Arşiv

  • Mart 2017 (17)
  • Şubat 2017 (16)
  • Ocak 2017 (20)
  • Aralık 2016 (19)
  • Kasım 2016 (22)
  • Ekim 2016 (18)
  • Eylül 2016 (17)
  • Ağustos 2016 (20)
  • Temmuz 2016 (19)
  • Haziran 2016 (20)
  • Mayıs 2016 (22)
  • Nisan 2016 (18)

    Etiketler

    BİRYER'de Yolsuzluk, Sandık ve Basın Özgürlüğü

    N. Emrah Aydınonat, Dr.04 Şubat 2014 - Okunma Sayısı: 3356

    Vatandaş, yolsuzluk yapan siyasetçileri sandıkta cezalandırır mı?

    Bu yazıdaki amacımız, basit bir model kurup, seçmenlerin yolsuzluk yapan siyasetçileri hangi koşullar altında sandıkta cezalandıracağını bulmak. Model ülkemizin ismi BİRYER olsun.

    BİRYER’de Demokrasi ve Yolsuzluk

    BİRYER demokratik bir ülke. Burada iktidara gelmenin tek yolu sandıkta yeterli sayıda oy toplamak. BİRYERLİ siyasetçiler de her siyasetçi gibi iktidara gelmeyi ve iktidarda kalmayı amaçlıyorlar. Dünyanın hemen her ülkesindeki meslektaşları gibi fırsatını bulunca yolsuzluk yapmaya meylediyorlar. Eğer yolsuzluğun getirisi yüksekse,yolsuzluk yaparken yakalanma olasılığı düşükse ve yakalandıklarında başlarına bir şey gelmeyecekse, BİRYERLİ siyasetçiler yolsuzluk yapıyorlar. Haliyle, BİRYERLİ siyasetçileri dürüst tutmanın en iyi yolu, onları kontrol etmek ve yakalandıklarında karşı karşıya kalacakları cezaları arttırmak. BİRYERLİ siyasetçilerin en büyük kâbusu seçimi kaybetmek olduğu için yolsuzluk yapmaları seçimi kaybetmelerine yol açacaksa yolsuzluk yapmıyorlar. Öte taraftan, yolsuzluk, BİRYERLİLERİN refahını azalttığı için, seçmenler yolsuzluk yapanlara oy vermiyorlar. Dolayısıyla, BİRYER’de iktidardaki bir siyasetçinin yolsuzluk yapıp yapmayacağı, seçmenlerin yolsuzluktan haberdar olup olmadığına bağlı. Seçmenlerin yolsuzluktan haberdar olup olmaması ise basının ve gazetecilerin ne kadar özgür olduğuna bağlı. Basın özgür olduğunda, gazeteciler yolsuzluk yapan siyasetçileri (iktidarda dahi olsalar) haber konusu yapıyorlar. Çünkü, mesleklerinde başarılı olmaları doğru haber yapmalarına bağlı. Basının özgür ve bağımsız olmadığı zamanlarda ise doğru ve tarafsız haber yapmak gazetecilere ve medya patronlarına zarar veriyor. Bu sebeple, basının özgürlüğü azaldıkça seçmenlerin yolsuzluklarla ilgili doğru bilgiye ulaşmaları zorlaşıyor. Basın özgür olmadığında, siyasetçilerin yolsuzluk yapmasının önündeki en temel engel ortadan kalktığı için siyasetçiler yolsuzluk yapmaya daha bir teşne oluyor. Sonuç olarak, BİRYER’de siyasetçilerin yolsuzluk yapıp yapmayacakları ve yolsuzluğun sandıkta cezalandırılıp cezalandırılmayacağı, basın özgürlüğü ile yakından ilişkili: Demokrasi (sandık) tek başına yolsuzluğu engellemekte yetersiz kalıyor; yolsuzluk ancak demokrasi ile birlikte basın özgürlüğü de varsa kontrol altına alınabiliyor. Yani BİRYER’de yolsuzluğun sandıkta cezalandırılabilmesi için özgür basına ihtiyaç var.

    Demokrasi, Basın Özgürlüğü ve Yolsuzluk İlişkisi

    Şimdi BİRYER için çıkardığımız sonuçlar ne kadar doğru kontrol edelim: Journal of Policy Modeling dergisinde yayınlanan 2013 tarihli bir çalışma var. Yazarlar, 2005-2010 ve 1996-2010 yıllarını kapsayan, biri 170 diğeri ise 175 ülkenin verisini içeren iki veri setini incelemiş. Buldukları şey şu: Demokrasi ve basın özgürlüğü, birlikte, yolsuzluğun azalmasında etkili oluyor. Demokratik ülkelerde basın özgürlüğü de varsa, demokrasi (sandık) yolsuzluğun artmasını engelleyen, kontrol eden bir faktör olarak etkili oluyor. Yani, yolsuzluk yapanların sandıkta cezalandırılabilmesi için demokrasi tek başına yeterli değil, özgür basına da ihtiyaç var. Basın özgürlüğü azaldıkça, sandığın (demokrasinin) yolsuzluğu engelleme işlevi de ortadan kalkıyor.170 ülkenin demokrasi, basın özgürlüğü ve yolsuzluk karnelerini inceleyen bu çalışma diyor ki, BİRYER’de durum neyse, hemen her yerde de durum o.

    Türkiye’de durum nedir?

    Peki bizde durum nedir? Basın özgürlüğünde ne durumdayız ona bakalım:

    • Reporters Without Borders’ın Basın Özgürlüğü Endeksinde 179 ülke arasında 154. Sıradayız ve dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi olarak anılıyoruz.*
    • Freedom House’un Küresel Basın Özgürlüğü sıralamasında ise Fiji ve Kongo ile birlikte 120. sıradayız.* Hemen arkamızdan Bhutan, Nepal, Guatemala falan geliyor. Yani söz konusu olan basın özgürlüğü ise, bir Norveç, Belçika, Finlandiya veya Hollanda değiliz. Bunların çok çok gerisindeyiz.
    • Freedom House’un yayınladığı son rapor (Demokrasi Krizi: Türkiye'de Yolsuzluk, Medya ve Güç –Şubat 2014 – başlıklı rapor) da Türkiye’de basının ciddi baskı altında olduğunu söylüyor.*
    • En iyimser ifadeyle Türkiye’de basın kısmen özgür. Internet deseniz, orada da durum fena – hatta yeni yasayla daha da fena olacak. Peki demokrasi karnemiz nasıl? O da pek iyi değil. Mesela, The Economist’in demokrasi endeksinde (2012) “hibrit rejim” olarak listeleniyoruz.* Yani demokrasi olarak değil, bozuk demokrasi olarak bile değil; otoriter ile demokratik karışımı bir rejim olarak anılıyoruz.

    Uluslararası endekslere güvenmeyenleri de dikkate alarak temkinli bir sonuç çıkaralım: Eğer şu basın özgürlüğü ve demokrasi endekslerinde birazcık olsun doğruluk payı varsa, Türkiye’de yolsuzluğun sandıkta cezalandırılmasının düşük bir olasılık olduğunu söyleyebiliriz. Bu ne demek? Sandıkta hakkaniyetli bir yarış olabilmesi için basın özgürlüğüne ve daha fazla demokrasiye ihtiyacımız var demek. Yukarıda bahsi geçen makalenin temel sonucu bizim için önemli: Demokratik reformlar, siyasetçilerin denetlenmesini kolaylaştıracak reformlarla birlikte gerçekleşmediğinde fazla bir anlam taşımıyor. Yeni demokrasi paketi hakkında düşünürken aklımızdan çıkarmamamız gereken şey bu.

     

    Referanslar:

    Kalenborn, C., & Lessmann, C. (2013). The impact of democracy and press freedom on corruption: Conditionality matters. Journal of Policy Modeling, 35(6), 857–886.