Arşiv

  • Aralık 2017 (7)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)
  • Nisan 2017 (19)
  • Mart 2017 (21)
  • Şubat 2017 (16)
  • Ocak 2017 (20)

    Etiketler

    Türkiye “İyi” Bir Ülke mi?

    N. Emrah Aydınonat, Dr.07 Temmuz 2014 - Okunma Sayısı: 3529

    Kendimizi dev aynasında görmeyi çok seviyoruz. Politikacılar, “en büyük biziz”, “bizden harikası yok”, “en güçlü, en kültürlü, en akıllı biziz” gibi sözlerle bizi havaya sokmayı seviyorlar. Dahası, başımıza ne gelirse “dış mihrakları”, “gelişmemizi çekemeyenleri” ve “harikalığımızdan rahatsız olanları” suçlayarak, diğer ülkelerin kötü, bizim ise çok iyi olduğumuz fikrini iyice beynimize kazıyorlar. Eğitim sistemimiz de bu algıya epeyce bir katkı yapıyor. Özetle, kendimizi aynada pek bir güzel, pek bir iyi görüyoruz. Dev aynasını bırakıp, gerçek aksimize baktığımızda ise moralimiz bozuluyor. Gerçekler istediğimiz gibi bir resim çizmemize izin vermiyor.

    Gerçek şu: Türkiye pek çok ölçüte göre ortalama bir ülke! Evet, toplam gelirimize bakarsak, ilk 20 ülke arasındayız ama kişi başına düşen gelire göre ortalama bir ülkeyiz. Kalkınma göstergelerinin hemen hepsinde dünyanın ortasında yer alıyoruz. Daha kötü olduğumuz alanlar da var. Basın özgürlüğünde durumumuz fena mesela… Bana inanmıyorsanız, isterseniz şimdi Google’a girip çeşitli ölçütlere göre Türkiye’nin dünyanın neresinde durduğuna bir bakın. Bulacağınız şu: Ortalarda yer alıyoruz.

    Geçenlerde Türkiye’yi başka ülkelerle kıyaslayabileceğimiz bir endeks daha yayınlandı: İyi Ülke Endeksi. Hemen, bir umut, bu endekste neredeyiz diye baktım. Ama maalesef ortalama bir ülke olduğumuz gerçeğini değiştirecek bir şey bulamadım. Endekse göre Türkiye pek “iyi” bir ülke değil. Açıklayayım.

    Burada bahsedilen “iyi” olma durumunun karşıtı kötü olmak değil. Burada “iyi”, ahlaki bir anlam da taşımıyor. Sadece, ülkelerin dünyanın ortak çıkarlarına (diğer ülkelere kıyasla) ne kadar katkı yaptığını soruyor. Yani ülkelerin diğer ülkelere kıyasla dünya için ne kadar “iyi” olduğuna bakılıyor.

    Peki Türkiye, dünyaya ne kadar iyilik katıyor? Dünyanın güzelleşmesine, gelişmesine ne kadar katkı yapıyor? Kendi ulusal çıkarları dışında, insanlığın çıkarlarını da dikkate alarak davranıyor mu? Mesela, dünya barışına ne kadar katkı yapıyor? Dünya kültürüne ne kadar katkı yapıyor? Çevrenin korunması için ne kadar çalışıyor? Bilimin, teknolojinin gelişmesi için ne kadar emek veriyor? Sağlığın, eğitimin, güvenliğin, özgürlüğün, eşitliğin vb. gelişmesi için neler yapıyor? Özetle Türkiye, milli geliri ve nüfusu ile kıyaslandığında bilim, teknoloji, kültür, barış, özgürlük, çevre, refah, sağlık gibi alanlara yaptığı katkılarla dünyanın neresinde yer alıyor?

    Tabii bu soruların hepsini tatmin edici bir şekilde yanıtlamak o kadar kolay değil. Ama “İyi Ülke Endeksi” bu sorularla ilgili merakımızı biraz olsun gideriyor.

    “İyi Ülke Endeksi”nin dikkate aldığı konular arasında, bilimsel yayınlar, uluslararası barış, doğayı koruma, sağlık, özgürlükler, eşitlik vb. gibi dünyanın daha iyi bir yer haline gelmesini sağlayacak şeyler var. Endeks, her ülke için yukarıda sorduğum sorulara cevap olabilecek güvenilir istatistikleri toplamış. Her ülkeyi gelirine kıyasla dünyaya yaptığı katkılar açısından diğer ülkelerle kıyaslamış. Böylece zengin ülkelerin sadece zengin oldukları için ön sıralarda yer almasının önüne geçmeye çalışmış. Yani bu endeks, zengin ülkelere iltimaslı davranan bir endeks değil. Her ülkenin zenginliği ölçüsünde dünyaya ne kadar katkı yaptığına bakılmış.  Bu sayede, Kosta Rika, Malta, Şili, Kenya ve Guatemala gibi ülkeler ilk 30 ülke arasında yer almayı başarmış. Türkiye ise maalesef dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olmasına yakışmayan bir yerde duruyor sıralamada: Dünya sıralamasında, 125 ülke arasında 79. sırada. Türkiye, sıralamada Sri Lanka, Kazakistan ve Hindistan gibi ülkelerin yanında yer alıyor. Sıralamanın başındaki ülkeler ise şöyle: İrlanda, Finlandiya, İsviçre, Hollanda ve Yeni Zelanda.

    Türkiye’nin dünyaya yaptığı katkılara göre sıralamaları şöyle:

    aydinonat0707

    Önce iyi olandan başlayarak, sıralamadaki yerimizin nasıl belirlendiğini açıklayayım.

    • Sağlıkta üst sıralardayız. Devlet olarak yaptığımız uluslararası gıda yardımları, Dünya Sağlık Örgütü’ne yaptığımız gönüllü yardımlar, insani amaçlara hizmet eden bağışlarımız ve ilaç ihracatımız bizi dünyanın daha sağlıklı bir yer olmasına katkı yapan ilk 20 ülke arasına sokmuş. Ayrıca, Türkiye’nin uluslararası uyuşturucu ticaretini durdurmak için yaptığı çalışmalar da Türkiye’nin daha sağlıklı bir dünya için yaptığı katkılar arasında görünüyor.
    • Dünya kültürüne yaptığımız katkılar 125 ülke arasında 50. sırada yer almamızı sağlamış. Çok iyi değil ama genel sıralamadaki yerimizden daha iyi. Kültürde güçlü yanımız, kültür ekonomisine yaptığımız katkılar. Özetle dünyaya kültür ihraç eden ülkelerden biriyiz. İhraç ettiğimiz, geleneksel sanat eserleri, tarihi mirasımızla ilgili eserler, görsel ve işitsel sanat eserleri ve diğer sanat ürünlerinin toplamına bakıldığında dünyaya hatırı sayılır bir katkı yapıyoruz. Ne var ki, zayıf yanlarımız da var. Mesela, basın özgürlüğünün çok zayıf olması sıralamada hak ettiğimiz yerlerde olmamızın önüne geçiyor.
    • Bilim ve teknolojide de durumumuz çok iyi değil ama en azından 79. değil, 50. ülkeyiz. Bu bizim gibi gelişmekte olan bir ülke için iyi bir yer değil. Çünkü, daha fazla gelişebilmek ve dünyayı yakalayabilmek, kişi başına daha fazla bilim ve teknoloji üretmeyi gerektiriyor. Sıralarda daha aşağılarda yer almamızı son zamanlarda artan uluslararası yayınlar sağlamış. Tabii burada Nobel ödülü alan Orhan Pamuk’a da bir teşekkür borçluyuz. Çünkü, endeksi hazırlayanlar Nobel ödülünü de bir ölçüt olarak kullanmışlar. Ortalamanın biraz üstünde olan patent sayımız ve ortalamanın altındaki uluslararası öğrenci sayımız diğer ölçütlerle birleştiğinde, bu sıralamada, ortalamanın biraz üstünde yer almamıza neden olmuş. Özetle, dünya bilim ve teknolojisine ortalamanın yaptığımız katkılara baktığımızda vasatın biraz üstündeyiz.
    • Gezegene ve iklime yaptığımız katkılara bakınca vasata iyice yaklaşıyoruz. CO2 ve diğer sera gazı emisyonlarına baktığımızda dünyanın yarısının gezeni korumak ve iklim değişikliğinin önüne geçmek için bizden çok daha fazla çalıştığını görüyoruz.
    • Daha “iyi” bir ülke olabilmek için vasat ve vasatın biraz üstünde olduğumuz alanlarda ciddi olarak çalışmamız gerektiği çok açık. Ancak, daha fazla çaba göstermemiz gereken alanlar da var. Mesela, en kötü olduğumuz alanlardan biri uluslararası barış ve güvenlik. Bu kategoride, internet güvenliği, silah ihracatı ve uluslararası çatışma puanlarımız bizi gerilere düşürüyor.
    • Dünya düzenine nispeten az katkı yapmamızın nedeni ise diğer ülke vatandaşlarına göre daha az bireysel hayırseverlik yapıyor olmamız. Sığınmacılara ev sahipliği yapmak bu kategoride iyi puan getiriyor. Bu alanda ortalama bir ülkeyiz. Tabii bu endeks, ev sahipliğini nasıl yaptığımızı dikkate almıyor. Alsa puanımız daha da düşebilir! Buna ek olarak, uluslararası sığınmacıların kaynak ülkelerinden biri olmak, kötü puan getiriyor. Türkiye bu nedenle fazla artı puan toplayamamış.
    • Sıralamada gerilerde yer aldığımız bir alan da refah ve eşitlik. Endekse göre dünya refahının ve eşitliğin artmasına pek fazla katkı yapmıyoruz. Örneğin, yurt dışında çalışan Birleşmiş Milletler gönüllüsü sayısına bakılınca diğer ülkelerin çok gerisindeyiz. Kalkınma yardımlarında da öyle. Bunlara ek olarak, diğer ülkelere doğrudan yatırım yaparak o ülkelerin kalkınmasına fazla katkıda bulunmuyoruz.

    Özetle, pek “iyi” bir ülke değiliz. Bütün bu ölçütlere bir arada bakınca, dünyanın daha iyi bir yer olmasına çok fazla katkı yapmadığımız ortaya çıkıyor. Bu duruma itiraz edenler olabilir. Gelin olası itirazlardan bazılarına bir bakalım.

    • Mesela, “bu tür endekslere her zaman şüpheyle yaklaşmak lazım” diyenler çıkabilir. Bu doğru! Sonuçta, her çalışma gibi bu da resmin tamamını yansıtmıyor. Ancak, bu sıralamaların dünyadaki göreli yerimiz ile ilgili bir fikir verdiğini de kabul etmeliyiz. Bu sebeple, “Türkiye neden yeterince ‘iyi’ değil?” diye sorabiliriz. Tabii aranızda, bu endeksin külliyen dış mihrakların oyunu olduğunu düşünenler de olabilir. Onlar da, bir zahmet, “nasıl daha ‘iyi’ bir ülke olabiliriz?” diye sorabilir.
    • “Gelip bir çayımızı içseler ne kadar ‘iyi’ bir ülke olduğumuzu anlarlar” diyenlerin seslerini duyar gibiyim. Ne var ki bu, bizim ne kadar iyi insanlar olduğumuzu gösteren bir çalışma değil. Basit bir şekilde, diğer ülkelere kıyasla dünyaya ne kadar katkı yapıyoruz, ona bakılıyor.
    • “İmkânımız olsa, dükkân onların!” diyenler de vardır muhakkak. Ama tekrar not edeyim, çalışma zaten ülkelerin imkânları dâhilinde yaptığı katkılara bakıyor.
    • Son olarak, “bizim kendi derdimiz başımızdan aşkın, bir de dünyaya katkı yapmakla mı uğraşacağız!” diye söylenenler olabilir. İşte bu itiraz önemli! Bunu biraz tartışalım.

    Gelişmekte olan bir ülke olduğumuz için kendi işimize bakalım anlayışı, Türkiye’nin geleceğine katkı yapan bir anlayış değil. Bu endekste yer alan ölçütlerin pek çoğu, gelişmiş bir ülke olmak için yapmamız gereken şeylere de işaret ediyor. Mesela, bilim ve teknoloji alanına bakalım. Bu ölçütün değer verdiği şeylerden biri uluslararası yayın sayısı. Bu alanda diğer ülkelerle kıyaslandığında vasatın biraz üstünde olmamız aslında bizim eğitime ve araştırmaya yeterli önemi vermediğimizi gösteriyor. Dolayısıyla, bu bizi endişelendirmeli.

    Kültür alanına bakalım. Dünya kültür varlığına katkı yapmak için Türkiye’deki kültür ekonomisinin gelişmiş olması gerekiyor. Kültüre ve sanata önem vermek ise gelişmekte olan ülkeler için lüks değil, aksine, bir gereklilik. Zihnimizin gündemle ve inşaat projeleriyle dolu olması bunu görmemizi engelliyor belki ama, bir ülkenin gelişmesi için eğitim ve teknoloji ne kadar gerekliyse, kültür ve sanat da o kadar önemli.

    Diğer alanlar için de benzer şeyler söylemek mümkün. İnsana, doğaya, özgürlüklere, adalete ve eğitime değer vermeyen bir ülkenin daha fazla gelişmek için ihtiyaç duyduğu kaynaklara erişmesi güçleşiyor. İnsanların nerelerde yaşamak, çalışmak, yatırım yapmak ve çocuk yetiştirmek istediğini düşününce, bunu anlamak kolaylaşıyor. Ya da isterseniz, şunu sorun kendinize: Eğitime, bilime, kültüre değer vermeyen, hukukun ayaklar altında olduğu, özgürlüklerin önemsenmediği, kamu görevlilerinin vatandaşların tercihlerine saygı göstermediği, doğayı korumayan, betona ve inşaata âşık belediyelerin yaygın olduğu bir ülke, ne kadar gelişebilir?

    “İyi” ülke olmak iyidir. Dünyanın ortak çıkarlarına katkı yapmak iyidir. Dünyanın daha temiz, daha adaletli, daha sağlıklı, daha gelişmiş olmasına katkı yapmak tek başına iyi bir şeydir. Zaten “iyi” olmaya çalışınca, gerisi gelir. Çünkü “iyi” olmak demek, iktisadi büyüme için gerekli pek çok şeyi “iyi” yapmak demektir. Yani, ortalama bir ülke olmaktan kurtulmak istiyorsak, önceliklerimizi yeniden düşünmemizde fayda var. Dünyanın bizi nasıl gördüğünü çok önemsediğimize göre, daha “iyi” bir ülke olmaya çalışmak güzel bir başlangıç hedefi olabilir.

    ---

    Not: İyi Ülke Endeksi’nin mimarı Simon Anholt’un “Which country does the most good for the world?” başlıklı konuşmasını izlemenizi tavsiye ederim.

     

     

    N. Emrah Aydınonat

    Yazarın diğer Günlük yazıları için tıklayınız.