logo tobb logo tobbetu

“İş Hukukunda Arabuluculuk: Güncel Sorunlar ve Tartışmalar” Toplantısı  
Haber resmi
27/02/2018 - Okunma sayısı: 2209

 

TEPAV Hukuk Çalışmaları Merkezi’nin 2018 yılında gerçekleştireceği toplantıların ilki olan “İş Hukukunda Arabuluculuk: Güncel Sorunlar ve Tartışmalar” konulu toplantı, TBMM Başkanları, yüksek yargı üyeleri, çok sayıda kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu, sendika, öğretim üyesi ve hukukçunun katılımıyla 20 Şubat 2018 Salı günü gerçekleşti.

Ankara Üniversitesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Akın’ın konuşmacı olduğu toplantıda, 01.01.2018 tarihinden itibaren belirli işçi-işveren uyuşmazlıkları bakımından arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı olarak düzenleyen 7036 sayılı yeni İş Mahkemeleri Kanunu çerçevesinde “dava şartı olarak arabuluculuk” kurumuna ilişkin konular tartışıldı.

Prof. Akın, konuşmasına “Arabuluculuk Kanunu”na ilişkin yaptığı açıklamalarla başladı. Ardından, arabuluculuğun temelde bir yargılama olmadığını, arabulucunun da yargıç ya da hakem sayılmadığını, o sebeple de bu sürecin tarafların kendi çözümlerini bulmalarına yönelik olarak kurgulandığını dile getirdi. Arabulucunun da bu süreçte, tarafları en uygun çözümde buluşturmaya çalışacağını belirtti. Sistemin anlaşılması için yasanın öngördüğü temel ilke ve kuralların çok önemli olduğunu belirten Prof. Akın, yasanın kapsamına ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

İş davaları bakımından getirilen dava şartı uygulaması haricinde, arabuluculuğun “tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği konular” bakımından gidilebilecek ihtiyari bir alternatif çözüm yolu olduğuna dikkat çeken Prof. Akın, arabulucuların önlerine gelen uyuşmazlığın arabuluculuğa konu edilip edilemeyeceğini değerlendirmeleri gerektiğini vurguladı.

Arabuluculuk sisteminde sunulacak hizmetin sadece arabuluculuk olmadığına, bu süreçte avukatlara da önemli görevler düşeceğine ve “arabuluculuk avukatlığı” gibi yeni bir iş alanının doğacağına dikkat çeken Prof. Akın, bu süreçte taraflara hukuki durumlarına göre sunulacak uzmanlık hizmetlerinin de bir başka yeni hizmet alanı olacağını ifade etti.

Prof. Akın, arabuluculuk faaliyeti sırasında, tarafların çözüme ulaşamadıkları noktada arabulucunun taraflara çözüm önerisi getirebilmesi hususunun tartışmalara neden olduğuna, bu katkının bazı olaylarda çözüme ulaşılmasına katkı sağlayabileceğine ancak söz konusu katkının sunulmasında büyük titizlik gösterilmesi ve bunun anılan sürecin bir yargılama olarak nitelendirilmesine neden olacak boyuta ulaşmaması gerektiğine dikkat çekti.

Prof. Akın, iş uyuşmazlıklarında arabuluculuğun dava şartı haline getirilmesinin, adli yargının en yoğun iş yükünü oluşturan iş uyuşmazlıklarının çözümüne katkı sağlamaya yönelik, yıllar süren uyuşmazlıklardan hiç olmazsa bir kısmının günler içinde çözülebilmesine imkan sağlayan alternatif bir yöntem olduğunu belirtti. Taraflara, arabuluculuk sürecini olumlu işletmeleri halinde en çok 1 ay (3 hafta+ 1 hafta) içinde uyuşmazlığı çözebilecekleri bir imkan sunulduğunu belirten Prof. Akın, bunun uyuşmazlıkların çözümünü hızlandırmak yanında, yargının iş yükünü de hafifletebilme potansiyeli taşıdığını vurguladı.

Adalet Bakanlığı’nca ilan edilen rakamlara bakıldığında, dava şartı arabuluculuk öncesinde işletilmeye başlanan ihtiyari arabuluculukta çok yüksek bir başarı oranının yakalandığının ve dava şartı arabuluculukta da henüz iki ay geçmesine rağmen olumlu sinyaller alındığının belirtildiğini dile getiren Prof. Akın, yeni sistemin etki düzeyinin anlaşılabilmesi için bir süre daha beklenerek güncel rakamların dikkatlice analiz edilmesinin yararlı olacağını belirtti. Halen arabuluculuk sisteminin işlerliğinde bir takım sorunlar yaşandığına dikkat çeken Prof. Akın, kısa bir süre sonra yayımlanacak yeni yönetmelikle bu sorunların çözümlenmesini umut ettiğini belirterek konuşmasına son verdi.

Toplantının son kısmı davetlilerden gelen yorum ve sorularla interaktif şekilde gerçekleştirildi. 7036 sayılı Kanun ile getirilen bu uygulamanın “zorunlu” olarak nitelendirilmesinin kamuoyunca yanlış anlaşıldığı, arabulucuya yapılan başvurunun yalnızca bir dava şartı olduğu ifade edildi. Bu bağlamda, tarafların diledikleri zaman görüşmelere son vererek dava yoluna başvurabileceklerinin altı çizildi. Arabulucuların önünde emredici hükümlere aykırı çözümlerin kararlaştırılıp kararlaştırılamayacağı da tartışılırken, katılımcılar tarafından 7036 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesi’ne götürüldüğüne de dikkat çekildi.

« Tüm Haberler