Arşiv

  • Haziran 2018 (12)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)

    Etiketler

    Batum Havaalanı gerçek gündemin en önemli konusudur
    Güven Sak, Dr. 29 Mayıs 2007
    Hayatınızda Batum'a hiç gittiniz mi? Ben daha iki hafta önce oradaydım. Batum'a gidebilmek için ortada iki seçenek vardı. Bendeniz konuyu etüt edenlerin yalancısıyım. Ya önce İstanbul'dan Tiflis'e uçacak ve oradan trenle Batum'a gidecektim ya da önce İstanbul'dan uçakla Trabzon'a gidecek ve karayolu ile Batum'a varacaktım. Gürcistan trenlerini bilenlerin söylediğine göre Batum'a Trabzon yoluyla gitmek daha kolaydı. Nitekim ben de öyle yaptım. [Devamı]
    Darısı başımıza
    Fatih Özatay, Dr. 28 Mayıs 2007
    Dünkü yazımda yüzyıl önceki mali 'küreselleşmeyi' anlatan ve bugün ile paralellik kuran bir çalışmadan söz ediyordum (P. Mauro, N. Susman ve Y. Yafeh, Yükselen Piyasalar ve Mali Küreselleşme (Emerging Markets and Financial Globalization), Oxford Üniversitesi Basımevi, 2006). O zamanki 'yükselen ekonomilerin' çıkardığı yabancı para cinsi tahvillerin getirileri ile aynı vade ve para birimi cinsinden İngiltere devletinin çıkardığı tahvillerin getirileri arasındaki farkı (getiri farkını) inceliyordu. Bu getiri farkları bugün de bir ülkenin iflas riskinin (kredi riskinin) bir göstergesi olarak kullanılıyor. [Devamı]
    Özel kesimin, kamu tasarrufuna tepkisi cari açığı artırıyor
    Hasan Ersel, Dr. 28 Mayıs 2007
    Özel tasarruf oranı, kamu tasarruf oranıyla ters yönde bir ilişki içinde. Kamu tasarruf oranını artırmaya çalıştığımızda, özel kesim buna tüketimini kısarak değil, tasarruf oranını düşürerek tepki veriyor.  Bu Tepki Türkiye'nin cari açığını büyütüyor. [Devamı]
    Yüz yıl öncesinde mali 'küreselleşme'
    Fatih Özatay, Dr. 27 Mayıs 2007
    Küreselleşmeyi çok daha fazla ülkelerarası ticaret, ulusal sınırlar dışında çok daha yaygın üretim, çok yoğun sermaye hareketliliği olarak tanımayabiliriz. Nasıl tanımladığımız bir tarafa, çoğu ekonomistin üzerinde birleştikleri bir teşhis var: Küreselleşme ülkelerarası gelir farklılıklarını fakir ülkeler aleyhine artırıyor. Daha da kötüsü, özellikle fakir ülkelerde ülke içi gelir dağılımı bozuluyor. [Devamı]
    Türkiye haritanın neresindedir
    Güven Sak, Dr. 26 Mayıs 2007
    Hiç Türkiye'nin dünya atlası üzerindeki konumunu düşündünüz mü? Türkiye, sizce, dünyanın neresinde yer alıyor? Avrupa'nın güneydoğu kanadında mı, yoksa daha merkezi bir noktada mı? Türkiye'yi dünya haritası üzerinde nasıl gördüğünüz ile Türkiye'ye dünya üzerinde biçtiğiniz rol arasında bir ilişki olduğunu hiç düşündünüz mü?  Bize kalırsa düşünmeye başlayın. Kendimizi harita üzerinde nasıl gördüğümüz son derece önemli. Haritalar, yalnızca, coğrafya ile alakalı değil, aynı zamanda, bir dönemin ruh halini de yansıtıyor. Bakın Türkiye'ye son dönemde hızlı bir yabancı sermaye akımı var. Nerelere geliyorlar? Bankacılık, sigortacılık, ulaştırma, telekomünikasyon, enerji gibi alanlar. Nedenini anlamak isteyenlerin haritaya bir kez daha bakmaları gerekiyor. Ama hangi haritaya? Önce iki [Devamı]
    Reform nasıl yapılmaz
    Güven Sak, Dr. 25 Mayıs 2007
    Geçen salı örneği Sarkozy'den vermiştik. Hatırlayın Fransa'nın yeni Cumhurbaşkanı herkesi şaşırtan bir kabine açıklamıştı. Kabinesinde geleneksel merkez sağı temsil eden bakanlar yoktu yalnızca. Dışişleri Bakanı Sosyalist Parti'den ithaldi. Aynı biçimde Bayrou kampından da bir bakan vardı. Bu arada Adalet Bakanı ise göçmen bir aileden gelen bir kadındı, üstelik Müslüman'dı. Sarkozy'nin alışkanlıklara uygun olmayan kabinesini "değişim yapma iradesi"nin güçlülüğüne karine olarak almıştık. Öyle ya, kamplaşmış bir toplumda radikal reformlara girişmek mümkün olamazdı. Köklü bir reform sürecini başlatma kararlılığındaki bir siyasetçinin öncelikle toplumu birbirinden ayıran endişe duvarlarını yıkması gerekiyordu. Reform sürecinde karşılaşacak direnci yumuşatmanın yolu buydu. İşte Sarko [Devamı]
    Sarkozy'nin imha biçimi
    Fatih Özatay, Dr. 24 Mayıs 2007
    Yeni bir hükümetimiz olacak seçimden sonra. Bu hükümetin nasıl bir ekonomik program uygulayacağı hepimizi yakından ilgilendiriyor. Disiplinli bir makroekonomik programın uygulanması olmazsa olmaz koşul.Yok şu istemişti, yok bu dayatmıştı, bunları geçin. Biz istiyoruz makro disiplini, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak. 'Kaybolan yılları' bir daha yaşamamalıyız. Bunun asgari koşulu da makro disiplin. Bunu artık tartışmamak gerekiyor. Şüphesiz kimse açık açık makro disiplinden vazgeçeceğiz demiyor, ama başka şekillere bürünmüş olarak karşımıza çıkabiliyor bu risk. Makro disiplinin süreceği bir kez garantilendikten sonra, döviz kuru rejimine ya da enflasyon hedeflemesine yönelik yapılacak tartışmalar akademik tartışmalar olmak durumundadır. Burada benim düşüncem şudur: 2002 ba [Devamı]
    Dünya Bankası'nın geleceği
    Hasan Ersel, Dr. 24 Mayıs 2007
    Doğrusu Paul Wolfowitz'in Dünya Bankası Başkanlığı'ndan bu kadar garip bir nedenle ayrılacağı aklıma gelmemişti. Bana böyle bir olayın "olmuş olmasından" çok "olabilmesi" önemli geliyor. Sonuçta olayı şöyle özetleyebiliriz: Bu kuruluşta, yöneticinin, şu ya da bu nedenle kurallara aykırı bir karar aldığını düşünelim. Eğer yönetişim (governance) ilkelerine uygun olarak çalışan bir organizasyondan söz ediyorsak, bu kararın saydamlık ilkeleri çerçevesinde bilinmesi ve uygulamaya konulmadan geri alınmasını sağlayacak bir sürecin çalışması gerekirdi. Oysa, anlaşıldığı kadarıyla Dünya Bankası'nda böyle olmamış. O halde, bir başka, daha önemli, sorun var. Demek ki, Türkiye dahil pek çok ülkeye yönetişim ilkelerine uymanın önemini anlatıp öğüt veren Dünya Bankası'nın kendisi, bu ilkeler [Devamı]
    'Adayımız şahittir ki biz artık merkeze geldik' sendromu
    Güven Sak, Dr. 22 Mayıs 2007
    Bu aralar herkes harıl harıl eski seçimlerde ne olduğuna bakıyor. Halbuki Türkiye'ye bir bakın, Allah aşkına, 1991 seçimlerinden beri, bir seçimde en çok oyu almış olan partinin bir dahaki seçimde en çok oyu alabildiği görülmüş mü? Türkiye'de son on altı yıldır motorize bir mutsuz seçmen kitlesi sürekli olarak partisini arıyor. Aslında Türkiye uzun bir süredir "merkez"ini arıyor. Arıyor. Arıyor ama bulamıyor. Geçmiş verilere bakıp ne diyeceğiz, bu durumda? Geçen seçimlerde en çok oyu alanın bu kez aynı başarıyı tekrarlayabilme şansının olmadığını mı? Kim bilir? [Devamı]
    Sadece aklımızda bulunsun diye
    Fatih Özatay, Dr. 21 Mayıs 2007
    Önemli bir toplantıya gideceksiniz. Toplantının yapılacağı yer, iş günlerinde ve o saatte bulunduğunuz yerden en fazla yarım saat mesafede. Bu süre, elinizdeki mevcut bilgiler ve o zamana kadarki deneyiminiz ışığında belirlediğiniz bir süre.Şüphesiz bu süreyi artırabilecek riskler de var. Hava sıcak, iç siyaset gergin, insanların burunlarından soluduklarını hissediyorsunuz. Bu nedenle bir trafik kazası olması olasılığı her zamankinden fazla. Trafik sıkışabilir, geç kalabilirsiniz. Bu türden olumsuz dışsal şokları da dikkate alarak, biraz ihtiyatlı davranıyor ve zamanında yetişmeyi güvence altına almak için diyelim ki 40 dakika öncesinden yola çıkıyorsunuz.Ama hedeflediğiniz sürede gidemiyorsunuz. Lastiğiniz patlıyor. Arabayı kenara çekmek falan gerekiyor. Sonra bir taksi peşinde [Devamı]