüzdeki dönemin en önemli riski gelişmiş büyük ülkelerin bol kepçe etrafa saçtıkları paranın ve çok düşük düzeylere indirdikleri hatta bazı durumlarda sıfırın da altına düşürdükleri kısa vadeli merkez bankası faiz oranlarının uzun bir süredir oluşturmakta olduğu balonlar. Bu balonların iyice büyüyüp patlamasından korkulması beraberinde bol kepçe dağıtılan paranın kademeli ve önceden açıklanan miktarlarda çekileceğine ilişkin açıklamaları getiriyor. ABD Merkez Bankası bu işe başladı zaten. Sırada Avrupa Merkez Bankası var.Bol kepçe etrafa saçılan paranın çay kaşığıyla geri alınacağı açıklamaları bir tarafa, geçenlerde Nobel ödülü sahibi ve finans alanındaki çalışmalarıyla tanınmış ABD’li iktisatçı Shiller ABD’de borsa endeksinin ulaştığı düzeyin yüksekliğine ve daha önce benzer düzeyleri [Devamı]
    Üretken kapasite
    Fatih Özatay, Dr. 20 Eylül 2017
    Uzun bir süredir makine ve teçhizat yatırımlarındaki sevimsiz gidişata dikkat çekiyorum. Makine ve teçhizat yatırımlarının ne denli önemli olduğu açık: Gelecek dönemlerin üretim kapasitesini belirliyorlar çünkü. Elbette o ürünlerin pazara taşınabilmesi ve satılabilmesi, ürünleri üretecek makine ve teçhizatların içine konulması ve gereken enerjinin sağlanması için inşaat yatırımlarına da ihtiyaç var (fabrika binası, yol, köprü, liman, havaalanı, baraj, elektrik santrali ve benzerleri). Ama tek başına inşaat yatırımlarını artırarak ne üretim kapasitenizi artırmanız ne de daha fazla ihracat yapmanız mümkün. [Devamı]
    Varlık Fonu ve ikinci çeyrek büyümesi
    Fatih Özatay, Dr. 13 Eylül 2017
    Son yazımdan bu yana geçen bir hafta içinde ekonomi açısından iki önemli gelişme yaşandı. Birincisi, yönetimindeki değişiklik ve bu değişikliğin arkasındaki temel neden hakkında belirtilenler Türkiye Varlık Fonu’nu (TVF) tekrar gündeme getirdi. İkinci gündem maddesi ise yılın ikinci çeyreğine ait milli gelir verileriydi. İlkinden başlayayım.TVF’ye ilişkin çok şey yazıldı, çizildi ve söylendi. Bunların en önemlilerinden biri TVF’nin denetimine ilişkindi. Denetimin kamuoyunu tatmin edici bir biçimde nasıl yapılacağı hala belli değil. Ama varsayalım ki uluslararası standartta bir denetim sistemi kuruldu ve uygulandı. TVF’ye ilişkin yine önemli sorular orta yerde duruyor. TVF’ye ilişkin Kanunun gerekçesinde “otoyollar, Kanal İstanbul, üçüncü köprü ve havalimanı, nükleer santral gibi büyük alty [Devamı]
    Çok şükür; Arjantin’in verileri açıklandı
    Fatih Özatay, Dr. 06 Eylül 2017
    Birkaç yıldır Arjantin’in enflasyon verilerini bilmiyorduk. Bu durum değişti. Artık 2017 yılı için Arjantin’in tüketici enflasyon verileri yayınlanıyor. Tabloda hem bu yılın sonu için hem de yıllık ortalama olarak Arjantin için tahmin edilen enflasyon değerleri var. Her ikisi de çok yüksek. Durup dururken Arjantin nereden çıktı demeyin. Türkiye için özel bir anlamı var. [Devamı]