Arşiv

  • Eylül 2017 (12)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)
  • Nisan 2017 (19)
  • Mart 2017 (21)
  • Şubat 2017 (16)
  • Ocak 2017 (20)
  • Aralık 2016 (19)
  • Kasım 2016 (22)
  • Ekim 2016 (18)

    Etiketler

    Türkiye ekonomisinde belirgin bir gariplik yoktur
    Güven Sak, Dr. 20 Temmuz 2017
    Türkiye ekonomisinin 2017 yılı performansına ilişkin olarak rakamlar artık netleşiyor. Rakamlar aslında birbirleri ile pek uyumlu duruyor. Ben böyle baktığımda, ekonomide belirgin bir gariplik görmüyorum. Ne ekerseniz onu biçiyorsunuz bir nevi. [Devamı]
    Temel ekonomik sorunumuz değişmedi
    Fatih Özatay, Dr. 07 Haziran 2017
    Bu köşede birkaç yıldır dile getiriyorum. Türkiye, ekonomide yeni bir atılım yapmak istiyorsa, atılacak ilk adımlar ekonomi alanında değil. Neler yapılması gerektiğini sağduyulu herkes biliyor; uzun uzun saymaya gerek yok. Sadece şunu söylemek yeterli: Türkiye'yi ciddi uluslararası basında artan oranda dile getirilen bir konumdan kurtarmak gerekiyor: Gazetecilerin düşünceleri nedeniyle hapis yattıkları bir ülke olmaktan çıkaracak kapsamlı demokratik adımlara ihtiyaç var. Özgürlükler, hukuk sistemi, kanun hakimiyeti, barış… Bu alanlarda ardı sıra gözlenecek olumlu gelişmeler Türkiye ekonomisini şu anda bulunduğu konumdan çok farklı bir yere getirecektir.Bunlar yapılıyorken, ekonomik alanda Türkiye'nin mutlaka çözüm bulması gereken ilk sorun ise tasarruf sorunu. Biliyorsunuz; milli gelir ser [Devamı]
    Siyasi gerilim endeksinde dibi ne vakit görürüz?
    Güven Sak, Dr. 04 Mayıs 2017
    “Şimdi artık gündem yine ekonomi olur mu?” Bana bugünlerde en çok bu soruyu soruyorlar. Ben de onlara, “Sizce siyasi gerilim endeksinde dibi ne vakit görürüz?” diyorum. Siyasi gerilim endeksi küresel, bölgesel ve yerel ölçeklerde, bir süredir olduğu gibi tavan yapmaya devam ederse, Türkiye ekonomisi ancak böyle yuvarlanır gider. Siyasi gerilim endeksi dip yaparsa, Türkiye ekonomisi temel göstergeleri sağlam olduğu için çıkış yolunu hızlı bulur. Bugün müsaadenizle, benim gibi suni gündemden usanmışlar için bir hakiki gündeme nasıl döneriz çerçevesi çizmeye çalışayım. Ben hareket alanını görüyorum ama siyasetin sağı solu belli olmuyor doğrusu. Gelin bir anlatayım. [Devamı]
    Sizce, bu işin dibi nerededir?
    Güven Sak, Dr. 13 Ocak 2017
    Biri bana geçenlerde tam da bu soruyu sordu: “Sizce” dedi, “bu işin dibi nerede?” Önce ne dediğini anlamadım. Meğer Türk lirasının dolar karşısındaki değer kaybından bahsediyormuş. Doğrusu ya, bu aralar, kendimi bir uçurumun kenarından aşağıya bakıyormuş gibi hissediyorum. 2016 Ekim’inin 11’inden 2017 Ocak’ının 11’ine Türk Lirası Amerikan doları karşısında yüzde 25’ten fazla değer kaybetti. Yandaki grafik Türk lirasının Amerikan doları karşısındaki değer kaybını gösteriyor. Giderek dikleşen bir uçurumun kenarından aşağıya bakıyoruz gibi gelmiyor mu size de? Soru meşru bir soru hakikaten. “Sizce bu işin dibi nerededir?” [Devamı]
    Yılbaşı terörü aklımızı başımıza getirmelidir
    Güven Sak, Dr. 02 Ocak 2017
    Bu hafta sonu, bir takvim yılından ötekine geçtik. 2016 bitti, 2017 başladı. Aslında dünyada değişen bir şey olmadı. Ağaçlar, denizler, kuşlar, böcekler öyle bir takvim yılından ötekine geçmedi. Biz insanlar bir takvim yılından ötekine geçtik. Takvim yılı dediğiniz insan türünün yaşam kolaylaşsın diye uydurduklarından biri yalnızca. Bakın mesela biz şimdi 2017 yılına geçtik ama Suudi Arabistan hala 1438 yılında bulunuyor. Yakında onlar da, Türkiye’nin 1926’da Atatürk reformları ile yaptığını yapıp, idari bir kararla, 2017 yılına geçecekler. Ne olacak? Takvim sistemlerini değiştirecekler. Paralel bir evrenden dünyanın kalanına uymak üzere bizim tarafa gelecekler. İsrail parlamentosu, Knesset’e göre ise halen 5776 yılında bulunuyoruz. Kul yapısı kurgu dediğim işte bu. [Devamı]
    Doğru ekonomik politika ne?
    Fatih Özatay, Dr. 07 Aralık 2016
    Ekonomi daralma sinyalleri veriyorsa akla gelen ilk soru elbette daralmanın nasıl önleneceğidir. Bu sorunun yanıtı ilk başta kolay gibi: “Talebi artıralım. Bunun için de şunları yapalım: Kamu kesimi harcamalarını yükseltelim, bazı vergi oranlarını düşürelim, özel tüketim harcamalarını artırmak için tüketici kredisi açmayı kolaylaştırıcı mevzuat düzenlemeleri (kredi karşılık oranlarını düşürmek gibi) yapalım, yatırımlar için verilen teşvikleri genişletelim, faiz haddini mümkün olduğu kadar enflasyona yaklaştırarak reel faizi çok düşük tutalım ki tüketim ve yatırım harcamaları artsın ve ticari kredileri de artırmayı hedefleyen bazı düzenlemeler yapalım.” Şu anda alınmakta olan kararlar, tırnak içine aldığım önlemlere büyük benzerlik gösteriyor. Gösterdiği için de beni tedirgin edi [Devamı]
    Ekonomik yavaşlamayı oturup seyredecek miyiz? (2)
    Fatih Özatay, Dr. 05 Ekim 2016
    Yok, elbette seyretmeyeceğiz. Ama üç önemli noktayı hiç akıldan çıkarmayacağız. Bir: Tüketimi artırmaya yönelik kararların bir yararı yok (geçen haftaki yazıma bakabilirsiniz). İki: Yavaşlamaya karşı alabileceğimiz sınırlı sayıda ekonomik önlem var. Üç: Kalıcı çözümler ekonomi dışında ve “olmazsa olmaz” konumdalar. “Olmazsa olmazlar” ile başlayayım. Gerçi ne söyleyeceğimi biliyorsunuz ama bir kez daha altını çizmekte yarar var:Kalıcı ve yüksek bir büyüme oranı yakalayabilmek için yatırım ve tüketim artışının birlikte olması gerekiyor. Sadece tüketim artışına dayalı bir büyüme kalıcı olamaz, olmadığı gibi bir dolu sorun yaratır. Türkiye’de 2012 yılından bu yana yapılan özel yatırım harcamaları 2011’e kıyasla daha düşük. Bu düşüklüğü, dolayısıyla, 15 Temmuz’da olan bitene bağlamak mümkün değ [Devamı]
    Ekonomik yavaşlamayı oturup seyredecek miyiz? (1)
    Fatih Özatay, Dr. 28 Eylül 2016
    Ekonomi 15 Temmuz’un çok öncesinden beri yavaşlama sinyalleri veriyordu. 15 Temmuz ve sonrasında yaşananlar nedeniyle ekonomideki yavaşlamanın daha da belirginleşmesi büyük olasılık. Bu çerçevede hükümetin yavaşlamayı törpüleyici, mümkünse de tersine çevirici önlemler araması çok doğal. Açıklanan ekonomik önlemlerin önemli bir kısmının kredi arzını artırmaya yönelik olduğunu görüyoruz. Bir ölçüde de kredi maliyetlerini düşürmeyi amaçlayan kararlar yürürlüğe konuldu. Bu önlemlerin ne ölçüde yaraya merhem olacaklarını öngörmek o kadar karmaşık bir analiz gerektirmiyor. Sadece biraz düşünmek, biraz da bazı kritik göstergelere bakmak yeterli. Madde madde neden açıklanan önlemlerin yaraya merhem olamayacaklarını göstermeye çalışayım.Bir: Ekonomik yavaşlama tüketim harcamalarındaki yavaşlamadan [Devamı]
    Emniyet kemeri ve ani fren
    Fatih Özatay, Dr. 24 Ağustos 2016
    Çok zor günlerden geçiyoruz. Mevcut koşullar altında isteyeceğimiz en son şey yaşadığımız büyük zorluklara yeni zorluklar eklemek olsa gerek. Silahlı kuvvetleri, emniyeti, hukuk sistemi ve istihbaratı uçurumun kenarına kadar gelmiş bir ülkenin bir yandan bu kurumları uçurumdan uzaklaştırmaya çabaladığı bir yandan da terörle boğuştuğu bir sırada bir de ekonomisini aynı duruma düşürmemesi gerektiği açık. Ülkesini seven hiç kimsenin elbette böyle bir isteği yok. Ne var ki ülkemizin çıkarına olduğu düşünülen bir takım adımların ekonomimizde önemli çalkantılar yaratma potansiyeli var. Bu tür tehlikelerden uzak durmanın temel koşullarından biri ekonomik kısıtlarımızı dikkate almaktan ve bir yönde daha fazla mesafe almaya çabalamanın başka yönlere olumsuz etkileri olabileceğini idrak e [Devamı]
    Çin, dünyanın en inovatif ilk 25 ekonomisi arasına girdi
    Güven Sak, Dr. 22 Ağustos 2016
    Geçen hafta, 2016 yılı Küresel İnovasyon Endeksi sonuçları açıklandı. 128 ülkeyi kapsayan çalışmada, Çin, en inovatif ilk 25 ülke arasına girdi. Böylece İsviçre, İsveç, İngiltere, ABD ve Singapur gibi yüksek gelirli ülkelerin başı çektiği sıralamada, ilk 25 arasına ilk kez bir orta gelirli ülke dâhil oldu. Haliyle benim bir inovasyon ve Çin yazısı yazmam şart oldu. Bu yıl, Çin ve inovasyon kelimelerinin yan yana geldikleri ilk yer Küresel İnovasyon Endeksi sonuçları değildi. Çin, bu yıl Türkiye’den sonra G20’nin başkanlığını yürütüyor. Geçen yıl Antalya’da yapılan G20 Zirvesi, önümüzdeki ay Çin’in Hangzhou kentinde toplanacak. G20’nin Çin yılında en fazla öne çıkan konu, inovasyon meselesi oldu. Bugün müsaadenizle bu konuya bir değineyim. Değineyim ki, Türkiye’nin kendi iç meselelerine dal [Devamı]