logo tobb logo tobbetu

"Türkiye’de Antimikrobiyal Direnç: Ekonomik Değerlendirme ve Öneriler" Raporu Yayımlandı
Haber resmi
07/09/2017 - Okunma sayısı: 3658

Antimikrobiyal direnç, gerek halk sağlığı etkisi gerekse ekonomik maliyeti nedeniyle son yıllarda küresel gündeminin en temel meselelerinin başında geliyor. Geçtiğimiz yıl, G20 Çin Başkanlığı döneminde 2016 Liderler Bildirgesi’ne giren sağlık ile ilgili tek konu antimikrobiyal direnç olurken, bu yıl da G20 Hamburg Liderler Bildirgesi’nde tekrar yer aldı.

Küresel halk sağlığı açısından bakıldığında, antimikrobiyal dirence bağlı olarak her yıl yaklaşık 700 bin kişi hayatını kaybediyor. Ayrıca direnç oranının bu hızla artmaya devam etmesi halinde, 2050 yılında antimikrobiyal dirence bağlı olarak her yıl 10 milyon kişinin hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor. Ekonomik açıdan ise, artan direnç oranı sonucu 2020 ve 2030 yıllarında küresel GSYİH’nın sırasıyla yüzde 0,5 ve yüzde 1,5 düşmesi bekleniyor. Hiçbir tedbir alınmadığı taktirde ise, 2050 yılında küresel GSYİH’nın yüzde 2-3 oranında azalması ve 100-600 trilyon dolarlık bir küresel ekonomik kayba yol açması bekleniyor. Antimikrobiyal direnç küresel ekonomik etkilerinin yanı sıra sürdürülebilir kalkınma ile de doğrudan ve dolaylı olarak ilişkili. Bu nedenle Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri söz konusu olduğunda da gündeme gelen başlıklardan.

Türkiye, hem antibiyotik tüketiminin hem de antimikrobiyal direnç seviyesinin en yüksek olduğu ülkelerden biri. Bu nedenle küresel ekonomik kayıp tahminlerinin de pay olarak önemli bir bileşenini oluşturuyor. Bu kapsamda dünya için yapılan ekonomik kayıp tahmin senaryoları Türkiye için güncellendiğinde, Türkiye’nin, yüksek antibiyotik direnci sebebiyle 2050’ye kadarki süreçte, 220 milyar ile 1,4 trilyon dolar arasında bir ekonomik kayıp yaşama riski taşıdığı görünüyor. Türkiye’nin mevcut antibiyotik direnç seviyesini yıllar içerisinde koruması halinde, 2010’dan başlayarak ekonomiye etki edecek toplam zarar ise, 220 milyar dolar olarak hesaplandı. Önlem alınamaması ve direnç oranlarının artması halinde gözlemlenebilecek olan kötümser senaryoda ise, bu etkinin 1,4 trilyon dolara ulaşacağı tahmin edildi.

Antimikrobiyal direnç ve farklı tedbir setlerinin uygulanması, uluslararası ortamda ve G20 gündeminde yerini korurken, Türkiye’nin de bu tartışmaların dışında kalmaması ve hem tarım hem de sağlık uygulamaları açısından pozisyonu belirlemesi büyük önem taşıyor.

Bu çerçevede, MSD’nin desteğiyle, TEPAV tarafından hazırlanan ve ilgili paydaşların katılımı ile yapılan çalıştayla[1] geliştirilen bu raporda, öncelikle dünyada ve Türkiye’de antimikrobiyal dirençte mevcut durum inceleniyor ve ekonomik etkilerine ilişkin önümüzdeki dönem tahminleri ortaya konuyor. Daha sonra farklı ülkelerdeki uygulamalar değerlendiriliyor ve son olarak uygulanan politikaların yanı sıra Türkiye’de neler yapılabileceğine ilişkin öncelikli bir öneri seti tartışılıyor.

 


[1] http://www.tepav.org.tr/tr/haberler/s/4199

« Tüm Haberler