Arşiv

  • Kasım 2017 (15)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)
  • Nisan 2017 (19)
  • Mart 2017 (21)
  • Şubat 2017 (16)
  • Ocak 2017 (20)
  • Aralık 2016 (19)

    Etiketler

    Yılbaşı terörü aklımızı başımıza getirmelidir
    Güven Sak, Dr. 02 Ocak 2017
    Bu hafta sonu, bir takvim yılından ötekine geçtik. 2016 bitti, 2017 başladı. Aslında dünyada değişen bir şey olmadı. Ağaçlar, denizler, kuşlar, böcekler öyle bir takvim yılından ötekine geçmedi. Biz insanlar bir takvim yılından ötekine geçtik. Takvim yılı dediğiniz insan türünün yaşam kolaylaşsın diye uydurduklarından biri yalnızca. Bakın mesela biz şimdi 2017 yılına geçtik ama Suudi Arabistan hala 1438 yılında bulunuyor. Yakında onlar da, Türkiye’nin 1926’da Atatürk reformları ile yaptığını yapıp, idari bir kararla, 2017 yılına geçecekler. Ne olacak? Takvim sistemlerini değiştirecekler. Paralel bir evrenden dünyanın kalanına uymak üzere bizim tarafa gelecekler. İsrail parlamentosu, Knesset’e göre ise halen 5776 yılında bulunuyoruz. Kul yapısı kurgu dediğim işte bu. [Devamı]
    Dikkat çekici sinyaller
    Fatih Özatay, Dr. 01 Haziran 2016
    Birkaç yazı Türkiye’nin ileride başına bela olma potansiyeli taşıyan risklere değindim. Geçen haftaki yazım, İspanya’da 1995-2007 döneminde verimliliğin önemli ölçüde düşmesini, başarılı olmak için devlet desteğine ihtiyaç duyan sektörlerde yatırımların ahbap-çavuş kapitalizmi yoluyla yoğunlaşmasına bağlıyordu. Elbette ön sırada inşaat geliyordu. 11 Mayıs tarihli yazımda ise “müstakbel kamu açıkları” konusunu ele aldım. 1997’de Asya kaplanlarında çıkan krizin ana nedeni olarak özel sektörün büyük yatırımlarına verilen devlet garantileri gösteriliyor. Kriz literatüründe “müstakbel kamu açıkları” olarak ele alınıyor ve ahbap-çavuş kapitalizmi ile yakından ilgisi var. Zira devlet garantileri ahbap çavuş ilişkileri çerçevesinde verilmiş bu ülkelerde. Türkiye’nin hem İspanya’nın kötü deneyimind [Devamı]
    Müstakbel kamu açıkları
    Fatih Özatay, Dr. 11 Mayıs 2016
    Hafta sonu Hürriyet gazetesinde Neşe Karanfil imzalı ilginç bir haber vardı. Habere göre, Başbakan Davutoğlu bir süre önce ekonomik kırılganlığımızı azaltmak için dev projelerdeki Hazine garantisini yüzde 100’den yüzde 80’e düşürmeyi amaçlayan bir çalışma yapmalarını Bakanlar kurulunda ilgili bakanlardan istemiş. Haberden anlaşıldığı kadarıyla ekonomi yönetimi bu tür bir adımın ekonomimizin karşı karşıya olduğu riskleri azaltacağı yönünde bilgilendirmiş Davutoğlu’nu. Bakanlar Kurulu’ndaki talep ondan sonra gelmiş. Türkiye gibi, tasarruf oranı düşük olduğu için, yetersiz düzeyde bir yatırım oranını tutturabilmek için bile yurtdışından borç almak zorunda olan ülkelerin, yabancıları ürkütmemek amacıyla ekonomilerindeki riskleri makul düzeylere çekmeye çalışmaları bir zorunluluk. Olası önemli [Devamı]