Arşiv

  • Temmuz 2018 (11)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)

    Etiketler

    Hayret ama Alabama’da Roy Moore az daha seçimi alacaktı
    Güven Sak, Dr. 18 Aralık 2017
    Geçen haftanın en önemli hadisesi bence yine Amerika’dan geldi. Alabama’da Amerikan Adalet Bakanı Jeff Sessions’ın boşalttığı koltuk için Senato seçimi yapıldı. Demokrat Parti’nin adayı Doug Jones oyların yüzde 49,92’sini, Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Roy Moore ise oyların yüzde 48,38’ini aldı. Demokratlar 25 yıl aradan sonra Alabama’da ilk kez bir senatörlük aldılar. Amerikan Senatosu’nda denge Demokratlar lehine değişti. Trump, başkan seçilirken Alabama’da Clinton’a 30 puan fark atmıştı. Ama bu kez, Trump’ın açık desteğine rağmen Moore seçimleri kaybetti. Bunlar hadisenin yalnızca bir tarafı. Önemli elbette. Seçimlerde ya kazanıyorsunuz ya da kaybediyorsunuz. Moore kaybetti. [Devamı]
    Peki, şimdi ne yapmak lazım?
    Güven Sak, Dr. 20 Kasım 2017
    Sanki ben bu havayı daha önce teneffüs etmiştim. Bir tarafta bir tedirginlik var. Tedirginlik, ekonominin gidişatı konusunda. İşin böyle gitmeyeceğini, düşündüğünüzden daha çok kişi görüyor. Öteki tarafta ise uzun bir iktisadi tedbirler çarşaf listesi var. Bakıyorsunuz, hepsi de  son 15 yılda Türkiye’de ihmal edilmiş deve dişi gibi işler. Bugünden yarına herhangi birinin hemen halledilip, sonuç alınamayacağı gün gibi ortada. Uzun iktisadi tedbirler manzumesi, ortadaki tedirginliği yalnızca artırıyor, çaresizliği besliyor. Neden? 2019 yılı aynı anda hem çok yakın, hem çok uzak olduğu için. Dolayısıyla soru hep ortada kalıyor: “Peki, şimdi ne yapmak lazım?” Gelin bugün bir bakalım ortadaki telaşeye. [Devamı]
    Varlık Fonu ve ikinci çeyrek büyümesi
    Fatih Özatay, Dr. 13 Eylül 2017
    Son yazımdan bu yana geçen bir hafta içinde ekonomi açısından iki önemli gelişme yaşandı. Birincisi, yönetimindeki değişiklik ve bu değişikliğin arkasındaki temel neden hakkında belirtilenler Türkiye Varlık Fonu’nu (TVF) tekrar gündeme getirdi. İkinci gündem maddesi ise yılın ikinci çeyreğine ait milli gelir verileriydi. İlkinden başlayayım.TVF’ye ilişkin çok şey yazıldı, çizildi ve söylendi. Bunların en önemlilerinden biri TVF’nin denetimine ilişkindi. Denetimin kamuoyunu tatmin edici bir biçimde nasıl yapılacağı hala belli değil. Ama varsayalım ki uluslararası standartta bir denetim sistemi kuruldu ve uygulandı. TVF’ye ilişkin yine önemli sorular orta yerde duruyor. TVF’ye ilişkin Kanunun gerekçesinde “otoyollar, Kanal İstanbul, üçüncü köprü ve havalimanı, nükleer santral gibi büyük alty [Devamı]
    Büyümeye rağmen işsizlik neden böyle
    Fatih Özatay, Dr. 16 Ağustos 2017
    Mayıs dönemi işgücü verileri dün açıklandı. Mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre hem işsizlik oranı hem de tarım dışı işsizlik oranı sabit kaldı: İlki yüzde 11,3, ikincisi ise yüzde 13,4. Keza işgücüne katılma oranı ile istihdam oranları da değişmedi. Geçen yılın sonunda işsizlik oranı yüzde 11,9, tarım dışı işsizlik oranı ise yüzde 14,1 ile son yedi yılın en yüksek değerlerine ulaşmışlardı. Dolayısıyla yılbaşından bu yana iş gücü piyasasında olumlu bir gelişme yaşandığının altını çizmek gerekiyor.Son aylara değil de 2012 başından bu yana olan bitene bakınca ise işsizlik verileri olumlu bir mesaj vermiyorlar. Ocak 2012 döneminden bu yana işsizlik oranının seyri Grafik 1’de, tarım dışı işsizlik oranın hareketleri ise Grafik 2’de gösteriliyor. Ayrıca her iki serinin kısa dönemli oy [Devamı]
    Büyüme sürdürülebilir değil; çünkü...
    Fatih Özatay, Dr. 28 Haziran 2017
    Yılın ilk çeyreğine ilişkin GSYH büyüme oranının sürdürülebilir olmadığını ve nedenlerini ileride ele alacağımı belirtmiştim iki hafta önce. Nedenlerine geçmeden önce iki noktanın altını çizeyim. Birincisi, 'sürdürülemez' derken, büyüme oranında hemen çarpıcı bir düşüş olacağını iddia etmiyorum. Aksine, referandum öncesi uygulanan politikaların büyümeyi artırıcı etkilerinin bir süre daha devam etmesi beklenir. Bu etkiler geçince, geriye büyüme oranımızın kalıcı olarak yüksek olmasını engelleyen temel sorunlar kalacak. İkinci dikkatinizi çekmek istediğim nokta burada ortaya çıkıyor: Temel sorunlara ciddiyetle eğilen yeni bir programın ikna edici bir biçimde uygulamaya sokulması halinde, yüksek büyüme oranının (geçici olumsuz dış şokların büyümeyi azaltıcı etkileri bir tarafa) kal [Devamı]
    Analistler büyüme oranında neden bu kadar yanıldılar?
    Fatih Özatay, Dr. 14 Haziran 2017
    Hafta başında yılın ilk çeyreğine ilişkin milli gelir verileri açıklandı. Tahminlerin çok ötesinde bir büyüme oranı çıktı: Yüzde 5. Tahminlerin önemli ölçüde aşağıda kalmasında temel rollerden biri, analistlerin eski alışkanlıklarını sürdürerek sanayi üretim endeksindeki gelişmelere de bakarak yeni milli gelir tahmin etmeye çalışmaları. Elbette sadece sanayi üretim endeksine bakılmıyor; başka öncü göstergeler de var. Ama sonuçta sanayi üretim endeksi de tahmin yapılırken kullanılan bilgi kümesinin içinde ve üstelik önemli bir paya sahip. [Devamı]
    Önümüzdeki birkaç yıl büyüme ve istihdam açısından zorlanacağız
    Fatih Özatay, Dr. 15 Mart 2017
    Üç soru: Önümüzdeki birkaç yıl dışarıdan borçlanma olanaklarımız 2015-2016 dönemine kıyasla daha az mı yoksa daha fazla mı olacak? İlk soruya verilen yanıt çerçevesinde bankaların kredi açma davranışları nasıl şekillenebilir? Bu gelişmelerin büyüme ve işsizlik oranına etkileri neler olabilir? Bu sorular son yazımda yer alıyorlardı ve Ocak 2007 ile Şubat 2017 sonu arasındaki dönemde mevduat ve kredi artışlarında gözlenen şu üç özellikten kaynaklanıyorlardı:1) Bu on yılda sadece küresel finansal krizin ekonomik etkilerinin en şiddetli hissedildiği dönem olan 2009’da kredi atış oranı mevduat artış oranının altında kaldı. Zira hem bankalar frene bastılar hem kredi talebi kesildi hem de bankalar yurtdışından kaynak bulamadılar. Bu dönemde, bankalar için mevduat henüz bağlayıcı bir kısıt değildi [Devamı]
    2016 yılı büyüme oranı ne olur?
    Güven Sak, Dr. 19 Aralık 2016
    Her şey üst üste geliyor sanki. Fed, uzun bir süredir yapması gerekeni yapmaya başladı. Bir gün olacaktı. İşte şimdi başladı. Küresel anlamda baktığınızda ilk belirsizlik unsuru zaten hep buydu. Şimdi 2017’de neler olacağını aşağı yukarı biliyoruz. Neden aşağı yukarı? Çünkü  bir de 2017’de Başkan Trump olacak. Trump, görevi daha devralmadan ortalığı karıştırdı. Bakalım Başkan olunca daha neler yapacak? Buyurun ikinci küresel belirsizlik unsuruna. Yetmedi, arada İtalyanlar, hükümetin getirdiği anayasa değişikliği önerilerini referandumda reddettiler. İtalyan Anayasası değişmedi. AB yanlısı hükümet derin bir yara aldı. Şimdi İtalya Euro bölgesinden ne zaman çıkar diye saymaya başlayabiliriz. Arada kaç banka batar, bunlar Almanya’yı nasıl etkiler? Göreceğiz. Alman seçimleri, Fransız seçimleri [Devamı]
    Büyümemeye doğru mu gidiyoruz?
    Fatih Özatay, Dr. 15 Haziran 2016
    Öyle görünüyor ki duvara toslamak üzere olduğumuzun bir uyarısı oldu yeni açıklanan milli gelir büyüme rakamları. “Yok, artık” diye şaşırabilirsiniz bu yargıma. Öyle ya, 2016’nın ilk çeyreğinde yüzde 4.8 gibi yüksek bir oranda büyüdüğümüz açıklandı. Bir önceki çeyrekte ise yine yüksek bir büyüme vardı: Yüzde 5.7. “Bu kadar yüksek oranda büyüyen kaç ülke var ki” diye ekleyebilirsiniz. Öyle değil ama; bakın neden değil. [Devamı]
    Amerika ve Çin normalleşirken, Türkiye’ye ne olur?
    Güven Sak, Dr. 02 Haziran 2016
    Biz, her nedense, Türkiye’yi hep Türkiye’yle kıyaslamayı severiz. Halbuki Türkiye’yi Türkiye’yle kıyaslayınca, ağaçlara bakmaktan ormanı bir türlü seçemiyoruz. Dünya biz manasız işlerle iştigal ediyoruz diye, “Şimdi bu Türklere ayıp olur, azıcık bekleyelim.” diye durup bizi beklemiyor. Hakikatle hayali birbirine karıştırınca hata yapma olasılığımız artıyor. Gün gün olası bir hatanın maliyetinin arttığı daha hızlı dönen bir dünyada kendimize ayıp ediyoruz. Gelin bugün bir grup ülkenin yirmi birinci yüzyıldaki milli gelir büyüme rakamlarına birlikte bakalım. Bir kaç sonuç çıkaralım. [Devamı]