Arşiv

  • Kasım 2018 (7)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)

    Etiketler

    Büyümemeye doğru mu gidiyoruz?

    Fatih Özatay, Dr.15 Haziran 2016 - Okunma Sayısı: 1665

    Öyle görünüyor ki duvara toslamak üzere olduğumuzun bir uyarısı oldu yeni açıklanan milli gelir büyüme rakamları. “Yok, artık” diye şaşırabilirsiniz bu yargıma. Öyle ya, 2016’nın ilk çeyreğinde yüzde 4.8 gibi yüksek bir oranda büyüdüğümüz açıklandı. Bir önceki çeyrekte ise yine yüksek bir büyüme vardı: Yüzde 5.7. “Bu kadar yüksek oranda büyüyen kaç ülke var ki” diye ekleyebilirsiniz. Öyle değil ama; bakın neden değil.

    Büyüme tümüyle özel tüketimden ve devlet harcamalarından kaynaklandı. Bu bazı dönemlerde gayet makul bir büyüme yapısı olabilir. Mesela iç talep yetersizliği vardır. Hükümet kamu harcamalarını artırır ve özel tüketimi canlandırmak için bazı önlemler alır ki, talep canlansın ve ekonomiye can suyu verilsin. Canlanan talep bir süre sonra zaten özel sektörün yatırım harcamalarını da artıracaktır. Böylelikle çarklar dönmeye başlayacak ekonomi tıkır tıkır işleyecektir. Bu umulur.

    Bizim sorunumuz tam bu noktada ortaya çıkıyor oysa. Soru şu: İç talebi istediğiniz kadar körükleyin (istediğiz kadar körükleyemezsiniz ama şimdilik öyle yapabildiğinizi varsalım) Türkiye’de yatırım yapılacak bir ortam var mı? Gelin bu soruya yanıt vermemize yardımcı olması için grafiğe bakalım. Grafikte çeyrek yıllık dönemler itibariyle son dört çeyrek yılda yapılan özel yatırım harcamalarının toplamı gösteriliyor. Bir de bu yatırımların inşaata gitmeyen kısmı (makine ve teçhizat yatırımları) var. Kolaylık olsun diye 2011’in son çeyreğindeki bir yıllık yatırımı 100 rakamına eşitledim. Diğer çeyrekleri de ona göre uyarladım.

    Ne söylüyor grafik? İyi şeyler söylemediği açık: 2011 yılındaki yatırım düzeyine izleyen dönemde hiç ulaşamamışız. Bunun başka bir söyleyiş biçimi şu: 2012’nin ilk çeyreği ile 2016’nın ilk çeyreği arasında ortalama yüzde 3.4 oranında büyüdük. Oysa aynı dönemde özel yatırım harcamaları yüzde 0.3, özel makine ve teçhizat yatırımları ise yüzde 1.4 oranında azaldı. Azalma son açıklanan verilere göre bu yılın ilk çeyreğinde daha da fazla.

    Dört yılı aşkın bir süre yatırımlar düşüyorsa akla ilk gelmesi gereken olasılık bizim yatırım yapma ortamımızda olumsuz bir şeylerin olduğudur.

    Elbette daha önemli bir soru var. Şu: Yatırım yapma ortamının ileride daha iyi olmasını bekliyor muyuz? Bekliyorsak bu durumda son çeyreklerde tüketime ve kamu harcamalarına dayanan büyümenin bir sakıncası yok; can suyu işlevini görmüş olacaklar; eninde sonunda yatırımlar da artacak anlamına gelir.

    İşte yazının başındaki “duvara toslamak üzere olduğumuz” sonucuna ulaşmamın temel nedeni burada yatıyor. Bu “suyun” can vermeyeceğini düşünüyorum; yani mevcut büyüme sürdürülebilir değil. Çünkü terörün azmadığı bir ortamda bile yatırımlar kıpırdamamış. Rusya ile “papaz” olmadığımız bir ortamda da yatırım yapılmamış. ABD Merkez Bankası’nın faiz artırmadığı ortamda bile yatırımlar azalmış. Demek ki başka temel unsurlar var tüketim artarken yatırım yapılmamasına yol açan.

    Şimdi düşünün Allah aşkına: Hukuk sistemine kimsenin güvenmediği bir ortamda yatırımlar artar mı? Demokrasiden giderek uzaklaşılan bir ülkede yatırım hamlesi olur mu? Kutuplaşmanın iyice keskinleştiği bir ülkede yatırımlar neden artsın ki? Bu olumsuz unsurlar sürecekse -ki sürmeyeceğine dair ne yazık ki en ufak bir işaret yok, ek olarak bir de terörün devam ettiğini, turizm gelirlerimizin iyice azaldığını ve ABD Merkez Bankası’nın faiz artırımına başladığını düşünün. Sizce, yakın gelecekte çok düşük hatta negatif büyüme rakamları görmemiz şaşırtıcı olur mu?

    Bu köşe yazısı 15.06.2016 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.