Arşiv

  • Kasım 2018 (9)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)

    Etiketler

    Teşvik vermek için kendine çekidüzen vermek gerekir
    Hasan Ersel, Dr. 23 Kasım 2007
    19 Kasım 2007 tarihli yazımda "teşvik verelim de firmalar şu işi yapsınlar" demenin pek bir işe yaramayacağından çünkü firmalar için yanlış bilgi vererek avantaj sağlamak olanaklıysa teşvik verenin beklediği sonucun da elde edilemeyeceğinden söz etmiştim. Peki "olmuyormuş" deyip ellerimizi böğrümüze bağlayıp oturacak mıyız? Ya da buna rağmen teşvik vermeye devam edenlerin tümü mü cahil? [Devamı]
    Büyümedeki yavaşlama bütçeyi bozuyor
    Güven Sak, Dr. 23 Kasım 2007
    Türkiye, 2001 krizini maliye politikasındaki toparlanma sayesinde aştı. Ama 2007 yılı bütçe performansı iyi değil. Suçlu pek kolay bulundu: 2007 yılı seçimleri. Dikkat ediyor musunuz, yapılan analizlerde genellikle 2007 yılında harcamalardaki artış ön plana çıkarılıyor. Harcamalar, gelirlerden daha hızlı artıyor. Sonuç hesapsız seçim harcamaları başlığı ile manşetleniyor. Rakamlara biraz daha dikkatli bakarsanız, aslında, ortada büyüme sürecindeki yavaşlamadan kaynaklanan bir sorun varmış gibi duruyor. Bu sorun, "Artan harcamalara gelir uydur" stratejisine fazlaca yaslanan maliye politikamızın kapsamlı bir biçimde ele alınması gerektiğine işaret ediyor. Gelin bir bakalım. [Devamı]
    MB yasa değişikliğiyle hızlı büyüme
    Fatih Özatay, Dr. 22 Kasım 2007
    Yanıtını aradığımız temel soru şu: Para politikasını kullanarak, bir ülke için çok önemli olan potansiyel büyüme hızının düzeyini nasıl yukarı çekebiliriz? Yüksek düzeydeki işsizlik sorunumuzu kangren haline gelmeden çözmek için önümüzdeki yıllarda potansiyel büyüme hızımızı yüzde 7 dolaylarına çıkarmaya çabalamamız gerektiğinde herkes hemfikir. Potansiyel büyüme hızının bir göstergesi, bugüne kadar gerçekleşen ortalama büyüme hızımız. Son kırk yılda (1968'den bu yana) ortalama olarak yüzde 4.3 oranında büyümüşüz.Geçmiş, ancak geçmişi yaratan nedenler gelecekte de geçerli olacaksa, geleceğe ışık tutabilir. Oysa biliyoruz ki, özellikle makro istikrarı sağlamak yolunda kriz sonrasında önemli adımlar attık. Kurumsal yapımızda da radikal değişikliklere gittik (2006-2007'de istikrar [Devamı]
    Çekirdek enflasyonu mu hedeflesek?
    Fatih Özatay, Dr. 19 Kasım 2007
    Enflasyon son yıllarda önemli bir katılık gösteriyor. 2004 başından bu yana yıllık enflasyon genellikle yüzde 7.6 ile 10 arasında seyretmiş. Buna 'katılık bandı' diyebiliriz. Tam mart ayından bu yana enflasyon düşüyor ve bandın alt sınırının belirgin biçimde altına iniyor derken, yine yıllık enflasyonda yükseliş gerçekleşti. Üstelik kamunun ürettiği mal ve hizmetlerin fiyatlarına yapılmakta olan zamlar, önümüzdeki aylarda enflasyonu biraz daha artırma riski taşıyor.Şüphesiz 'katılık bandı'na geri dönüşe neden bulmak mümkün. Mesela, ham petrol fiyatları yüksek düzeylerde salınıyor. Gıda fiyatları tüm dünyada artıyor. Keza metal fiyatları da. Dolayısıyla, olan bitenin aslında 'katılık' olmadığı, dışsal nedenlerle enflasyonun yükseldiği ileri sürülebilir.Olabilir. Ancak, 2006'da da [Devamı]
    Şaşırtıcı olan teşviklerin başarısız olması değil, başarılı olmasının nasıl beklendiği
    Hasan Ersel, Dr. 19 Kasım 2007
    Teşvik denince yolsuzluk akla geldi. Aradan geçen süre boyu nereden nereye geldik diye baktığımızda sonuçtan pek memnun da görünmüyoruz. Tabii her iki noktada da durumu kötü yönde biraz abartıyoruz. Her teşvik alan yolsuzluk yapmadı, Türkiye de epeyce ilerledi. [Devamı]
    Büyüme hızımız üzerine önemli bir kısıt
    Fatih Özatay, Dr. 18 Kasım 2007
    Krizden sonra uygulanmaya başlanılan programla birlikte mali sistemimizde 2002'den bu yana önemli bir derinleşme gerçekleşti. Son yazımda verdiğim bazı rakamları bir kez daha tekrarlayayım: Sektörün bilanço büyüklüğünün GSYİH'ye oranı 10 puan kadar arttı. Krediler ise yine GSYİH'ye oran olarak 16.4 puan yükseldi.Aslında bu tür karşılaştırmalarda bir noktaya dikkat etmek gerekiyor. Bilanço ya da kredi verileri yıl sonundaki stok değerleri ifade ediyor. GSYİH ise tüm yıl boyunca yaratılan hasılanın bir ölçüsü. Bankacılık sektöründe vadeler kısaysa ve ülkedeki enflasyon oranı yüksekse, yıl sonu değerleri yerine yıllık ortalama kredi ve bilanço değerlerini kullanarak GSYİH'ye oranlar hesaplamak daha sağlıklı. Böylelikle düşük enflasyonlu yıllar ile yüksek enflasyonlu yıllar arasında [Devamı]
    Cumhurbaşkanları toplam 9 saati neden Ankara Forumu’na ayırdı?
    Güven Sak, Dr. 17 Kasım 2007
    Bu hafta Ankara'da bir değil, iki devlet ziyareti aynı zaman dilimi içinde gerçekleştirildi. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, pazar günü öğleden sonra Ankara'ya geldi. Salı akşamı geç saatte İstanbul'dan ülkesine geri döndü. Türkiye'de yaklaşık iki buçuk gün kaldı. Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmut Abbas, pazartesi günü öğleden sonra Ankara'ya geldi. Salı akşamı geç saatte Ankara'dan ülkesine geri döndü. Ülkemizde yaklaşık bir buçuk gün kaldı. İki konuk cumhurbaşkanı ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, salı günü, iki ortak aktivite gerçekleştirdiler. Salı sabahı, üç cumhurbaşkanı Ankara Forumu toplantılarına katıldılar. Öğleden sonra ise hep birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeydiler. İki gezi birbiri ile kesişmek üzere planlanmıştı. Ve kesiştiler. [Devamı]
    Ekim ayı itibariyle bütçenin görünümü
    Hasan Ersel, Dr. 16 Kasım 2007
    Ekim ayı itibariyle bütçe rakamları yayınlandı. Bütçe harcamaları geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 16,54 artmış. Bütçe gelirlerindeki artış hızının yüzde 10,95 olduğu düşünülürse, bu artış yüksek! Peki neden bütçe harcamaları artmış? Uzunca zamandır korkumuz olan faiz harcamalarından dolayı mı? Hayır. Faiz harcamalarındaki artışın yüzde 9,52 olduğunu görüyoruz. Demek ki, sorun yüzde 19,3 artan faiz dışı harcamalarda. Acaba bu artışın nedeni enflasyon mu? Pek öyle görünmüyor. Ekim ayı itibariyle 12 aylık fiyat artışları Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) için yüzde 7,7 ve Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) için ise yüzde 4,4. Bu artışların nedeni ücretlerin çok yükselmesi de değil. Çünkü personel harcamalarının artış hızı, kamuda istihdam artışı olmasına rağmen, yüzde 15,6. O h [Devamı]
    Mali sektör derinleşiyor, ama...
    Fatih Özatay, Dr. 15 Kasım 2007
    2001mayısında uygulanmaya başlanılan 'Türkiye'nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın temel başarısının arkasında, sağlanan makro ekonomik disiplinin yatırımcı ve tüketici güvenini artırması var. Bu güven yükselişi hem tüketme hem de yatırım yapma isteğini artırdı.Bu isteklerin hayata geçirilebilmesi için sağlanması gereken koşullardan bir tanesi, bankacılık sektörünün yeniden kredi açabilir hale gelmesiydi. Bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması, risklerinin azaltılması, sermaye yapısının güçlendirilmesi ile daha iyi bir denetim ve gözetim mekanizmasının kurulması çabalarının arkasında temelde bu vardı.Sektörün kredi açabilir hale gelmesi için bunlar gerekliydi, ama yeterli değildi. Kamunun fon ihtiyacının da azalması gerekiyordu. Bu da mali disiplinle sağlanacaktı.2002' [Devamı]
    İflas riski ve güven
    Fatih Özatay, Dr. 12 Kasım 2007
    Bankaların ekonomide oynadıkları temel rol, tasarruf eden kesimlerin ellerindeki fonları, bu fonlara ihtiyaç duyan kesimlere aktarmak biçiminde oluyor. Şüphesiz, bu işlevin yerine getirilebilmesi için hem bankalarda aktarılabilecek fon olmalı, hem de bu fonları talep edenler.2001 Mayısı'nda uygulanmaya başlanılan "Türkiye'nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın temel başarısı da burada yatıyor: Bir yandan mali ve parasal disiplin, diğer yandan da yapısal reformlar ile olumlu yönde değiştirilen kurumsal yapı yatırımcı ve tüketici güvenini son derece artırdı.Grafik 1'de Hazine'nin 'kredi riskinin' bir ölçüsü olan EMBI getiri farkı (spread) ile TCMB'nin yayımladığı reel kesim güven endeksinin 2001'den bu yana hareketleri yer alıyor. Getiri farkı (embi), Hazine'nin çıkardığı uzun vad [Devamı]