TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.

TEPAV tarafından düzenlenen “The Outlook for Armenia–Türkiye Normalization” başlıklı toplantıda, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi için koşulların geçmişe göre değiştiği vurgulandı. Sınırın açılmasının turizm, sanayi, teknoloji ve ulaştırma alanlarında yaratabileceği bölgesel iş birliği fırsatları ele alındı.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), 2 Eylül 2026 tarihinde “The Outlook for Armenia–Türkiye Normalization” başlıklı toplantıya ev sahipliği yaptı.
Kamu kurumları, diplomatik misyonlar, uluslararası kuruluşlar, üniversiteler ve düşünce kuruluşlarından temsilcilerin katılımıyla düzenlenen toplantının moderatörlüğünü TEPAV Politika Analisti Ece Berfin Ergezer üstlendi. Bölgesel Araştırmalar Merkezi (Regional Studies Center-RSC) Direktörü Richard Giragosian ile TEPAV Kurucu Direktörü Güven Sak ise toplantıya konuşmacı olarak katıldı.
Toplantıda Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşme sürecindeki mevcut durum, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki diplomatik ilerlemenin sürece etkisi ve Güney Kafkasya’da oluşabilecek ekonomik iş birliği imkânları ele alındı. Sınırın açılmasıyla turizm, sanayi, bilgi ve iletişim teknolojileri ile ulaştırma alanlarında hayata geçirilebilecek projeler değerlendirildi.
“Mesele normalleşmenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği değil, ne zaman gerçekleşeceği”
RSC Direktörü Richard Giragosian, Ermenistan ile Azerbaycan arasında daha önce benzeri görülmemiş bir diplomatik ilerleme yaşandığını ve bunun Türkiye-Ermenistan ilişkilerine ilişkin beklentileri güçlendirdiğini belirtti.
Ankara, Erivan ve Bakü açısından koşulların yeniden şekillendiğini belirten Giragosian, “Artık mesele, Ermenistan-Türkiye normalleşmesinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinden ziyade, ne zaman gerçekleşeceği meselesine dönüşmüş durumda” dedi.
Savaş sonrası dönemde Ermenistan’ın hem Türkiye hem de Azerbaycan ile ilişkilerini normalleştirmenin gerekliliğini kavradığını ifade eden Giragosian, “Bölgedeki yeni ortam jeoekonomik fırsatları da beraberinde getirdi. Giragosian, Trump Barış ve Refah için Uluslararası Güzergâhı’nın (TRIPP) yanı sıra Ermenistan ile ABD arasında yapay zekâ veri merkezleri ve çip teknolojileri alanında geliştirilen iş birliği bölgesel ekonomik ilişkiler açısından yeni olanaklar yarattı” açıklamalarında bulundu.
Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın açılmasının iki ülkeye de kazanç sağlayacağını vurgulayan Giragosian, bu adımın Türkiye’nin doğusunda ekonomik faaliyet, istihdam ve kalkınmayı destekleyebileceğini belirtti.
Giragosian, sürecin Azerbaycan’ın kaydettiği ilerlemeyle birlikte yeni bir aşamaya geçtiğini ifade ederek “Bugün Türkiye açısından geldiğimiz noktada Azerbaycan’dan sarı ışık yanıyor. Henüz ilerlemek için yeşil ışık yakılmış değil, fakat artık kırmızı ışık da yok” değerlendirmesinde bulundu.
Sürecin bölgesel boyutu öne çıktı
Ermenistan ile Azerbaycan liderleri arasındaki iletişimin sürece olumlu katkı sağladığını dile getiren Giragosian, “Yeni bir çatışma riski azaldı ve siyasi irade güçlendi. Güney Kafkasya’da geçmişe odaklanan milliyetçi söylemlerin yerini daha olgun ve geleceğe dönük bir diplomasi anlayışının almaya başladı” diye konuştu.
Sürecin yalnızca Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan ile sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Giragosian, Orta Asya, Orta Koridor ve Doğu-Batı bağlantılarının daha geniş bir jeopolitik ve jeoekonomik fırsat sunduğunu kaydetti.
ABD ve Avrupa Birliği’nin sürece doğrudan arabuluculuk yapmadan etkili katkı sağladığını ifade eden Giragosian, “Normalleşme, bölge ülkeleri arasında gelişen yerel ve sahici bir angajmana dayanıyor. Batılı ülkelerin rolü, anlaşmaların uygulanması ve Rusya ile İran’dan kaynaklanabilecek risklerin azaltılması aşamasında önem kazanacak” ifadelerini kullandı.
“Söz konusu olan temel komşuluk ilişkilerinin kurulması”
Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesinin uzlaşma ya da yakınlaşmayla karıştırılmaması gerektiğine dikkat çeken Giragosian, sürecin temel hedefini kapalı sınırın açılması ve diplomatik ilişkilerin kurulması olarak tanımladı.
Giragosian, “Burada söz konusu olan, komşuluk ilişkilerinin mümkün olan en temel düzeyde tesis edilmesi. Komşu ülkeler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi angajman ve iş birliğinden geçiyor. Mevcut gelişmeler normalleşme yönünde giderek güçlenen olumlu bir eğilime işaret ediyor” dedi.
“Bu kez süreç üçlü ve çok daha güçlü”
TEPAV Kurucu Direktörü Güven Sak ise Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşme sürecinin 2010’daki futbol diplomasisi döneminden farklı bir yapıya sahip olduğunu belirtti. Önceki girişimin ağırlıklı olarak Türkiye ile Ermenistan arasında yürütüldüğünü hatırlatan Sak, bu kez Azerbaycan’ın da sürecin içinde bulunduğunu söyledi.
Sak, “2010’daki futbol diplomasisi döneminde süreç esas olarak Türkiye ile Ermenistan arasında yürüyen ikili bir süreçti. Ancak bu kez süreç üçlü. Azerbaycan da sürecin içerisinde. Dolayısıyla süreç çok daha güçlü” dedi.
TRIPP’in yalnızca yaklaşık 40 kilometrelik bir güzergâha yapılacak yatırımdan ibaret görülmemesi gerektiğini belirten Sak, projenin Hazar’ın diğer tarafına ve Orta Asya ülkelerine uzanan daha geniş bağlantılar kurulmasına imkân verebileceğini ifade etti. Güzergâhın Avrupa ile bağlantısının da güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Sak, bu çerçevede çok sayıda yeni ekonomik fırsat ortaya çıkabileceğini kaydetti.
Sınırda ortak sanayi bölgesi için çalışmalar başladı
Normalleşme sürecinde somut ekonomik projelere odaklanılması gerektiğini vurgulayan Sak, “TEPAV, Türkiye-Ermenistan sınırında ortak bir sanayi bölgesi kurulmasına yönelik çalışmalar yürütüyor. Üçüncü tarafların da katılabileceği bu model, sınırın iki tarafındaki işletmeler için yeni fırsatlar yaratabilir” dedi.
Bilgi ve iletişim teknolojilerinin de önemli bir potansiyel taşıdığını ifade eden Sak, bölgede kurulabilecek ortak sanayi bölgelerinin Türkiye ve Ermenistan’daki işletmeleri bir araya getirebileceğini kaydetti. Azerbaycan’ın da tarım, sanayi ve Hazar geçişine yönelik projelerle sürece dâhil edilebileceğini belirtti.
Doğu Anadolu için yeni turizm rotası önerisi
Sak, Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasının Türkiye’nin doğusunda turizmin geliştirilmesi açısından önemli fırsatlar yaratacağını söyledi. Van’ı ziyaret eden Amerikalı turist sayısının yılda yaklaşık 500’de kaldığını, Ermenistan’a giden Amerikalı turist sayısının ise yaklaşık 100 bine ulaştığını belirten Sak, sınırın açılmasıyla bu farkın Türkiye açısından bir bölgesel kalkınma fırsatına dönüştürülebileceğini ifade etti.
TEPAV’ın Kars, Ani, Van ve Hakkâri’yi kapsayan bir turizm programı üzerinde çalışmaya başladığını açıklayan Sak, Türkiye’nin doğusuna yönelik yeni bir turizm destek programına ihtiyaç bulunduğunu ve bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile görüşmeler yürütüldüğünü söyledi.
Hazar geçişindeki bekleme süreleri ticareti sınırlandırıyor
Güney Kafkasya’nın Doğu ile Batı arasındaki temel bağlantı noktalarından biri olabilmesi için Hazar geçişindeki sorunların çözülmesi gerektiğini vurgulayan Sak, deniz yolculuğunun yaklaşık bir gün sürmesine karşın limanlardaki bekleme sürelerinin iki tarafta toplam 20 günü aşabildiğini belirtti.
Bu gecikmeler nedeniyle, Ukrayna’daki savaşa rağmen Doğu ile Batı arasındaki ana lojistik güzergâhlardan birinin hâlâ Trans-Sibirya Demiryolu olduğunu söyleyen Sak, Hazar geçişinin hızlandırılmasının Güney Kafkasya’nın lojistik konumunu güçlendireceğini ifade etti.
Bölgedeki koşulların 2010’daki normalleşme girişimine kıyasla bütünüyle değiştiğini belirten Sak, “Artık ilerlemenin ve somut ekonomik iş birliği projelerine daha fazla odaklanmanın zamanı geldi” dedi.
Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesine yönelik diplomatik gelişmelerin yanı sıra sınırın açılmasının doğurabileceği ekonomik ve bölgesel fırsatların değerlendirildiği toplantı, katılımcıların soruları ve katkılarıyla devam eden tartışma bölümünün ardından sona erdi.