Arşiv

  • Ekim 2018 (11)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)

    Etiketler

    Elektrik sayaçları ve PKK ile mücadele

    Nihat Ali Özcan, Dr.10 Ekim 2018 - Okunma Sayısı: 207

    PKK ile mücadele operasyonları tüm hızıyla sürüyor. Özellikle de insansız hava araçları çok etkili. Bu durum örgütü bir hayli zorlamış görünüyor. Yurt dışında da benzeri bir tablo var. Irak ve Suriye’de operasyonlar sürüyor. Sadece askeri alanda değil, diplomatik ve siyasi alanda da kararlılık görüyoruz.

    Yerel seçimler yaklaştıkça içerideki tartışmalar da farklı mecralara kayıyor. PKK için yerel seçimler halkın sempatisinin ölçüldüğü birer barometre. Devlet ise bu “ölçüme” izin vermeyeceğini şimdiden ilan etmiş durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Kızılcahamam toplantısında yaptığı konuşmada, PKK ile mücadeleye verdiği önemden söz ederken, başta siyasi olmak üzere, her türlü maliyeti göğüslemeye hazır olduğunu belirtti. Eğer yerel seçimlerde “teröre bulaşmış adaylar kazanacak olursa kayyum atanabileceğini” belirtti.

    Elbette bu düşünce, çeşitli yönleriyle tartışılabilir. Ancak, PKK ile mücadelede tüm kamu görevlilerinin ve karar alıcıların benzer hassasiyeti taşıdıklarını söylemek de zor. Sorun şu: Önemli olan çok sayıda teröristin etkisiz hale getirilmesi değil, devlet hâkimiyetinin her durum ve alanda geçerli olmasıdır. Bu yüzden mücadelenin başarısı, sadece etkisiz hale getirilen PKK’lı terörist sayısıyla anlaşılmaz.  

    Genel seçim ve sonrası yaşananlar bize şunu söylemektedir. HDP’ye oy veren seçmenin büyük bir kısmı PKK’nın savunduğu politik hedefleri paylaşsa da, örgütün terör yöntemlerini reddetmektedir. Nitekim örgütün tüm ısrar ve beklentilerine rağmen sokak sakinliğini koruyor. Sessizliğin hüküm sürdüğü tablonun kalıcı olabilmesi, dönüşmesi, devlet fonksiyonları-nın, hukukun içinde kalarak, hayata geçirilmesiyle mümkündür.

    Bu süreçte gazetelere yansıyan bir haber hâlâ temel sorunlarla boğuştuğumuzu gösteriyor. DEDAŞ (Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.) Genel Müdürü, gazetecilere yaptığı açıklamada, “6 ilde 1 milyon 800 bin abonemiz var. Bu abonelerden yaklaşık 90 binine tahakkuk çıkartamıyoruz, engelleniyoruz. Yani 90 bin sayacı okuyamıyoruz. Okunması için güvenlik güçlerinden yardım talep ediyoruz. Kaçak ekipleri ve güvenlik güçleriyle gidip kontrol altına almaya çalışıyoruz. Bütün önlemlere rağmen yılda bir veya iki kez okumaya çalışıyoruz” demektedir.

    Böylesi tablolar, devlet egemenliğinin terör örgütü ya da başkalarıyla (örneğin mafya ) sınırlandığına işaret eder. Nitekim kitap, devlet otoritesini erozyona uğratarak, halkın kontrolünü elde tutmak isteyen, gücü sınır ötesine uzanan örgütlerle uğraşanlara bazı tavsiyede bulunur. Der ki, bir coğrafi bölgede güvenlik nedeniyle ve korkudan “elektrik sayacı okunamıyorsa” hadise münferit olmaktan çıkmış ve “erozyona uğramış hükümet etme” sorununa dönüşmüştür.

    Sorun ekonomik ise elektriği bedava yapabilirsiniz. Ancak bu durumda dahi sayaçları mutlaka okumalısınız. Tıpkı Çorum’da, Edirne’de olduğu gibi. Yurttaşların kırmızı ışıkta durmaları, vergi vermeleri, su parası ödemeleri, çocukları okula kaydettirmeleri en az teröristleri etkisiz hale getirmek kadar önemlidir.

    Bu köşe yazısı 09.10.2018 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: