Arşiv

  • Kasım 2018 (9)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)

    Etiketler

    Tayyip Bey, kısa vadede, faiz oranlarını indirebilir
    Güven Sak, Dr. 03 Nisan 2007
    Finansal piyasalarımız nisan ayı eşiğine doğru yaklaşıyor. Nisan ayının ortasından itibaren Türkiye ekonomisinin yakın ve orta vadeli geleceği ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olacağız. Nisan ayı eşiği aşıldığında, hayat belki de kolay olmayacak ama en azından, daha fazla öngörülebilir olacak. Ekonomimizi etkileme potansiyeline sahip risklerin birinden kurtulmakla kalmayacağız, aynı zamanda, tam bu ay içinde, belki de onu bir fırsata dönüştürebileceğiz. Bakalım nasıl olacak? Bakalım zaman ne gösterecek? [Devamı]
    Duvar örmemek için
    Fatih Özatay, Dr. 02 Nisan 2007
    Birkaç soru: 2001 krizi sonrası 'göğe sıçrayan' kamu borcunu düşüremeseydi Türkiye, hızla büyüyebilir miydi, enflasyonu ve reel faizi düşürebilir miydi, işsizlik oranındaki artışı durdurabilir miydi? [Devamı]
    Yapısal dönüşüm için mikro reformlar da önemli
    Hasan Ersel, Dr. 02 Nisan 2007
    Ekonomideki birimlerin davranışları, organizasyonları ve birbirleriyle olan ilişkileri değişmedikçe yapısal dönüşümün sağlanamayacağı açıktır. Bu açıdan bakıldığında makro önlemlerin amacının, mikro önlemlerin olumlu sonuç vermesini sağlayacak ortamı yaratmak olduğu ortaya çıkar. [Devamı]
    'Neden hissetmediğimiz' ayan beyan ortada
    Fatih Özatay, Dr. 01 Nisan 2007
    2002'den bu yana ekonomi hızla büyürken, iki 'görünürde' çelişkili gelişmeyi beraberinde yaşadık. Büyük ölçüde bu nedenle ulaşılan büyüme hızı 'dudak bükerek' karşılandı. Dudak büküş, açıklanan değerlere duyulan kuşkudan "biz neden hissetmiyoruz?" sorusuna kadar uzanan geniş bir yelpazeye yayıldı. [Devamı]
    Mali kural
    Fatih Özatay, Dr. 29 Mart 2007
    Dış piyasalardaki çalkantı ve çifte seçim tüm gündemi işgal ediyor. Bu toz duman arasında IMF ile yürürlükteki anlaşmanın 2008'in mart ayında sona receği gözden kaçıyor. Kriz sonrasından bu yana yürürlükte olan anlaşmaların en önemli yanı mali disiplin ve yapısal reformlara yapılan vurguydu. Ortada hiç IMF falan olmasaydı da göğe çıkan kamu borcunu ve reel faizi düşürebilmek için mali disipline dayanan bir program uygulamak zorundaydık. Pazar günkü yazıda merkezi yönetimin borcunun ve maliyetinin krizden bu yana nasıl geliştiğine dair bazı verilere yer verdim. Oradaki tablolardan da görülüyor mali disiplinin kriz sonrasında nasıl olmazsa olmaz koşul olduğu. [Devamı]
    Airbus'ta sorun var ama Lockheed-Martin'de işler yolunda galiba
    Hasan Ersel, Dr. 29 Mart 2007
    Geçen şubat ayında Airbus firması A-380 super-jumbo uçağının teslimindeki gecikmeler ve doların zayıflığı nedeniyle içine düştüğü sıkıntıyı gerekçe göstererek işçi çıkaracağını açıkladı. Tahminlere göre 57 bin Airbus çalışanından 10 bini işten çıkarılacak. Bunların ülkeler arası dağılımı da şöyle: Fransa 4300, Almanya 3700, Birleşik Krallık 1600 ve İspanya 400. [Devamı]
    KİT zamları neden hassas?
    Fatih Özatay, Dr. 26 Mart 2007
    Cuma günü Radikal'de, sayın Ali Babacan'ın IMF heyeti ile yürütülen çalışmalar hakkında verdiği bilgiler ayrıntılı bir şekilde yer aldı. Haberden bir alıntı yaparak, üzerinde henüz bir mutabakat sağlanmadığı anlaşılan KİT'lerin mali durumuna ilişkin sayın Babacan'ın söylediklerine yer vereyim: [Devamı]
    Yapısal dönüşüm istihdam oranını olumsuz etkiledi
    Hasan Ersel, Dr. 26 Mart 2007
    TÜİK'in imalat sanayii üzerine gerçekleştirdiği çalışma, 1997-2006 döneminde imalat sanayiinde işgücünden tasarruf edici önlemlerin önem kazandığını gösteriyor. Kamu kesiminde istihdam azaltılması önem kazanırken özel kesimde ise değişen koşullara uyum sağlamaya yönelik önlemler öne çıkıyor. [Devamı]
    Merkezi yönetim borcuna ilişkin bazı göstergeler
    Fatih Özatay, Dr. 25 Mart 2007
    Yerel yönetimler, bütçe dışı fonlar ve KİT'ler dışındaki kamu kesiminin, diğer bir ifadeyle merkezi yönetimin kendi dışındaki kesimlere olan yükümlülüklerinin kriz sonrasında nasıl ve neden 'patladığını' hepimiz biliyoruz. 2001 sonunda merkezi yönetimin borcunun ki kamu borcunun yaklaşık yüzde 95'ini oluşturuyor, milli gelire oranı yüzde 101'e sıçradı. Bu oran 2000'in sonunda yüzde 62 düzeyindeydi. [Devamı]
    Hisarcıklıoğlu’nun mesajı neyse ki ortada kalmadı
    Güven Sak, Dr. 23 Mart 2007
    Yanlış anlaşılmak, anlaşılmamaktan daha kötüdür. O nedenle "Allahım, beni yanlış anlaşılmaktan koru" diye şarkısı bile var. Peki, acaba bir kere yetmeyip, bir kez daha anlattığınız halde "ısrarla yanlış anlaşılma"ya ne demeli? Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu geçenlerde IV. Ticaret ve Sanayi Şûrası'nda bir konuşma yaptı. İşte o günden beri "ısrarla" yanlış anlaşılıyor. [Devamı]