Arşiv

  • Kasım 2018 (7)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)

    Etiketler

    ABD’nin yetenekleri Suriye’de test edilirken

    Nihat Ali Özcan, Dr.07 Kasım 2018 - Okunma Sayısı: 161

    ABD, 2014 sonbaharına girerken DAEŞ karşıtı operasyonlar için müttefik olarak tercihini PKK’dan yana kullandı. Bu seçim, kısa vadede sahada ABD’nin işlerini kolaylaştırdı. Aynı zamanda PKK lehine de bir dizi gelişmeye yol açtı. Örgüt zamanla, bir yandan askeri kapasite inşa ederken, bir yandan da uluslararası görünürlüğünü artırdı. Meşruiyet ve sempati inşasında hatırı sayılır yol aldı.

    ABD’nin bu yaklaşımı başta Türkiye olmak üzere, Suriye, Irak, İran ve Rusya’nın memnuniyetsizliğine yol açtı. Ancak ABD’yi kararından vazgeçirecek ciddi bir tepki oluşmadı/oluşturulamadı. Çünkü söz konusu ülkelerin ya Suriye’de başkaca ve öncelikli hedefleri ya da iç sorunları söz konusuydu. İran, Hizbullah aracılığıyla Fırat’ın batısına odaklanmıştı. Esad ise asıl düşmanı Sünnileri merkeze koymuştu. Irak nerdeyse ülkenin yarısında egemenliği kaybetmişti. Rusya deniz ve hava üslerini garantiye alma derdindeydi. Geriye sesini çıkartabilecek tek Türkiye kalıyordu.

    Kendisinin de terör örgütü olarak tanımladığı PKK ile iş tutması onu arayışa itti. İlk hamlesi örgütü “ambalajlayarak” yeniden adlandırması oldu. PKK ise, Güneydoğu’da başlattığı şehir savaşlarıyla Türkiye’yi Suriye’den uzak tutmaya girişti. Ardından da 15 Temmuz kalkışması geldi.

    “Yeni ambalajı” ile PKK Suriye’de SDF (Suriye Demokratik Güçleri) adını aldı. Bazı Arap aşiretleri de kısa vadeli çıkarı için bu örgüte dahil oldular. Meşhur Suriye Demokratik Güçleri böyle doğdu. PKK’nın yeni makyajla piyasaya sürülmesi Amerikalı generallere göre de oldukça “zekice ve yaratıcı” bir fikirdi.

    Bu yaklaşım çeşitli tartışmalara rağmen işe yaradı. Ancak uzun vadede sorunlar çıkacağı ve işlerin daha da karmaşıklaşacağı sık sık dile getirildi. ABD’li yetkililer bu fikri kulak ardı ettiler.

    Gelinen aşamada DAEŞ Suriye ve Irak’ta etkisini yitiriyor. ABD ise değişen öncelikleri çerçevesinde PKK’ya yeni roller biçiyor. Onu, İran’ın Irak üzerinden Suriye’ye uzanmasını engelleyecek bölgeyi işgali altında tutacak güç olarak görüyor. Dahası, Suriye’nin geleceğini belirleneceği müzakerelerde kurulacak masaya ABD’yi taşıyacak yerli aktör muamelesi yapıyor.

    Öte yandan, Rusya’nın ve İran’ın desteğiyle Esad güç devşirmeye, iç dengeleri yeniden oluşturmayı sürdürüyor. Yine İran yaptırımlara verilecek asimetrik cevapların peşinde. Rusya bir yandan da ABD’yi yakından izlemeyi sürdürüyor.

    Fırat’ın doğusunda DAEŞ’in coğrafi kontörü azaldıkça, geri plana itilen Arap aşiretlerinin rekabeti, çatışma ve güç ilişkileri açığa çıkıyor. Nitekim birkaç gün önce Rakka ve Deyri Zor’da yaşanan protestolar ve yükselen sesler bu gelişmenin ilk işaret fişeği olarak okunabilir.

    Türkiye ise içeride PKK’yı baskılarken, Suriye’de ciddi mesajlar vermeye devam ediyor. ABD’ye gelince, Suriye zor bir sınav merkezine dönüşüyor. Aynı anda hem Arap aşiretlerini hem PKK gibi terör örgütünü, hem Türkiye gibi bir müttefiki hem de İran ve Rusya gibi bir rakibi çatışmalı bir bölgede “idare” edip edemeyeceğini göstereceği bir sınav alanından söz ediyoruz.

     

    Bu köşe yazısı 06.11.2018 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: