logo tobb logo tobbetu

İdare Hangi Koşullarda Yatırımcının Korunmaya İhtiyacı Olmadığına Karar Verebilir? Değerlendirme Notu / Dr. Selim Soydemir  
Haber resmi
26/09/2018 - Okunma sayısı: 2138

 

Payları borsada işlem gören şirketlerin kurumsal yönetim ilkelerine uymaları gerekmektedir. Bunun da temelinde kurumsallaşmanın ülkenin kalkınmasında oynayacağı olumlu rol yatmaktadır. Ancak kurumsal yönetimin sadece şirketlerin uymak durumunda kaldıkları bir yol, kurallar bütünü olarak algılanması ve kabul edilmesi özellikle finansal piyasaların işleyişinde çeşitli sorunlar yaratabilecektir.

Son zamanlarda Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından sermaye piyasalarının işleyişine yönelik olarak üç önemli karar alındı. Kararlardan ilki “piyasa bozucu eylemler”e geçici bir istisna ve ikincisi de bu kararı kaldıran karar idi.

SPK birinci olarak "… 13 Temmuz 2018 tarihli toplantısında, VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 4/3 maddesi ve söz konusu Tebliğ hükmünün uygulanması hakkındaki 28 Mayıs 2014 tarihli ve 16/514 sayılı Kurul Kararına ilişkin olarak, kurulumuz kararı tarihi olan 13 Temmuz 2018 (Cuma) tarihinden 31 Ağustos 2018 tarihine kadar Borsa İstanbul AŞ. pay piyasalarında gerçekleştirilecek pay alımlarının VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 4. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilmemesine karar” vermiştir. Bu karar sosyal medyadaki yoğun tartışma ve eleştiriler sonucunda SPK tarafından “Kurul kararının kamuya açıklanmasının ardından oluşan spekülasyonlar ve yaratılan olumsuz algının; mezkûr Kurul Kararı ile piyasaya sağlanması umulan faydaların ortaya çıkmasına mani olacağı değerlendirildiğinden, Kurul Karar Organı'nın 15.07.2018 (Pazar) tarihli toplantısında, söz konusu karar kaldırılmıştır” şeklinde bir açıklama ile iptal edilmiştir.

Söz konusu üçüncüsü karar ise bir “zorunlu pay alım teklifinden” muafiyet talebinin onaylanmasıydı. Gerek piyasa bozucu eylemlere ilişkin gerekse zorunlu pay alımlarına ilişkin düzenlemelerin temelinde ise yatırımcının korunması ilkesi yatmaktadır. Ancak ilgili kararlardan yatırımcının çıkarlarının korunmasını gerektirecek bir durumun olmadığı değerlendirilmesine varıldığı ortaya çıkmaktadır.

İdarenin yatırımcının haklarını korunmasının hangi hallerde gereksiz hangi hallerde gerekli olduğu tartışması doğmaktadır. Biz de aşağıdaki çalışmamızda söz konusu olayları hem ekonomik hem de hukuki çerçevede yatırımcının korunması perspektifinden değerlendirmeye çalıştık.

Yazıda öncelikle kurumsallaşma, finansal piyasalardaki bilgi sorunsalı ve bu sorunsalın yarattığı düzenleme kavramı ve yatırımcının korunması olgusu ele alınacaktır.  Ardından da yatırımcının korunması açısından önem kazanan iki olay, zorunlu pay alım teklifi ile piyasa bozucu davranışlar ele alınacak, üçüncü olarak suç ve cezalar ve nihayet suç ve cezalar ile piyasa bozucu eylemlerin sonuçları değerlendirilmeye çalışılacaktır.

 

Değerlendirme notuna erişmek için tıklayınız.

Etiketler:

« Tüm Haberler