Arşiv

  • Ağustos 2018 (11)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)

    Etiketler

    Hem bitcoin, hem de Bitcoin hızla normalleşiyor
    Güven Sak, Dr. 16 Temmuz 2018
    Bitcoin yalnızca dokuz yıllık bir finansal enstrüman ama artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldu. Kripto para işi, 2009 yılında, bitcoin ile başladı. Ana Akım Finansal Piyasa Haberciliği’nde kur, faiz, borsa haberleri verilirken, bugün artık bir de bitcoin köşesi var. Ne oluyor? Bitcoin artık bir finansal varlık kategorisi haline gelmiş gibi duruyor. Bu çerçevede, hem bitcoin, hem de Bitcoin normalleşti. Geçen hafta size Bitcoin nasıl yaygınlaşarak tekstil ve moda endüstrilerini de değiştiriyor, onu anlattım, gelin bugün de bitcoin’deki fiyat dinamiklerine bir bakalım. [Devamı]
    Blockchain teknolojisi artık tekstil ve modayı da değiştiriyor
    Güven Sak, Dr. 13 Temmuz 2018
    Blockchain teknolojisi eskiden bir tek Bitcoin ve diğer koin kardeşleri ile bağlantılı olarak gündeme gelirdi. Ne zaman Bitcoin muhabbeti açılsa, etrafta birileri, mutlaka “Bitcoin değil ama bu blockchain kalıcı gibi” derdi. Ama blockchain hep bir Fintek meselesi olarak görülürdü. Fintek, bankacılık ve finansal hizmetlerle ilgili bilgi ve iletişim teknolojilerinin kısaltılmış genel adıdır. Ama artık blockchain’de uygulama yelpazesi çok genişledi. Şimdilerde pek çok alanla birlikte blockchain teknolojisi artık tekstil ve moda endüstrilerini de değiştiriyor. Gelin dijitalleşme, Yapay Zeka (Artificial Intelligence – AI) ve blockchain teknolojileri, tekstil ve moda endüstrilerini nasıl değiştiriyor ve bu bizi neden ilgilendiriyor bir bakalım. [Devamı]
    Yeni dönem, MSB ve TSK
    Nihat Ali Özcan, Dr. 13 Temmuz 2018
    Türkiye’nin sancılı ve tartışmalı sivil asker ilişkileri tarihinde yeni bir sayfa açılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanabileceğini açıkladı. Devletin yeniden yapılandırıldığı bu süreçte, E. Org. Hulusi Akar’ın Milli Savunma Bakanlığı görevine atanması bu konuda önemli mesafe alındığını gösteriyor. TSK, 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında büyük travmalar yaşadı. Çok sayıda general, subay, astsubay tutuklandı veya tasfiye edildi. Hükümet, benzeri girişimleri önlemek amacıyla, emir komutayı, personel yetiştirme düzenini, tayin ve terfi sistemini sıkı biçimde kontrol altına almaya girişti.    Bu gün küresel ve bölgesel gelişmeler iktidarda kimin, hangi partinin olduğuna bakılmaksızın, Türkiye’nin güçlü ve etkin bir Silahlı Kuvvetler’e [Devamı]
    FETÖ ile mücadele: 15 Temmuz’u doğru okumak
    Hilmi Demir, Dr. 13 Temmuz 2018
    Türkiye birçok darbe ve darbe teşebbüsü yaşadı. 1960 yılından itibaren, neredeyse her on yılda bir askerî darbe gerçekleşti. Darbelerle demokrasi askıya alındı, TBMM ve siyasi partiler kapatıldı, milletin devlete olan güveni sarsıldı.  Ülkede sadece konvansiyonel askerî darbeler yaşamadı, 28 Şubat postmodern darbesi gibi askerin doğrudan işin içinde olmadığı sivil darbeler de yaşadı. Seçilmiş hükûmeti yerinden etmek ve siyaseti yeniden dizayn etmek amacını güden 28 Şubat postmodern darbesi medya ve STK'lar üzerinden hükûmetin düşürülmesiyle sonuçlandı. [Devamı]
    Suriyeli Göçmenlerde Radikalleşme: Riskler ve Fırsatlar
    Hilmi Demir, Dr. 12 Temmuz 2018
    İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 26 Nisan 2018 tarihi itibarıyla Türkiye’deki biyometrik verileriyle kayıt altına alınan Suriyeli mülteci sayısını 3 milyon 588 bin 877 kişi olarak açıklamıştır. Bu kişilerin 1 milyon 947 bin 25’i erkeklerden, 1 milyon 641 bin 852’si ise kadınlardan oluşmaktadır. Bu sayı her yıl artarak yükselmektedir. Göçmenlerin yaklaşık 1 milyonu okul çağındaki çocuklardan oluşmaktadır.1 2016-2017 eğitim öğretim dönemi itibarıyla Türkiye’de okullaşan Suriyeli öğrenci sayısı 492 bin 544’tür. Buna göre okul çağındaki Suriyelilerin yaklaşık yüzde 59’u okullaşmıştır.2 2018 rakamlarına göre bu oran yüzde 50’ye düşmektedir. Bununla birlikte Suriyeli göçmenlerin yaklaşık 1 milyon 200 bini 18-34 yaş aralığında genç nüfustan oluşmaktadır. Bunların bir işte çalışma i [Devamı]
    Merkez bankası bağımsızlığı kavramı
    Fatih Özatay, Dr. 11 Temmuz 2018
    Bugün yatırımların kalitesi hakkında yazmak istiyordum. Ancak Merkez Bankası yasasında yapılan son değişiklikler hiç hesapta olmayan bir konuda “merkez bankası bağımsızlığı” hakkında yazmama yol açtı. Bu yazı için özel bir çaba harcamama gerek de yok; bu açıdan şanslı” sayılırım. “Parasal İktisat: Kuram ve Politika” adlı kitabımın dördüncü baskısının on birinci bölümünden kısa alıntılar yapacağım.“Merkez bankası bağımsızlığı kavramını çeşitli düzlemlerde ele alabiliriz. Bir tanesi şu: ‘Araç bağımsızlığı’ ve ‘amaç bağımsızlığı’ ayrımı. Bir diğerinde ‘yasal bağımsızlık’ ile ‘gerçek hayattaki (fiiliyattaki)’ bağımsızlık ayrımına dikkat çekiliyor. ‘Ekonomik bağımsızlık’ tanımı var. ‘Politik bağımsızlık’ tanımı da yapılıyor.Araç bağımsızlığı merkez bankalarının amaçlarına ulaşmak için ne tür pa [Devamı]
    PKK neden sivilleri öldürür?
    Nihat Ali Özcan, Dr. 10 Temmuz 2018
    PKK’nın sivillere yönelik eylemlerinde gözle görülür bir artış var. Doğubayazıt’ta Mevlüt Bengü ile Diyarbakır’da baba oğul iki çoban PKK tarafından katledildi. Örgüt kırk yılda binlerce terör eylemi yaptı. Çoğu unutulmuş olsa da binlerce insanı katletti. Sadece asker ve polisleri şehit etmekle kalmadı. Çok sayıda bebek, çocuk ve kadını katletti. Öğretmenler, kaymakamlar, doktorlar, imamlar ve mühendisleri hatırlamak gerekir.Ankara’da canlı bomba eyleminden Kuşadası’nda sivil araç bombalamaya, Pınarcık’ta, Başbağlar’da toplu sivil katliamlarından orman, okul yakmaya, insanları kurşuna dizmeye kadar birçok terör eyleminde imzası var. Örgüt, teröristlerin akıl/icat ettiği tüm yöntemleri denedi. Kıdemli bir örgüt olarak Türkiye ve dünya terör tarihinde yerini aldı.Diğer örgütler gibi PKK da t [Devamı]
    Netflix tecrübesi, Türkiye’deki eğitim ve inovasyon tartışmalarına yol gösteriyor
    Güven Sak, Dr. 09 Temmuz 2018
    Ben artık Türk televizyonlarını neredeyse hiç izlemiyorum. Hep siyasi tırı vırı ile dolu oluyor. İncir çekirdeklerini bile dolmuyor, sıkıcı oluyor. Hangi ülkeden olursa olsun, eskilerden bir film izlemek istersem Amazon Fire TV var. Amazon Fire TV, eski filmler deposu olarak harika. Arada dizi de izlemek mümkün. Ama her birine ayrı ödeme yapmak gerekiyor. Depo gibi dediğim o aslında, televizyon yayıncılığı değil. Filmler için Apple TV’de fena değil. Hem Türkçesi de var. Ama orası da film deposu gibi ve yine tek tek ödeme yapmak gerekiyor. Daha geniş ve Türkçe ile desteklenmiş bir içerik seti ve toptan yıllık aboneliği olan bir tek Netflix var. Netflix, yeni çağın televizyonu. Doğrusu ya, ben artık televizyon izlemiyorum, Netflix’i açıyorum. Televizyon izlemeye ayrılabilecek kısıtlı zamanda [Devamı]
    ‘Şirketler arası muharebeden’ ülkeler arası ‘ekonomik savaşa’
    Nihat Ali Özcan, Dr. 06 Temmuz 2018
    ABD, 2. Dünya Savaşı’nın ardından kurduğu düzeni uzun yıllar sürdürmeyi başardı. Düzen politik, ekonomik, güvenlik, finans alanlarında kurallara ve kurumlara dayanırken, uyumlu bir bütünlük arz ediyordu. Dahası, politik ve askeri alanlarda güçlü rakibi Sovyetler Birliği, hiçbir zaman ekonomik ve finans alanında ciddi bir tehdit oluşturamadı. Her ne kadar bir ara Japonya, ekonomide “sessizce” meydan okusa da sonuçta aynı taraftaydı ve bir süre sonra da tehdit olmaktan çıktı.Sovyetler yıkılıp, Soğuk Savaş sona erince yeni düzenin nasıl olacağı hakkında bitmez tükenmez tartışmalar yaşandı. Her seviyede, herkes yeni risklerden, yeni fırsatlardan bahsetmeye başladı. Sovyet tehdidinin sona ermesi aktörleri çeşitlendirirken uluslararası rekabette ekonomi ön plana çıkmaya başladı. Serbest piyasanı [Devamı]
    Bir bakmışsınız biçim değiştirmiş
    Fatih Özatay, Dr. 04 Temmuz 2018
    Tüketici enflasyonu 2013 başı-2016 sonu arasında yüzde 8’lik ortalama etrafında dalgalanıp durdu. Bazen altına indi, bazen üzerine çıktı ama yüzde 8’in dayanılmaz cazibe alanından hiç çıkmadı. Bu olgu, “hep böyle gider; bir süre üzerine çıkarsa nasıl olsa döner geri, olmadı bir iki karar açıklarız/açıklanır o zaman düşer eski yerine” tarzında bir düşünceyi de yaygınlaştırdı. Hem ekonomi yönetiminde hem iş çevrelerinde hem de bu konuda yazan çizenlerde. Öyle ki ekonomi kanallarında yüzde 8-9 gibi dünya ölçeğinde yüksek enflasyonu pek dert edene rastlamadık: “Ama büyüme” tarzı sözleri sık sık duyduk. Sanki bir ülkenin potansiyel büyüme oranını enflasyonun artmasına göz yumarak artırmak mümkünmüş gibi. Hep kaçırdılar potansiyel büyüme ile herhangi bir dönemdeki büyüme arasındaki farkı. Sandıl [Devamı]