Arşiv

  • Ağustos 2018 (12)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)

    Etiketler

    İsrail’in ‘cezalandırıcı seri suikastları’

    Nihat Ali Özcan, Dr.15 Mayıs 2018 - Okunma Sayısı: 129

    Arap Baharı Ortadoğu’da öncelikler kadar gündemi de değiştirdi. Geleneksel anlaşmazlıkların ve yöntemlerin yanına yenileri eklendi. Suriye, Irak, Yemen ve Libya’da devletler çöktü. DAEŞ, PKK/PYD, terörizm, mülteci sorunu, sınır güvenliği ve vekâlet savaşları öncelikli konular haline geldi.

    Bu hengâme de gözden ırak kalmayı, gündemden düşmeyi başaran İsrail ise pür dikkat yeni gelişmeleri izlerken, eskileri de asla göz ardı etmedi. Elbette Filistin-İsrail sorunundan söz ediyoruz. Öyle ki İsrail, dikkatini dağıtacak hiçbir şeye izin vermedi/vermiyor. Ekonomik, siyasi, psikolojik, askeri, teknik kapasitesini seferber ederek “demirbaş” sorununa çok hızlı müdahale ediyor.

    Sadece önleyici değil, aynı zamanda cezalandırıcı operasyonlara da girişiyor. Örneğin, Suriye’de fiziki hedeflere yönelik hava operasyonları yaparken, Gazze’de “militanları” İHA veya füzelerle vuruyor. Evde oturup beklemek yerine “düşmanı/terörizmi” caydırmayı, moral motivasyonunu bozmayı, halkına güven vermeyi hedefliyor. Bu tarz müdahalelerin ortak yönünün “düşman” addedilen topraklarda, askeri güç kullanılarak gerçekleştirilmesi olduğunu söyleyebiliriz.

    Öte yandan, İsrail’in hukuki ve diplomatik zorlukların üstesinden gelmek için sıklıkla başvurduğu bir diğer yöntem daha var. Yabancı bir ülkede yaşayan, İsrail için tehdit teşkil eden “teröristlerin” suikastla ortadan kaldırılmaları. İstihbarat örgütlerinin gerçekleştirdiği bu tarz eylemler, kitaba göre, tipik bir “örtülü operasyon”. En önemli kural, her durumda yapılanı inkârdır.

    İsrail, “terörle/düşmanla” mücadelede de bu yöntemin etkili olduğuna inanmaktadır. Bir yandan küresel istihbarat kapasitesine, bir yandan da planlama ve icra yeteneklerine güvenmektedir. İsrail’in örtülü operasyonla “düşmanlarını” ortadan kaldırma taktiği elbette yeni değil.

    Her ne kadar son suikastın hedefi Malezya’da yaşıyor olsa da. Üç hafta önce, sekiz yıldır Malezya’da yaşayan Hamas üyesi, elektrik elektronik mühendisi Fadi Batsi iki Avrupalı “beyaz adam” tarafından suikastla öldürüldü. Fadi’nin füze ve insansız hava araçları konusunda uzman olduğu biliniyor. Malezya polisi, 25 Nisan günü yaptığı açıklamada suikastı gerçekleştirenlerin sahte Sırp ve Karadağ pasaportu kullandığını açıkladı. Aslında bu İsrail’in kaygı ve hassasiyetini gösteriyor. Daha önce de benzer şekilde Mossad, elektrik elektronik mühendisi Muhammet Zaurari’yi Aralık 2016’da Tunus’ta öldürdü.

    Yine Hamas lideri Halid Meşal’in 1997 yılında Ürdün’de zehirli gaz kullanılarak öldürülmek istenmesi, 2010 yılında Mahmut Al Mabhuh’un Dubai’de bir otelde öldürülmesi operasyonlardan bazıları. Listeyi Avrupa’dan Lübnan’a, Irak’tan İran’a uzanan örneklerle çoğaltmak mümkün. En önemli konu, cezalandırıcı “suikastların” iş yapma süreçlerinde kötü örnek olması ve alışkanlık yapması. Daha fazlasını merak edenler için Ronen Bergman’ın kitabını öneririm: “Rise And Kill First” (İsrail Suikastlarının Gizli Tarihi, 2018).

    Bu köşe yazısı 15.05.2018 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: