TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.


Değerlendirme Notu / H. Ekrem Cünedioğlu
Beyaz Saray ile Silikon Vadisi’nin önde gelen yapay zekâ geliştiricileri arasında yaşanan son gerilimler, yüzeyde bir ulusal güvenlik ve jeopolitik üstünlük meselesi gibi görünse de özünde devasa bir ahlaki yön belirleme kavgasıdır. Teknoloji devleri, sistemlerinin hangi amaçlarla (örneğin otonom silahlar veya kitlesel gözetim) kullanılamayacağına dair kendi kırmızı çizgilerini dayatmaya çalışırken devlet aklı bu tekelci ahlak inşasına müdahale etmektedir.
Bu çatışma bize tarihsel bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Hiçbir devasa ekonomik veya teknolojik sistem, arkasında onu meşrulaştıran ve yönlendiren bir ahlaki pusula olmadan inşa edilemez. Bugün devletler ve teknoloji devleri arasında tanık olduğumuz bu güç mücadelesi, aslında kurumların teknolojinin rotasını çizmek için verdiği tarihsel savaşların yepyeni bir perdesidir. Yeni bir ekonomik altyapının ahlaki temellerinin nasıl atıldığını kavramak için, bu noktada sosyolojinin kurucu metinlerinden biriyle değerlendirmeye başlamak ufuk açıcı olacaktır. Weber (1905), Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu’nda, dini bir vecd ve meslek bilincinin kapitalizmi nasıl inşa ettiğini anlatır. Ancak Weber’in uyarısı kesindir: Sistem bir kez kurulduktan sonra, onu var eden ahlaki inançlar buharlaşır ve geriye sadece rasyonel, hesaplanabilir ve kaçılması imkânsız bir demir kafes kalır.
Bugün yapay zekâ laboratuvarlarında güvenlik bariyerleri (guardrails) ve hizalanma adı altında kodlara gömülen katı kurallar ile optimizasyon metrikleri, tam da Weber’in bahsettiği bu demir kafesin 21. yüzyıl versiyonudur. Bir avuç mühendisin veya şirket yönetim kurulunun “doğru” ve “güvenli” kavramlarına yönelik algısı, soyut bir ahlaki pusula olmaktan çıkarak; ihlal edilmesi teknik olarak imkânsız hale getirilen, milyarlarca insanın hayatını yönetecek, esnekliği olmayan algoritmik bir bürokrasiye dönüşme potansiyeli taşımaktadır.
Ancak Acemoğlu ve Johnson’un (2023) belirttiği gibi, teknolojinin yönü bir kader değil, gücü elinde tutanların ahlaki tercihleriyle şekillenen bir süreçtir. Tam bu noktada, devleti şirketlere karşı bir kurtarıcı olarak görmek büyük bir yanılgı olabilir. Sadece insan zihninin bilişsel sınırları değil, kurumların kapasite yetersizliği ve ideolojik yanlılığı da yapay zekanın insanlığa faydasını kısıtlamaktadır. Devletler teknolojinin yönünü belirlemek için direksiyona geçtiklerinde, bu gücü toplumsal refahı artırmak yerine, kendi güvenlikçi ve militarist ahlaklarını dayatmak için kullanabilmektedir.
Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.

01/03/2026

01/03/2026

27/02/2026

27/02/2026

26/02/2026