TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.

Politika Notu / Yusuf Tuna Alemdar, Ekin Dağlı
Türkiye’de 2017 anayasa referandumu ve 2018 seçimleriyle birlikte yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS), çoğu zaman bir hükümet sistemi tercihi ya da normatif bir rejim tartışması çerçevesinde ele alınmaktadır. Oysa 2018 sonrası dönem, yalnızca anayasal metinlerde yapılan bir değişikliğe değil; devletin karar alma, uygulama ve denetim süreçlerinin nasıl işlediğine dair daha derin bir kurumsal dönüşüme işaret etmektedir. Bu süreçte değişen şey yalnızca “kim yönetiyor” sorusunun cevabı değil, kararların hangi kurumsal kanallar üzerinden üretildiği, nasıl uygulandığı ve hangi mekanizmalarla denetlendiğidir (Akman & Akçalı, 2017; Yılmaz, 2020; Adar & Seufert, 2021). Bu dönüşüm özellikle norm üretim araçlarının (kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi dengesi), üst düzey atama ve koordinasyon kanallarının yeniden tasarlanması ve denetim mekanizmalarının fiilî işleyişindeki aşınma üzerinden somutlaşmaktadır.
Bu dönüşümün bir diğer önemli boyutu ise devletin politika üretim ve kurumlar arası koordinasyon kapasitesinin yeniden düzenlenmesidir. Modern devletlerde politika tasarımı ve uygulanması yalnızca siyasi karar vericilerin iradesine değil; bakanlıklar, müsteşarlıklar, planlama kurumları ve uzman bürokratik kadrolar arasında dağıtılmış çok katmanlı bir kurumsal yapıya dayanır. Türkiye’de 2018 sonrası kurumsal yeniden yapılanma süreci, bu ara kurumsal katmanların önemli bir bölümünün zayıflaması veya işlev değiştirmesiyle birlikte gerçekleşmiştir. Politika tasarımının ve stratejik koordinasyonun giderek daha dar bir yürütme merkezinde toplanması, devletin üst kademelerinde uzmanlık üretimi ve kurumlar arası eşgüdüm kapasitesinin nasıl işlediğine dair yeni tartışmaları da beraberinde getirmiştir.
Türkiye, 2018 itibarıyla yalnızca bir hükümet sistemi değiştirmemiş; yürütme merkezli, kişiselleşmiş ve denge-denetim mekanizmaları zayıflamış yeni bir yönetişim mimarisi inşa etmiştir. Bu mimari, karar alma süreçlerinde hız ve merkezî koordinasyon iddiasıyla meşrulaştırılmış ancak uygulamada yasama denetiminin aşınması, yargının yürütme karşısındaki konumunun zayıflaması ve bürokrasinin siyasileşmesi gibi yapısal sorunları beraberinde getirmiştir. Başka bir ifadeyle mesele, yürütmenin güçlenip güçlenmediğinden ziyade gücün hangi kurumsal kanallar üzerinden, hangi sınırlar içinde ve hangi denge-denetim mekanizmalarıyla kullanıldığıdır.
Politika notuna buradan ulaşabilirsiniz.

21/03/2026

21/03/2026

17/03/2026

16/03/2026

14/03/2026