Arşiv

  • Aralık 2018 (6)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)

    Etiketler

    Kaşıkçı cinayeti ve İran’ın geleceği

    Nihat Ali Özcan, Dr.24 Kasım 2018 - Okunma Sayısı: 260

    Ortadoğu için sıradan gibi görünse de önemli değişikliklerin vuku bulduğu bir süreçte Kaşıkçı cinayeti işlendi. Cinayet, değişimin aktörlerini, kararlarını etkilerken, gelişmeler üzerinde hem hızlandırıcı hem de çeldirici sonuçlar doğurmaya başladı.

    Sözünü ettiğimiz gelişmelerin uzun bir listesi var. İran, Suriye’nin geleceği, radikal gruplar, Sünni Arapların durumu, PKK’nın yeni rolleri, Hizbullah ve mülteciler en fazla merak edilenler.

    Yukarıdaki listenin yönünü belirleyecek faktörlerin başında Suudi Arabistan’ın pozisyonu ve Trump’ın tutumu geliyor. Nitekim ABD Başkanı Trump ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın kişilikleri önemli. Ya da ara seçimlerin ABD iç politikasında, Trump’ın gücü üzerindeki etkileri. Ayrıca, Suudi Arabistan’ın jeopolitiği, iç dinamikleri, İran yaptırımlarında kararlılık ve Türkiye’nin tutumu gibi uzunca bir liste var.

    Bugün tüm gelişmelerle yakından ilgili olan İran yaptırımları ile Kaşıkçı cinayetinin yolları da kesişmiş görünüyor. Yaptırımlarda başarının olmazsa olmaz koşulu, Suudi Arabistan’ın projeye destek sağlaması. Bu nedenle Trump, Salman’ın kariyeriyle bu kadar ilgili görünüyor.

    Selman iktidarda kalırsa projeye sonuna kadar destek verecektir. Nitekim Suudi Arabistan’ın jeopolitik konumu projeye için önemli. Doğuda dünya petrolünün taşındığı, İran için hayati öneme sahip Basra Körfezi var. Batı’da, Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan Kızıldeniz yer alıyor. Ülkenin kuzey ve güneyinde ise sürekli/kalıcı güvenlik sorunları üreten, çökmüş devletler bulunuyor.

    Suudi Arabistan, petrol ve doğal gaz kaynaklarıyla ekonomik bir güç. G-20 üyesi. Ekonomik kapasite ona ciddi avantajlar sağlıyor. Batılı ülkelere yüklü miktarda silah siparişi verebilmekte, bazı ülkeleri mali yardım vaadiyle veya yardım sağlayarak, “müttefike” dönüştürebilmektedir. Bu kapasite onu, siyasi çekim merkezi haline getirirken, Mısır gibi etkili ülkeleri bile yanında tutmaya devam edebilmektedir. Yine krallık, İslam’ın en önemli inanç merkezlerine ev sahipliği yapmaktadır. Bu imkânın İslam dünyasında psikolojik bir karşılığı da bulunmaktadır.

    Böylesine etkileyici avantajlara sahip bir ülkenin “sorunlu” biri tarafından yönetiliyor olması, İran’da değişimi hedefleyen projeyi daha başlangıçta tehlikeye atmaktadır.

    Veliahdın kişiliğini yansıtan, kredibilitesini bitiren ve meşruiyetini tartışmaya açan Kaşıkçı cinayeti, bir yandan kendisini, iktidarını zora sokarken, bir yandan da ABD ve AB’de savunulamaz hale getirmektedir. İş bununla bitmemiş, cinayet Trump’ın rakipleri tarafından ABD iç politikasına malzeme haline getirilmiştir. Nitekim CIA içinden bazıları, Trump’ı zorda bırakmak, elini zayıflatmak için kontrollü biçimde bilgi sızdırmaya devam etmektedir.

    İran karşıtı cephe farklı hesaplarla sarsılırken, İran ve Rusya gelişmeleri büyük bir keyifle izlemektedir. Trump’ın ne yapacağını, yola nasıl devam edeceğini, veliahdın maliyetini yüklenip yüklenmeyeceğini, İran projesinin geleceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.

     

    Bu köşe yazısı 23.11.2018 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: