Arşiv

  • Haziran 2018 (12)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)

    Etiketler

    Kitabın dedikleri, PKK ve Afrin

    Nihat Ali Özcan, Dr.13 Mart 2018 - Okunma Sayısı: 413

    "Zeytin Dalı” harekâtında Afrin şehir merkezinin kuşatılmasına ramak kaldı. PKK/PYD şehir merkezine çekildi. Şehirde, göçle birlikte sivillerin sayısının dört yüz bin ile sekiz yüz bin arasında olduğu söyleniyor.

    PKK sivillerin şehri terk etmesine izin vermediği gibi, onları şehir merkezinde askeri stratejisinin bir gereği olarak tutuyor. PKK, sivillerin yoğunluğunun, TSK’nın ateş gücünü tam olarak kullanmasına engel olmasını umuyor. Sivil kayıplarının tetikleyeceği tartışmalar TSK’yı bu yönde sınırlayacaktır. Öte yandan, PKK, şehrin fiziki yapısının, mimarisinin savunmada sağlayacağı faydayı, sürprizi, askeri açıdan bir avantaj olarak görüyor.

    Her ne kadar PKK, askeri stratejisini “sivillerin yaşadığı Afrin şehir merkezine” kurarak askeri, politik/psikolojik avantajlar elde edeceğini hesaplasa da tarihi tecrübeler ve kitap örgütün bazı konuları göz ardı ettiğini söylüyor.

    PKK, geçmişte sivilleri iki defa, askeri hamlesinin stratejik taşıyıcısı konumuna yerleştirdi. Her ikisi de fiyaskoyla sonuçlandı. İlk hamle, 1992-93’te şehirleri kuşatmayı, işgali hedefleyen girişimdi. Diğeri ise, 2015’te uygulamaya koyduğu “şehir” savaşlarıydı. İkisinde de PKK büyük bir hezimet yaşadı. Halkın aktif desteğini kaybetti.

    PKK, Afrin’de de halkı askeri stratejisinin ana taşıyıcısı yapmaya çalışıyor. Ancak tarihi tecrübeleri, küresel ve bölgesel gelişmeleri es geçtiği anlaşılıyor. Suriye’de iç savaş yedinci yılını doldurmak üzere. Bu süreçte Afrin halkı savaşın dışında kaldı ve iç savaş eko-sisteminin tüm “nimetlerinden” faydalandı. Şimdi ise, PKK tarafından ateşe atılıyor ve her şeyini kaybetmenin eşiğinde. Bu tablo “halk desteğini” nasıl etkiler bilinmez.

    PKK’nın yanıldığı diğer konu, düşündüğü uluslararası desteğin “varsayımdan” ibaret olması. Arap Baharı, başlangıçtaki ruhunu yitirdi. Batı’ da hiç kimse artık “demokrasi, özgürlük, insan hakları, etnik, dini çeşitlilikten” söz etmiyor. Ahlaki görünmese de bu yolda mücadele ettiğini söyleyenlere pek kulak asılmıyor. Eğer bu “gürültü”, Ortadoğu’dan geliyorsa, kapılarını daha da sıkı kapatıyorlar. PKK’nın stratejik kurgusu haliyle tarihi gerçekleri ıskalamış görünüyor.

    Üstelik ne AB’nin ne de ABD’nin Türk hükümetine baskı yaparak kararlarını etkileyecek nüfuzu da kalmamış görünüyor. ABD’den medet umuluyorsa onun öncelikleri başka. Operasyonel düzeyde PKK ile iş tutuyor olsa da, politik düzeyde yaptıklarının doğruluğundan kendisi de pek emin görünmüyor.

    Suriye iç savaşının bitmesine daha uzun yıllar var. PKK, tarihi tecrübelerinden ve kitaplarından yeterince faydalanmamış görünüyor. Eğer halkı, askeri-politik stratejinin parçası yapmışsanız elinizi çabuk tutmalı ve mutlaka sonuç almalısınız. Aksi takdirde, halkı bir daha yanınızda durmaya ikna edemezsiniz. Nitekim PKK bu gün Türkiye’de sempatizanlarını sokağa dökemiyor ise bunun nedeni kitabın doğru yerlerini okumamasındandır. Eğer Afrin’de de hayatı siviller için çekilmez hale getirirse, Suriye’de de hikâyenin bambaşka yerlere gittiğini görebilir. Kitap böyle diyor.

    Bu köşe yazısı 13.03.2018 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: