TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.

TEPAV’da düzenlenen toplantıda, İran ve Körfez bölgesindeki savaşın seyri, diplomatik çıkış arayışları ve ekonomik etkiler çok boyutlu olarak ele alındı. Katılımcılar hem sahada hem küresel sistemde belirsizliklerin sürdüğüne dikkat çekti.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından 24 Mart 2026 tarihinde düzenlenen “İran Savaşı: Bölgesel ve Küresel Etkilerin Değerlendirilmesi” başlıklı toplantıda, İran ve Körfez bölgesindeki gelişmeler kapsamlı biçimde değerlendirildi. Toplantıda, mevcut durumun son derece akışkan olduğu ve belirsizliklerin hem bölgesel hem küresel ölçekte devam ettiği vurgulandı.
ABD diplomasi arayışında, muhatap sorunu sürüyor
Toplantıda, ABD’nin İran ile görüşebilmek için farklı muhataplar üzerinden bir diplomatik kanal arayışında olduğu ifade edildi. Olası muhataplar arasında İran Cumhurbaşkanı, parlamento ve meclis başkanları ile Dışişleri Bakanı gibi aktörlerin öne çıktığı belirtildi.
Ancak geçmişte müzakere süreçlerinde hedef alınan İranlı yetkililer nedeniyle tarafın temkinli yaklaşabileceği, ayrıca olası bir anlaşma durumunda Devrim Muhafızları’nın sürece uyum sağlayıp sağlamayacağının belirsiz olduğu vurgulandı. İsrail’in böyle bir diplomatik sürece izin verip vermeyeceği de kritik bir soru işareti olarak değerlendirildi.
Sahada çoklu güç dengesi ve kontrol sorunu
Katılımcılar İran’da merkezi otorite ile Devrim Muhafızları arasında bir kontrol sorunu yaşandığına dikkat çekti. Bu durumun olası bir ateşkesin uygulanabilirliği açısından önemli bir risk oluşturduğu ifade edildi.
Türkiye’nin süreçte tarafsız kalmaya çalıştığı belirtilirken, NATO’nun işlevini sürdürdüğü ancak İran’ın sistemi çeşitli şekillerde test ettiği vurgulandı. ABD dışındaki NATO ülkelerinin savaşın sona ermesini istediği de dile getirildi.
Hürmüz Boğazı ve enerji hattı üzerindeki riskler
Toplantıda, Avrupa ülkelerinin Hürmüz Boğazı’nı açık tutmaya yönelik girişimlerine rağmen bunun nasıl sağlanacağının net olmadığı ifade edildi. Enerji arz güvenliği üzerindeki risklerin sürdüğü ve bu durumun küresel ekonomi açısından kritik olduğu belirtildi.
Küresel piyasalar barış sinyallerine duyarlı
Küresel piyasaların savaş beklentisinden ziyade barış ihtimaline daha güçlü tepki verdiği ifade edildi. Diplomatik temas ihtimaline ilişkin açıklamaların petrol fiyatlarını düşürdüğü, ancak bu açıklamaların yalanlanmasıyla fiyatların yeniden yükseldiği örnek gösterildi.
ABD iç siyaseti ve İsrail etkisi belirleyici
ABD’nin İsrail’e verdiği desteğin maliyetinin arttığı, yaklaşan ara seçimlerin Washington’u bir çıkış yolu aramaya yönelttiği ifade edildi.
İsrail’in ABD’deki lobicilik faaliyetlerinin siyasi karar alma süreçleri üzerindeki etkisine dikkat çekilirken İsrail’in bölgedeki askeri hamlelerinde ABD desteğine ihtiyaç duyduğu vurgulandı.
Trump’ın kara harekâtı başlatmamış olmasının ise Arap monarşilerinin baskısı ve ABD ordusunun hazırlık durumu gibi faktörlerle ilişkili olabileceği değerlendirildi.
“Rejimi başsız bırakma” stratejisi ve sınırlı sonuç
Toplantıda, İsrail’in İran’a yönelik stratejisinin rejimi liderlik düzeyinde zayıflatmaya dayandığı ifade edildi. Ancak İran rejiminin beklenenden daha dayanıklı çıktığı ve bu yaklaşımın kısa vadede sonuç üretmediği belirtildi.
Savaşın tüm taraflar için maliyetli olduğu ve bu nedenle sona ermesinin beklendiği ifade edilirken bu süreci sona erdirebilecek en kritik aktörün ABD yönetimi olabileceği değerlendirildi.
Çin ve Rusya’nın rolü artıyor
Katılımcılar Çin’in Hürmüz çevresinde askeri varlık gösterdiğini ve İran ile istihbarat paylaşımı yaptığını ifade etti. Rusya ve Çin’in bölgedeki gelişmeleri yakından izlediği, ancak mevcut tabloda ne Doğu’nun ne de Batı’nın net bir liderlik sergileyebildiği vurgulandı.
Yeni güvenlik mimarisi ve ertelenen rekabetler
Doğu Akdeniz’de ABD, İsrail, GKRY ve İngiltere arasında NATO’ya paralel yeni bir güvenlik yapısının oluşmakta olduğu ifade edildi.
Rusya-Ukrayna savaşının küresel gündemde geri planda kaldığı, buna karşılık Çin-ABD rekabetinin ertelenmiş görünse de devam ettiği belirtildi.
Savaş sonrası dönemde yeniden inşa ve finansman sorunu
Savaş sonrası döneme ilişkin değerlendirmelerde, Körfez ülkelerinin zayıflayan finansal kapasitesinin yeniden inşa süreçlerini zorlaştırabileceği ifade edildi. Buna karşılık Çin’in bu süreçte daha aktif rol üstlenmek isteyebileceği belirtildi.
İran’ın ise bölgedeki varlığını sürdürmeye devam edeceği öngörüldü.
Türkiye için fırsat alanları ve riskler
Türkiye açısından yapılan değerlendirmelerde, Suriye ve Gazze’nin yeniden inşasının 2026-2027 döneminde ekonomik fırsatlar yaratabileceği ifade edildi. Ancak finansman zorlukları ve bölgesel istikrarsızlık risklerinin bu süreci sınırlayabileceği vurgulandı.
Enerji ve gıda fiyatlarında artış ihtimalinin Türkiye ekonomisi üzerinde baskı oluşturabileceği belirtildi. Ayrıca Türkiye’nin ABD karşısındaki kaldıraç gücünün sınırlı kaldığı ve söylemin çoğu zaman uygulamaya yansımakta zorlandığı ifade edildi.
Savaşın niteliği ve ekonomik dönüşüm tartışması
Soru-cevap bölümünde savaşın ideolojik mi yoksa çıkar odaklı mı olduğu tartışılırken karar alma süreçlerinde çoklu faktörlerin etkili olduğu ve sürecin belirsizliğini koruduğu ifade edildi.
Enerji piyasalarına ilişkin olarak daha korumacı bir ekonomik yapıya geçiş ihtimali dile getirilirken, savaşın küresel ekonomik düzen üzerinde dönüştürücü etkiler yaratabileceği değerlendirildi.
Trump’ın savaşı hangi koşullarda sona erdirebileceğine ilişkin sorulara ise mevcut söylemlerindeki tutarsızlıklar nedeniyle net bir öngörüde bulunmanın zor olduğu yanıtı verildi.

28/03/2026

27/03/2026

27/03/2026

26/03/2026

26/03/2026