Arşiv

  • Eylül 2017 (13)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)
  • Nisan 2017 (19)
  • Mart 2017 (21)
  • Şubat 2017 (16)
  • Ocak 2017 (20)
  • Aralık 2016 (19)
  • Kasım 2016 (22)
  • Ekim 2016 (18)

    Etiketler

    2035 ‘Küresel Öngörü Raporu’ üzerine
    Nihat Ali Özcan, Dr. 13 Ocak 2017
    İç ve dış politikada gündem çok hızlı değişiyor. Çoğu zaman günlük tartışmaların dışına çıkmak mümkün olmayabiliyor. Oysa zamanın ötesine uzanmak, öngörülerde bulunmak, yapılanları, yapılabilecekleri değerlendirmek gerekir. Bugün bu amaçlarla yazılmış ABD Milli İstihbarat Konseyi’nin “2035 Küresel Stratejik Öngörü” raporundan söz edeceğim. Rapor, 1997’den beri her dört yılda bir düzenli yayımlanıyor. Tasnif dışı olarak sınıflandırıldığı için kamuoyuna açık.Raporun amacı, dünyayı nelerin şekillendireceği, işlerin nereye gideceğine dair öngörüde bulunmak ve karar alıcılara, meraklılara fikir vermek. Raporun son versiyonunun Trump’ın başkanlığına denk gelmesi onu biraz daha ilgi çekici hale getiriyor. Bu nedenle geleceğe dair analizlerde işe yarayabilir, küresel ölçekte “Nereye gidiyoruz?” so [Devamı]
    Terörle mücadele ve seferberlik
    Nihat Ali Özcan, Dr. 16 Aralık 2016
    Bu gün Türkiye’nin önemli güvenlik sorunlarının olduğunu biliyoruz. Güvenlik sorunlarının başında da terör geliyor. Örgütlerin çokluğuna, çeşitliliğine, hedeflerine ve etrafımızda olup bitenlere bakınca, bu sorunların kısa sürede bitmeyeceği de açık. Nitekim siyasiler ve devletin ilgili kurumları da aynı fikirde olmalı ki Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan seferberlik açıklamasıyla konuya vurgu yapı.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasında PKK’dan DAEŞ’e, FETÖ’den DHKP-C’ye kadar tüm terör örgütleriyle mücadele için “milli bir seferberlik ilan ettiğini” açıkladı. [Devamı]
    PKK ile mücadele: Politik hedef, kurumlar ve güvenlik
    Nihat Ali Özcan, Dr. 29 Mart 2016
    Yapılan açıklamalara göre Sur, Silopi ve Cizre fiziki olarak denetim altına alındı. Diğer şehirlerde ise operasyonlar devam ediyor. Önümüzdeki günlerde PKK çatışmaları yayacağını ve yeni alanlarda aktif hale geleceğini ilan etti. Özellikle de kırlarda ve sınır hattında. Ayrıca TAK gibi çakma örgütlerle yapabileceği terör saldırıları da işin başka bir boyutu. PKK’nın stratejisi, kapasitesi, yayıldığı alan ve faaliyetleriyle sıradan bir terör örgütü olmadığı ortada. Bu çerçevede teröristleri yargı önüne çıkarmayı hedefleyen, kolluk merkezli “ceza adalet sisteminin” etkili olamayacağı anlaşılıyor. Nitekim olayların sayısı, niteliği ve askerlerin her geçen gün daha fazla görünür olması bunun sonucudur. [Devamı]
    Terörle mücadele ve istihbarat
    Nihat Ali Özcan, Dr. 19 Şubat 2016
    Ankara’da gerçek-leştirilen menfur terör saldırısını tartışmaya devam ediyoruz. Terör, insani yönümüzü hedef alıyor. Korkularımızı, endişelerimizi tetikliyor. Sisteme olan güven duygularımızı zedeliyor. Benzer saldırıların kurbanı olmak istemiyoruz. Hepimiz, değerli olan hiçbir şeyimizin tehdit altında olmasını istemiyoruz. Kısacası, “güvenliğe” ihtiyacımız var. Devletten de bunu sağlamasını bekliyoruz. Devletin öncelikli görevinin bu olduğu konusunda da şüphemiz yok. [Devamı]
    Şehirler, PKK ve ötesi - 2
    Nihat Ali Özcan, Dr. 18 Aralık 2015
    Hükümet, uzunca bir aradan sonra, PKK ile çatışmalı bir ortamda karşı karşıya geldi. Örgüt hendek ve patlayıcılarla tahkim ettiği “kofulları ve sakinlerini” devlet kontrolünün dışında tutmaya çalışıyor. Devlet ise buraları eski haline getirmekte kararlı. Başbakan Davutoğlu, açıklamalarında sık sık bu konuya vurgu yapıyor. İlk olarak çukur kapatma, belediyecilik gibi “fiziki” manada eski hale getirme operasyonları için jandarma ve polisin yanı sıra Kara Kuvvetleri’ni de harekete geçirdi. Devlet otoritesinin inşası ile halkın “kalbini ve beynini” kazanma süreçlerinin nasıl ilerleyeceğini ise önümüzdeki günlerde göreceğiz.  Hükümeti “güvenlik” konularında, yeni ve etkili adımlar atmaya zorlayan gelişmeleri üç başlık altında toplamak mümkün: PKK’nın eylemleriyle hükümetin politik ve güvenlik k [Devamı]
    Paris saldırısı tartışmalarında gözden kaçan “püf noktası”
    Metin Gürcan 18 Ocak 2015
    Büyük bir şok ile Batı Avrupa’nın bir başkentinde her davranışlarından eğitimli, profesyonel, soğukkanlı, şehirde özel operasyon teknikleri uygulayabilecek kadar mahir, hatta doğru dürüst nişan almadan tüfekle isabetli atışlar yapabilecek kadar tüfeği “kollarının kas hafızasına” yedirmiş tipleri seyrettik. Belli ki bu “tecrübeye” ulaşabilmek için binlerce mermi yakmışlar, aylarca askeri teknik ve taktik eğitim almışlar. Anlaşılan sadece eğitimle kalmamışlar daha önce defalarca gerçek operasyonel ortamlarda bir insanı hedef bilip ateş etmişler. Paris’te gördüğümüz tablo hem uygulanan teknikler hem de kullanılan silah, araç gereç açısından “kriminal” olanın çok daha ötesinde bir maharet gerektiren “askeri” olana yakın şeyler. Ama ilginç olan bu “askeri” olanı yapanlar asker değil, siviller. [Devamı]
    Türkiye, Afganistan’a desteğini artırmak isteyen tek ülke…
    Metin Gürcan 31 Aralık 2014
    ABD ve NATO liderliğindeki uluslararası koalisyon Afganistan’dan çekiliyor. Peki koalisyon güçlerinin Afganistan’a girdiği tarihten bu yana geçen 13 yılın ardından, 50 ülkeden gelen 500 binden fazla askerin emek verdiği ve 640 milyar dolara mal olan bu mücadele nasıl hatırlanacak? Soruyu şöyle de sormak mümkün: 13 yıllık Afganistan tecrübesi, uluslararası koalisyon için kesin bir zafer mi, yoksa kötü yönetilmiş bir başarı hikayesi mi, yoksa bir mağlubiyet mi? Bu soruya bu kısa makalede cevap vermek tabi ki güç. Ama, NATO güçleri ile Afgan güvenlik güçleri arasında yapılan devir teslim töreni sorunun cevabı konusunda bazı ipuçları veriyor. Devir teslim töreni, hala Taliban’ın bombalı saldırılarına hedef olan başkent Kabil’deki ISAF* Komutanlığının spor salonunda 28 Aralık 2014’de “sessiz se [Devamı]
    Kerkük: Zengin ve Huzursuz Şehir
    Hüseyin Raşit Yılmaz 02 Ağustos 2013
    Dünya petrol rezervinin %10’u Irak’ta bulunuyor; Irak petrol rezervinin neredeyse yarısı ise Kerkük’te. Kerkük’ün bugün itibariyle heterojen hale gelmiş nüfus yapısı ve üzerinde hak iddia eden üç ana unsurun varlığı bu zenginlikle birleşince çatışma potansiyeli bakımından dünyanın en hassas şehri olarak tanımlanabilir hale geliyor. [Devamı]
    Halep: Bir Varmış, Bir Yokmuş...
    Hüseyin Raşit Yılmaz 22 Ocak 2013
    Suriye’de iç savaş ikinci yılını doldururken, Arap Baharı’nın uğradığı diğer ülkelerle kıyas kabul etmeyecek derecede bir yıkımla karşı karşıya bulunduğumuz aşikâr. Sular durulduktan sonra yeniden inşası on yıllar alabilecek bir enkaz ve belki de rehabilitasyonu ondan daha uzun süre gerektirecek bir toplumsal psikoloji olacak. İstisnasız tüm tarafların belli ölçülerde ama muhakkak kaybettiği bir süreç işliyor. Bu sürecin en çok kaybedenleri listesinin başına şehirleri de koyabiliriz tereddütsüz. Humus ve Hama gibi büyük şehirlere artık şehir denebilir mi yahut Rakka, Deyr-i Zor, İdlib ve Dera’dan geriye ne kaldı sorularına malumun ilanı kabilinden cevaplar verilebilir. Bununla birlikte Suriye’de şehirlerin durumunu ifade ederken istifade edilecek temsil kabiliyeti en yüksek örnek kent Hale [Devamı]