TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.

TEPAV ve URAD iş birliğiyle düzenlenen toplantıda, suç yapılarının geçirdiği dönüşüm, gençlerle kurduğu temas biçimleri ve bu tabloya karşı geliştirilebilecek önleyici politikalar ele alındı.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ve Uluslararası Radikalleşme Gözlemevi (URAD) tarafından 20 Nisan 2026’da Ankara’da düzenlenen toplantıda, TEPAV Ortadoğu ve Orta Asya Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Hilmi Demir ile URAD Araştırma Asistanı Av. Oğuz Demir’in kaleme aldığı “Yeni Nesil Çeteler ve Radikalleşme-Çeteler Çocuklarımızı Nasıl Çalıyor?” kitabı tanıtıldı.
Moderatörlüğünü TEPAV ABD Merkezi Direktörü Tülin Daloğlu’nun üstlendiği toplantıda, dijital platformlar üzerinden örgütlenen suç yapılarının geçirdiği dönüşüm ile bu yapıların gençlerle kurduğu temas ve yarattığı etkiler ele alındı.
“Üçüncü nesil çeteler” nasıl tanımlanıyor?
Prof. Dr. Hilmi Demir ile Av. Oğuz Demir, yeni suç yapılarının “üçüncü nesil çeteler” olarak tanımlandığını belirtti. Bu yapıların uluslararası bağlantılar kurabildiği, farklı gruplarla kesişebildiği ve esnek bir örgütlenme biçimi sergilediği ifade edildi. Örgüt içindeki yaş yapısının değiştiği, daha genç bireylerin yönetim kademelerine gelebildiği ve sosyal medya platformlarının görünürlük ile temas kurma aracı olarak kullanıldığı vurgulandı.
Dijital ortamlar temasın yeni zemini haline geliyor
Panelde, sosyal medya ve diğer dijital mecraların gençler için temel bir etkileşim alanına dönüştüğüne dikkat çekildi. Algoritmaların benzer içerikleri öne çıkararak tek yönlü bir akış oluşturabildiği, bunun da farklı bakış açılarına erişimi sınırlayabildiği ifade edildi. Dijital ortamların tek başına belirleyici olmadığı; asıl belirleyici unsurun bu ortamlara belirli arayışlarla yönelen bireylerin karşılaştığı etkileşimler olduğu vurgulandı. Bu çerçevede, suç ağlarının gençlerle dijital mecralarda temas kurabildiği ve bu temasın zamanla daha kapalı yapılara evrilebildiği belirtildi. Şiddet içeriklerinin belirli kurgularla sunulmasının ise şiddetin algılanışını etkileyebildiği ve sonuçlarının daha az görünür hale gelebildiği ifade edildi.
Hukuki süreçlerde ispat güçlüğü dikkat çekiyor
Toplantıda, hukuki boyuta ilişkin değerlendirmeler de paylaşıldı. 2025 yılı verilerine göre suç örgütlerine ilişkin iddianame sayısının yüksek olmasına rağmen mahkûmiyet oranlarının sınırlı kaldığı belirtildi. Yeni nesil çetelerin hücre tipi ve esnek yapıları nedeniyle örgütsel bağın ispatının zorlaştığı, kısa süreli kiralamalar ve birbirini tanımayan aktörlerden oluşan yapıların bu süreci daha karmaşık hale getirdiği ifade edildi. Ayrıca cezaevi süreçlerinin yeterince rehabilitasyon odaklı olmamasının, suça sürüklenen bireylerin yeniden suçla temas riskini artırabileceği değerlendirildi.
Önleyici politikalar öne çıkıyor
Panelde yapılan değerlendirmelerde yalnızca güvenlik temelli yaklaşımların yeterli olmayacağı vurgulandı. Eğitim, sosyal hizmetler, sağlık ve iç güvenlik alanları arasında daha güçlü bir koordinasyon kurulmasının gerekliliğine işaret edildi. Suça sürüklenen çocuklara yönelik daha uzmanlaşmış rehabilitasyon süreçlerinin geliştirilmesi, cezaevi sisteminin rehabilitasyon odaklı ele alınması ve dijital ortamlarda önleyici mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Toplantıda paylaşılan bulgular, suç yapılarındaki dönüşümün yalnızca güvenlik politikalarıyla ele alınamayacağını; sosyal, dijital ve önleyici yaklaşımların birlikte ele alınmasının önemine işaret etti.