logo tobb logo tobbetu

TEPAV Köşe Yazıları

- [Yazarın tüm yazıları]

Ne Mutlu Mutluyum Diyene! 13/02/2012 - Okunma sayısı: 5951

 

“Sen, mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin? / İşin kolayına kaçmadan ama” Nazım Hikmet

Türkiye’nin mutlulukta dünya üçüncüsü olduğu haberini muhtemelen okumuşsunuzdur. Hemen hemen her gazetede yayınlandı ama durumu özetleyeyim. Ipsos Global’ın yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye mutlulukta zirveye yarışan ülkelerden biriymiş. Sanıyorum bu haberin etkisiyle mutlulukta çoktan birinci sıraya yerleşmişizdir. Şimdi bu aşırı mutluluğumuzu dengelemek için size Türkiye’mizin İnsani Kalkınma Endeksi (İKE), Legatum Refah Endeksi (LRE), Hayat Memnuniyeti Endeksi (HME) ve Başarısız Ülkeler Endeksi’nde (BÜE) hangi sıralarda olduğunu göstereyim:

Tablo 1: Türkiye’nin çeşitli mutluluk/kalkınma sıralamalarındaki yeri

0.520px

Kişi başına gelir: Satınalma gücü paritesine göre ayarlanmış kişi başına GSYH (2011), İKE: İnsani Kalkınma Endeksi, LRE: Legatum Refah Endeksi, HME: Hayat Memnuiyeti Endeksi, BÜE: Başarısız Ülkeler Endeksi. BÜE’de 1. ülke en başarısız ülke, sonuncu ülke en başarılı ülke.

Mutluluğunuzu biraz olsun dengeleyebildiysem, şimdi yazıya başlayabiliriz.

Bu yazı mutlulukla ilgili anketlerin biraz daha iyi anlaşılmasını sağlamayı amaçlıyor. Bu sebeple ilk önce anketlerden elde edilen bulguları özetleyeceğim, sonra da bu anketlerin bazı eksikliklerinden bahsedeceğim.

Mutluluk anketinin sonuçları

Ipsos’un[6] araştırmasına göre ülkemizde çok mutluyum ve mutluyum diyenlerin oranı 2007 yılında %70 civarındayken, 2011 yılında %87 olmuş. Bu çalışmanın sonuçlarını Şekil 1’de bulabilirsiniz.

1.520px 01

Şekil 1 (Kaynak: thehappymagazine.com)

TÜİK’in Yaşam Memnuniyeti anketi (2010) Ipsos’un anketiyle kısmen paralellik gösteriyor. Zaten yöntemleri de aynı. Ancak, bu iki araştırmanın sonuçları arasında önemli farklılıklar da var. Şekil 2, yıllara göre ülkemizdeki mutluluk dağılımını gösteriyor.[7]

2

Şekil 2 (Kaynak: TÜİK)

Ipsos, 2007 ve 2008 yılları için TÜİK’e göre daha karamsar bir tablo çiziyor. Her iki veri seti de 2010 yılında 2007’ye göre daha mutlu olduğumuzu söylüyor ama TÜİK’e göre mutluluktaki artış çok daha az (%0,3 kadar). Yine TÜİK’e göre Türkiye 2007 yılında 2008 ve 2009’a göre daha mutluymuş. 2009 yılı ise en mutsuz yılımızmış. Gündemi bizimki kadar yoğun olan bir ülkede bunun neden olduğunu bulmak zor. Ancak, şunu söyleyebiliriz, uzun dönemde bakıldığında 2003’yılına göre 2010’da mutlu ve çok mutlu insanların sayısı artmış ama mutsuz ve çok mutsuz insanların sayısı da artmış. Veriler tam olarak şöyle: 2003’ten 2010’a gelinirken mutlu ve çok mutlu olduğunu ifade edenlerin sayısı sadece %1,6 artmış.  Mutsuz ve çok mutsuz olduğunu ifade edenlerin sayısı ise %3,5 artmış. Yani mutsuz sayısında belirgin bir artış var. Kendini orta karar hissedenlerin sayısı ise %5,1 azalmış.

Son olarak, Ipsos’un verileri en mutlu dönemimizin Eylül 2010 olduğunu söylüyor. Dolayısıyla, bu verilere göre 2011’de mutluluğumuzun arttığını söylemek zor. Ancak, mutluluğumuz 2011’de artmışsa olsa bile, 2003 yılındaki mutluluğumuza yeniden kavuşmuşuz demektir. Elimizde 2003’dekinden daha mutlu olduğumuzu söylememize imkân verecek bir veri yok.

Ülkeler arası mutluluk karşılaştırması

Buraya kadar Ipsos ve TÜİK anketlerine dayanarak mutluluğumuzun zaman içinde nasıl değiştiğine baktık. Ülkeler arası bir karşılaştırma yapmak çok daha zor. Bunun nedeni mutluluğu ölçmenin ve karşılaştırmanın zor olması. Mutluğu ölçmenin iki temel yolu var. Birincisi, insanlara “ne kadar mutlusun, çok mu, orta mı, az mı?” diye sorabiliriz. İkincisi, buna alternatif olarak, doğrudan mutluluğu ölçemesek de ülkeler arası karşılaştırmada kolaylık sağlayacak daha nesnel ölçütler kullanabiliriz. Örneğin, bireylerin refah içinde yaşayıp yaşamadıklarına, temel insan haklarına sahip olup olmadıklarına, temiz suya erişip erişemediklerine, boş zamanlarının olup olmadığına, ülkelerinde bir savaş durumu olup olmadığına vb. bakabiliriz. Ipsos’un ve TÜİK’in kullandığı yöntem birinci yöntem. Tahmin edebileceğiniz gibi bu oldukça sorunlu bir yöntem. Birincisi, insanların mutluluk durumu, sorunun sorulduğu yer ve zamana göre değişebilir. Örneğin, okulu bir sene uzattığını henüz öğrenen bir öğrenciye “ne kadar mutlusun?” diye sorarsanız, alacağınız yanıt “hiç” olacaktır. Ama bir alış-veriş merkezinde birkaç dakika önce kendine güzel bir gömlek almış veya güzel bir filmden çıkmış birine aynı soruyu sorarsanız alacağınız cevap muhtemelen “çok” olacaktır. Bunu Ipsos’un verilerinde açıkça görebiliyoruz, ülkemizdeki mutluluk aydan aya değişiyor (bak: Şekil 1). İkincisi, farklı kültürden insanlar tanımadıkları birinin “mutlu musun?” sorusuna yanıt verirken, farklı şekillerde davranacaklardır. Üçüncüsü, farklı insanlar farklı mutluluk tanımlarına sahip olduğu için aldığınız yanıtları karşılaştırmak, bir ülkeyi diğerinden daha mutlu ilan etmek o kadar da kolay değil. Dördüncüsü, mutluluk göreli bir şey. Farklı ülkelerdeki insanlar mutluluklarını geçmişteki mutluluklarını ve çevrelerindeki insanların mutluluklarını dikkate alarak değerlendirirler. Bu da ülkeler arası karşılaştırma yapmayı güçleştiren bir durum.

Siyasetçiler, mutluluk anketlerinden çıkan sonuçlara bakarak, demek ki ülkemiz diğer ülkelerden daha iyi durumda diye bir çıkarsama yapmak isteyebilirler. Ancak, bu temelsiz bir çıkarsama olur. Yukarıda bahsettiğim güçlükler (özellikle de dördüncüsü) böyle bir çıkarsama yapmanın mümkün olmadığını gösteriyor. Bunu bir örnekle açıklayayım. Geçen sene Boğazda bir evi ve lüks bir arabası olan Ahmet bey, bu sene işinin kötü gitmesi nedeniyle evini ve lüks arabasını satmış, Levent’te 3+1 bir daireye taşınıp, ortalama bir binek araç satın almıştır. Ahmet’e mutlu mu mutsuz mu olduğunu sorarsanız, muhtemelen geçen seneye göre daha mutsuz olduğu için “mutsuzum” diyecektir. Buna karşılık geçen sene iş yerine uzak bir yerde kirada oturan ve işe toplu taşım araçlarıyla gidip gelen Mehmet bey, bu sene daha fazla kira ödemeden iş yerine yakın bir yere taşınmayı başarmıştır. Sorarsanız Mehmet bey, bu sene çok daha mutlu olduğunu söyleyecektir. Bu sene Mehmet beyin Ahmet beyden mutlu olması, Ahmet beyin Mehmet beyden daha kötü bir durumda olduğunu göstermez. Aynı şekilde, Türkiye’nin bu sene örneğin Finlandiya’dan daha mutlu olması, Türkiye’nin Finlandiya’dan her hangi bir alanda daha iyi bir durumda olduğunu göstermez. Aynı şekilde, Finlandiya’nın pek çok alanda Türkiye’den iyi durumda olması, Finlerin daha mutlu olduğu anlamına gelmez.[8] Bu bağlamda, Ipsos’un yaptığı araştırma bize sadece şunu söylüyor. Türkiye’de yaşayanlar diğer ülkelerde yaşayanlara göre son senelerde daha fazla “mutluyum” diyorlar. Bu tabii ki güzel bir şey ama bunu değerlendirirken Ahmet ile Mehmet beylerin hikâyesini unutmamak lazım.

Diğer göstergeler

Daha önce mutluluğu ölçmenin başka bir yolu daha olduğundan bahsetmiştim. Bu ikinci yöntem, doğrudan mutluluğu ölçmese de insanların birbirlerine göre ne kadar mutlu olduklarıyla ilgili ipucu vermesi muhtemel olan daha nesnel (ve karşılaştırılabilir) ölçütler kullanıyor. Bu yöntemi kullanan pek çok ülke karşılaştırması var. Bunlardan biri Birleşmiş Milletler’in İnsani Kalkınma Endeksi (İKE). Bu endeks, yaşam süresini, okuma-yazma oranlarını, eğitim durumunu ve yaşam standartlarını dikkate alarak hazırlanıyor. Vatandaşları daha eğitimli, daha uzun ömürlü, daha sağlıklı ve daha yüksek yaşam standartlarına sahip ülkelerin daha mutlu olacağı varsayımıyla İnsani Kalkınma Endeksini göreli mutluluğun bir ölçütü olarak kullanabiliriz. Benzer bir endeks, Legatum Refah Endeksi (LRE) olarak anılıyor. Legatum Endeksi, ekonomi, yönetişim, eğitim, sağlık, güvenlik, özgürlükler ve beşeri sermaye gibi pek çok değişkeni göz önüne alan, karşılaştırabilir bir refah endeksidir. Bunlara ek olarak anketlerle iktisadi ve sosyal göstergeleri birleştiren Hayat Memnuniyeti Endeksi (HME) var. Son olarak, bir de Başarısız Ülkeler Endeksi (BÜE) var. Bu endeks sosyal ve iktisadi göstergelere ek olarak, suç oranları, yolsuzluk, hukuksuzluk vb. gibi ek ölçütleri de göz önüne alıyor ve bu göstergelere bakarak bir başarılılık sıralaması yapıyor.[9] Şimdi yazının başında verdiğim sıralamalara bir kez daha bakalım (bak: Tablo 1).

Ülkeler farklı endekslerde farklı sıralarda bulunuyorlar, ancak genellikle bir listenin üst sıralarında yer alan ülkeler diğer listelerin de üst sıralarında yer alıyor. Orta sıralar ve son sıralar için de aynı şey geçerli. Dolayısıyla, her ne kadar farklı ölçütler kullansalar da bu sıralamaların ülkelerin göreli refah ve kalkınma düzeyi ile ilgili işe yarar bir bilgi verdiği çok açık. Her ölçüte göre iyi performans gösteren az sayıda ülke var. Örneğin, Norveç, Danimarka, İsviçre ve Finlandiya her listenin üst sıralarında yer alan ülkelerden bazıları. 2023 yılında en büyük 10 ekonomi arasında yer almayı amaçlayan ülkemiz ise bütün sıralamalarda ortalarda yer alıyor. Sıralamalarda çevremizde Norveç gibi ülkeler değil, Nikaragua, Mali ve Tunus gibi ülkeler yer alıyor. Tüm bu sıralamaların ortasında olmamız demek, eğitimde, sağlıkta, güvenlikte, özgürlükte, adalette ve bunun gibi yaşamımızın kalitesini etkileyen tüm değişkenlerde orta sıralarda olmamız demektir.

Şimdi, anketlere “mutluyum” diye yanıt verenleri bir kez daha düşünün. Evet, mutluluk demek, sadece para demek değil, sadece sağlık demek de değil, sadece özgürlük demek de değil, sadece adalet demek de değil. Mutluluk bunların hiç biriyle ölçülemez. Ama bütün bunlarda dünya ortalarında yer alan ülkemizin, en mutlu ülkelerden biri olmasını açıklamak da güç. Kim bilir belki de soranlara “mutluyum” diyerek mutlu olan bir milletizdir. Eğer öyleyse, ne mutlu mutluyum diyene!

Notlar:


[1] http://www.imf.org/external/pubs/ft/weo/2011/02/weodata/index.aspx

[2] http://hdr.undp.org/en/

[3] http://www.prosperity.com/downloads/2009LegatumProsperityIndexReport.pdf

[4] http://data360.org/pdf/20071219073602.A%20Global%20Projection%20of%20Subjective%20Well-being.pdf

[5] http://www.fundforpeace.org/global/?q=fsi-grid2011

[6] http://www.Ipsos-kmg.com/

[7] Ipsos’un çalışmasıyla uyumlu olması için TÜİK’in anketinde orta derecede mutlu (ne mutlu, ne mutsuz) olduğunu söyleyenleri de mutlu nüfusa ekledim, sadece mutsuz ve çok mutsuz olduğunu söyleyenleri mutsuz olarak kabul ettim.

[8] Finlandiya’daki intihar oranlarının yüksekliği bunu gösteriyor olabilir.

[9] Bunlardan oldukça farklı olan bir başka endeks de Mutlu Dünya Endeksi (MDE) olarak anılıyor. Bu endeks, aslında bir mutluk endeksi değil, daha çok refahı sağlamanın ekolojik etkililiğini ölçüyor.

Paylaş Bookmark and Share

« Diğer köşe yazıları