Arşiv

  • Kasım 2017 (14)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)
  • Haziran 2017 (23)
  • Mayıs 2017 (20)
  • Nisan 2017 (19)
  • Mart 2017 (21)
  • Şubat 2017 (16)
  • Ocak 2017 (20)
  • Aralık 2016 (19)

    Etiketler

    Terörle mücadele ve kamu diplomasisi

    Nihat Ali Özcan, Dr.08 Eylül 2017 - Okunma Sayısı: 438

    Kamuoyunu etkilemek ve sosyal kontrol tüm terör örgütlerinin vazgeçilmez hedefidir. Adının PKK, DAEŞ veya FETÖ olması fark etmez. Kitaba göre, bu yüzden hedefler propagandaya uygun seçilir. Amaç askeri bir zafer kazanmaktan öte, kitleleri etkilemektir.

    Buna karşılık devletler de teröristlerin kamuoyunu etkilemesini önlemeye, propagandasının etkisini azaltmaya çalışır. Bu yüzden kamu diplomasisi, medya, sosyal medya terörle mücadelenin en önemli ayaklarından biridir. Eğitim, bilgi, birikim, ciddiyet, planlama ve koordinasyon gerektirir. Başka bir ifadeyle, terörle mücadelede kamu diplomasisi, bazılarının “aferin alma” yarışları yaptığı hipodrom değildir.

    Genel bir araştırma alanın genel durumunu ortaya koymaya yeter. Bu gün kamuoyu terör konusunda devletle ilişkili üç kaynaktan besleniyor. Resmi kurum açıklamaları, “gayri resmi” bilgi kaynakları ve dolaylı bilgi sızıntıları.

    İstatistik ve başarı haberleri verme konusunda resmi bilgilendiricilerin çokluğu hayret verici. Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Valilikler, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, İl Jandarma Komutanlıkları, İl Emniyet Müdürlükleri. Bazen araya giren belediye başkanları.

    Eğer bu tablo, terörle mücadele “büyük stratejisinin” bilinçli bir seçimi ise bir itirazımız olamaz. Sadece bu “gizli” stratejiyi anlamaya çalışırız. Ancak anlatım, dil, vurgu, bilgi, terminoloji ve öykü seçimi bize ortada bilinçli bir seçim değil, sistematik bir dağınıklık olduğunu söylüyor.

    Kamuoyunu bilgilendiren ikinci grup, resmi görevli olmakla birlikte “gayri resmi” gönüllülerden oluşuyor. Çoğunluğunun sosyal medyayla barışık, küçük rütbeli polis, asker ve jandarma personelinden oluştuğu ürettiklerinden belli. Öfkelerini, sevgilerini, tutkularını, nefret ve ideolojilerini ses, görüntü, sembol ve videolarla kamuoyuna yansıtıyorlar.

    Her zaman “resmi” bilgilendiricilerden daha hızlı ve detaycılar. Sosyal medyada oldukça aktifler. Cep telefonu, bilgisayar ve internet sayesinde Twitter, Facebook ve benzeri sosyal medyada her zaman görebilirsiniz. Bu alanın terörle mücadeledeki manasına dair sistematik bilgi, eğitim ve profesyonellikleri yok. Mevcut haliyle yasaları, emirleri, disiplini ve terörle mücadelenin mantığını, gizlilik kurallarını zorlamaya devam ediyorlar. Anlaşılan, bu alan hiçbir kurumun, yetkilinin ilgi ve sorumluluğuna girmemekte, amatörlerin ilgi sahası olarak görülmektedir.

    Son alanı, bilgi kırıntılarından, kasıtlı yönlendirmeden üretilen “masa başı” menkıbeler oluşturuyor. Yazanın yeteneklerine ve hayal gücüne bağlı bu alan, çoğu zaman kamuoyunda büyük beklentiler ya da hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyor. Terör gibi bir sorunu çoğu zaman magazinleştiren, zihinleri bulandıran kamu diplomasisinden söz ediyoruz.

    Sonuçta kamu diplomasisi terörle mücadelede en az dağdaki kadar önemlidir. Ne yaptığınız kadar, neden ve nasıl yaptığınızı paylaşmak da önemlidir.

    Bu köşe yazısı 08.09.2017 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: Terör,