TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.

Sanayi politikası hakkında çalışan akademisyenlerin önemli bir kısmı, sanayi desteklerinin arzu edilen sonuçları vermesinin, devlet ile destek verilen şirketler arasındaki bilgi alışverişi mekanizmasının nasıl kurgulanacağıyla yakından ilgili olduğuna dikkat çekiyor. Bu mekanizma, devletin sanayi politikasına ilişkin kararları alırken şirketlerden ne ölçüde bağımsız karar aldığı ya da tersinden bakarsanız şirketler ile ne ölçüde iç içe olduğu (onlara ne ölçüde gömülü olduğu) ile ilgili.
Mesela Juhasz, Lane ve Rodrik (künyesi aşağıda yer alan) 2024’te yayımlanmış çalışmalarında, Güney Kore’de başarılı sonuçlar elde edilmesine rağmen Brezilya ve Hindistan’da aynı performansın gösterilmemesinin ana nedeninin bu olduğuna ilişkin bulguları özetliyorlar. Performans farkının arkasında yatan olgunun iki taraf arasında işbirliğinin nasıl sağlandığı olduğunu vurguluyorlar. Bu çerçevede dört farklı devlet tipi söz konusu:
1- Bağımsız devlet, düşük gömülülük: Devlet kendi kararlarını şirketlerden bağımsız bir biçimde alıyor; şirketlerin baskılarından etkilenmiyor. Devlet düzenlemeleri yapıyor, şirketler uyuyor. Farklı bir ifadeyle, tepeden aşağıya bir düzenleme mekanizması söz konusu.
2- Bunun tam tersi durum şu: Bağımsızlık düşük, gömülülük yüksek. Devlet dar grup çıkarlarına hizmet ediyor. İlişkiler kişisel çıkara dayanıyor.
3- Yağmacı devlet: Hem bağımsızlık düşük hem de gömülülük. Devlet toplumu soyuyor.
4- Kalkınmacı devlet: Şirketlerden bağımsız olmak ile onlara gömülü olma durumu arasında bir denge söz konusu.
Arzu edileni kalkınmacı devlet olmak elbette. Ama bu dengeyi sağlamanın kolay olmadığını söylemek gerekir. ‘Kalkınmacı devlet’e dönüşmek amacıyla yola çıkıp ikinci gruptaki devlet tipine dönüşmek de mümkün. Ama kalkınma iktisatçılarının önem verdiği iç içe olma (gömülülük) durumunun sağlıklı işleyecek biçimde kurgulanmasından, kötüye kullanılabilir diye kaçınmamak gerekiyor. Bu mekanizma, şirketlerin ve sektörün sorunlarını anlamak açısından önemli. Sağlanan desteklerin neden yanlış kullanıldığını/nasıl daha iyi kullanılabileceğini ya da destek mekanizmasının neden hatalı olduğunu/desteklerin nasıl daha da iyileştirilebileceğini öğrenmek için de gerekli. Şirket performansının doğru ölçülmesi ve performansının artırılabilmesi açısından da önemli.
Görüldüğü gibi, başarılı bir sanayi politikası tasarlayıp uygulamak hiç kolay bir iş değil. Enflasyonu kısa sürede düşük iki haneli bir düzeyden üç haneli bir düzeye sıçratma başarısını göstermiş bir ülke, bu güç işi başarır mı diye de sormak mümkün elbette. Ama unutmayalım ki aynı ülkede yine kısa bir sürede tam tersi bir durum da yaşanmıştı: 2001 krizi sonrasını hatırlayın lütfen. Özellikle de 2002’nin başından itibaren yaşanan süreci. İşin çok güç olduğunu görelim ama rahmetli Çetin Altan’ın deyimiyle de “enseyi karartmayalım”.
Bu köşe yazısı 11.08.2026 tarihinde Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi'nde yayımlandı.