TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.




Değerlendirme Notu / Ece Berfin Ergezer, Sercan Sevgili, Yağmur Celep
Sokak hayvanları meselesi, günümüzde yalnızca bir hayvan refahı sorunu değil; aynı zamanda halk sağlığı, şehir yönetimi ve etik tartışmalarla iç içe geçmiş çok boyutlu bir konudur. Tarihsel sürece bakıldığında, hayvanların M.Ö. 10.000 civarında evcilleştirilmesiyle başlayan insan-hayvan ilişkisi, zamanla farklı bir boyuta evrilmiş; birlikte yaşam, karşılıklı bağımlılık ve toplumsal düzenin bir parçası hâline gelmiştir. Özellikle Rönesans döneminde köpeklerin bir prestij sembolü haline gelmesi, evcil hayvan sahipliğini yaygınlaştırmıştır. Ancak sanayileşme ve hızla büyüyen şehirleşme, bu bağı zayıflatmış; kontrolsüz üreme ve hayvanların sokağa terk edilmesi gibi nedenlerle sahipsiz hayvan popülasyonları modern şehirlerin bir parçası haline gelmiştir.
Türkiye’de bu durum, 2004 yılında çıkan Hayvanları Koruma Kanunu ile yasal bir zemine oturmuş ve "Yakala-Kısırlaştır-Aşıla-Yerine Bırak" ilkesi benimsenmiştir. Ancak 2024 yılındaki yasal değişiklikle gündeme gelen ötanazi tartışmaları, koruma odaklı anlayıştan uzaklaşıldığı kaygısını doğurmuştur. Kuşkusuz sokak hayvanları meselesi, hem toplum düzeni hem de hayvanların kötü yaşam koşullarından kurtarılarak yaşam haklarının güvence altına alınması adına mutlaka çözülmelidir. Fakat bu sorunu bir anda, kısa vadeli adımlarla çözmeye çalışmak gerçekçi değildir. Hem insanı hem de hayvanı merkeze alan etik bir çözüm; anlık kararlardan ziyade, yıllara yayılan planlı bir çalışmayı ve kararlı bir uygulamayı zorunlu kılar. Bu çalışmada, dünyadaki başarılı ve başarısız uygulama örnekleri karşılaştırmalı olarak tartışmaya açılmakta ve kalıcı çözüm üretme kapasitesi bakımından değerlendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün de vurguladığı üzere, ötanazi gibi yöntemler “vakum etkisi” yaratarak popülasyonun kısa sürede yeniden artmasına yol açmakta ve sürdürülebilir bir çözüm sunmamaktadır. Bu çerçevede Türkiye için barınak kapasitesi, kısırlaştırma oranları ve kurumsal uygulama yeterliliğini içeren, zamana yayılmış ve uygulanabilir bir politika çerçevesinin gerekliliği ortaya konulmaktadır.
Bu çalışma, sokak hayvanları meselesini uluslararası örnekler üzerinden karşılaştırmalı biçimde ele alarak popülasyon yönetiminde kısa vadeli müdahaleler yerine veri temelli ve uzun vadeli planlamanın gerekliliğini ortaya koymaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün de belirttiği gibi, kitlesel toplama ve ötanazi uygulamaları kalıcı çözüm sunmamakta; “vakum etkisi” nedeniyle popülasyon kısa sürede yeniden artabilmektedir. Çalışma, barınak kapasitesi, kısırlaştırma oranları ve kurumsal uygulama yetkinliği gibi temel parametreler üzerinden Türkiye için sürdürülebilir bir politika çerçevesini tartışmayı amaçlamaktadır.
Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.