logo tobb logo tobbetu

Avrupa Birliği Müzakere Sürecinde ''Eğitim ve Kültür'' Başlığı İrdelendi Proaktif Davranmalı, Fırsatlar İyi Değerlendirilmeli!
18/05/2006 - Okunma sayısı: 1850 İçerisinde bulunduğumuz AB müzakere süreci, Türk eğitim sektörü için sadece üstlenilmesi gereken ilgili müktesebat olmaktan öte; Türkiye'nin iktisadi dönüşümünü sürdürülebilir kılmak için önemli riskler ve fırsatlar barındıran bir süreçtir. Türkiye'nin sahip olduğu demografik dinamikler ve potansiyel, AB müzakere süreciyle beraber Türk eğitim sektörünün verimliliğinin ve etkinliğinin arttırılmasıyla ekonomik büyümeye olumlu olarak yansıyabilecektir.

 

AB müzakere sürecinde; Türkiye, öncelikle eğitim ve kültür başlığıyla ilgili müktesebatı bir an önce üstlenmeli ve mümkün olan en etkin şekilde uygulamaya koymalıdır. Türkiye'nin eğitim alanında bu denli proaktif davranması gerektiğini düşünmemizin üç ana sebebi bulunmaktadır:

a.             Türkiye, ekonomi literatürde "demografik geçiş" olarak adlandırılan ve iktisadi dönüşümü tetikleyebilecek önemli bir demografik trend yakalamıştır. Bu demografik dinamiklerin iktisadi dönüşüme olumlu yansıyabilmesi için işgücünün eğitim seviyesinin arttırılması gerekmektedir.

b.            Türk özel sektörünün özellikle Gümrük Birliği sonrası dönemde dünya ekonomisine hızla entegre olmasıyla beraber işgücü piyasalarında hızlı bir dönüşüm yaşanmaktadır. Bahsedilen dönüşüm AB müzakere sürecinde büyük oranda bir "yaratıcı yıkım"[1] süreci haline gelecektir. Bu yaratıcı yıkım süreci, Türk eğitim sektörü için iki öncelik doğuracaktır:

i) Bu süreçte Türkiye'nin sanayi yapısında köklü değişiklikler yaşanacak ve işgücünün mevcut bilgi ve becerilerinin sanayi yapısında yaşanacak değişime paralel bir şekilde yenilenmesi gerekecektir. Bu noktada, ihtiyaç duyulan yeni bilgi ve becerilere yönelik bir eğitim politikası gündemi ortaya konulmalıdır.

ii) Yaratıcı yıkım sürecinde; hâlihazırda büyük ölçüde istihdam sağlayan tarım-tekstil gibi emek yoğun sektörlerden diğer yükselen sektörlere geçiş yaşanacaktır. Rekabet gücünün azalmaya yüz tuttuğu emek yoğun sektörlerden, diğer yükselen sektörlere doğru yaşanacak olan işgücü kaymasının işsizler ordusu yaratmaması için bu insanların becerilerini yeni şartlar doğrultusunda geliştirilmesini sağlayacak bir eğitim politikasına ihtiyaç duyulacaktır.

c.             İmalat sanayinde önemli girdi maliyeti kalemlerinden biri olan işgücü maliyeti Türkiye'de, Asya Pasifik'in yükselen ekonomilerine kıyasla yüksektir. Gelinen noktada; işgücü maliyetlerini düşürmek çok da mümkün gözükmemektedir. Dolayısıyla, Türk imalat sanayinin rekabetçiliğini koruyabilmesi için işgücünün eğitim oranı yükseltilerek işgücü kalitesi ve verimliliği artırılmalıdır.

Yukarıda üç ana başlıkta belirtilen sebeplerden dolayı Türkiye, eğitim alanında ilgili AB müktesebatını üstlenmekle ve uygulamakla yetinmeyerek kendisi için "Brüksel Artı" programı ortaya koymalıdır.

 

Politika Notu'nun tam metni için aşağıdaki pdf dokümanına tıklayınız.

« Tüm Haberler