TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.


Değerlendirme Notu / Sercan Sevgili, Yağmur Celep
Türkiye’nin ikinci büyük kenti ve başkenti Ankara, geçmişte ağırlıkla idari rolüyle öne çıkarken, bugün kentsel gündeminin en kritik başlıklarından birini derinleşen trafik sorunu oluşturuyor. Trafik, artık yalnızca işe gidiş gelişlerde hissedilen günlük bir rahatsızlık değil; kent ekonomisinin verimliliğini, toplumsal zaman kullanımını, hava kalitesini ve kamusal mekân deneyimini doğrudan etkileyen yapısal bir sorun hâline gelmiştir. Ulaşım literatürü, büyük metropollerde trafik sıkışıklığının “rastlantısal tıkanmalar” veya “geçici yoğunluklar” ile açıklanamayacağını; bunun, kentin makroformu, arazi kullanımı deseni ve ulaşım sistemi tercihlerinin uzun dönemli birikiminin sonucu olduğunu vurgular (Newman & Kenworthy, 1999; Banister, 2008). Ankara örneğinde bu birikim, özellikle 1980’lerden itibaren hızlanan çeperlere doğru saçaklanma, düşük yoğunluklu konut alanlarının artışı ve konut-istihdam alanları arasındaki mekânsal mesafenin büyümesiyle kendini göstermektedir. Kentsel büyümenin, güçlü bir kentsel raylı sistem omurgası ve dengeli iş-konut dağılımı ile değil, büyük ölçüde otomobile dayalı bir yol ağı üzerinden gerçekleşmesi, kentlileri “zorunlu uzun mesafeli yolculuklara” mahkûm eden bir mekânsal pratik üretmiştir. İş-konut dengesi bozuldukça ve gündelik aktiviteler kentin farklı uçlarına saçıldıkça, toplam yolculuk mesafesi ve özel araç bağımlılığı artmakta; bu da trafik sıkışıklığını yapısal olarak yeniden üretmektedir (Cervero, 1996; Banister, 2008). Bu çerçevede Ankara’daki trafik sorunu, çoğu zaman kamuoyunda tartışıldığı gibi yalnızca “yeterince yol olmaması” ya da “nüfusun artması” ile açıklanamaz. Ulaşım araştırmalarında geniş kabul gören talep indüklemesi yaklaşımı, yeni yol kapasitesi yaratmanın kısa vadede rahatlama sağlasa da, orta ve uzun vadede daha fazla araç trafiği ürettiğini; dolayısıyla sıkışıklığın yeniden ve daha yüksek düzeyde ortaya çıktığını gösterir (Duranton & Turner, 2011). Ankara’da ana arterlerde yıllar içinde tekrarlanan genişletme ve kavşak düzenleme uygulamalarının kalıcı bir çözüm üretmemesi, kentin karşı karşıya olduğu meselenin aslında bir kapasite eksikliği değil, talep yönetimi ve mekânsal örgütlenme sorunu olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu çalışma, Ankara’daki trafik problemini sadece kapasite, şerit sayısı gibi ulaşım mühendisliği çözümleri ekseninde teknik bir mesele olarak değil; kentin mekânsal gelişimi, göç dinamikleri ve gündelik yaşam pratikleri ile iç içe olan çok katmanlı bir olgu olarak anlamaya çalışmaktadır. Çalışmanın temel hedefi, Ankara’da trafiğin neden kısır bir döngü şeklinde yeniden üretildiğini ve “kent sorunu” haline geldiğini anlamak adına mevcut yapısal dinamikleri ortaya koymaktadır. Bu amaç bağlamında araştırmada, Ankara’nın mekansal gelişim süreci ve makraformu küresel trafik sorunuyla ilişkilendirilmiş; göç hareketleri, özel araç sahipliği ve Ankaralıların trafik deneyimleri üzerinden ulaşım sisteminin nasıl şekillendiği analiz edilmiştir. Bu analiz doğrultusunda Ankara’da kronik bir trafik sorunu oluşmasının ardındaki toplumsal, yapısal ve mekansal faktörler görünür kılınmış ve bu sorunun önüne geçilmesi adına alternatif değişiklikler tartışmaya açılmıştır.
Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.

29/11/2025

28/11/2025

25/11/2025

21/11/2025

20/11/2025