TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.

Değerlendirme Notu / Ece Berfin Ergezer, Yusuf Tuna Alemdar, Çınar Sayın
7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, Türkiye'nin ittifak içindeki konumu ve Türkiye-ABD savunma ilişkilerinin seyri açısından önemli sonuçlar doğuran bir diplomatik platform olmuştur. NATO üyesi 32 ülkenin devlet ve hükûmet başkanlarını bir araya getiren zirve, Türkiye'nin 2004 İstanbul Zirvesi'nden sonraki ikinci NATO zirvesine ev sahipliği yapmasının ötesinde, güvenlik mimarisindeki dönüşümün ve Türkiye'nin stratejik rolünün yeniden ele alındığı bir döneme işaret etmektedir (NATO, 2026d; Reuters, 2026c).
İstanbul ve Ankara zirveleri arasındaki 22 yıllık dönem, NATO’nun güvenlik gündeminde yaşanan köklü dönüşümü ortaya koymaktadır. 2026 Ankara Zirvesi, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sürdüğü, Orta Doğu’daki gerilimin tırmandığı ve müttefikler arasındaki yük paylaşımı tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleştirilmiştir (Kibaroğlu, 2025; Reuters, 2026i). ABD’nin İran’a yönelik geniş çaplı saldırısının hemen ardından düzenlenmesi ise zirvenin yalnızca dış güvenlik tehditlerinin değil, ittifak içindeki görüş ayrılıklarının da daha görünür hale geldiği bir platforma dönüşmesine yol açmıştır (CNN, 2026; France 24, 2026).
Ankara Zirvesi, Türkiye açısından kısa vadeli sonuçlar üreten bir toplantıdan ziyade F-35/CAATSA, KAAN motor tedariki, savunma sanayii kısıtlamaları, terörle mücadele ve Karadeniz güvenliği gibi kritik başlıklarda orta vadeli bir müzakere zemini oluşturmuştur. Zirvenin kalıcı etkisi, ev sahipliğinin sağladığı diplomatik görünürlükten çok bu alanlarda somut, takvime bağlanmış ve ölçülebilir ilerleme sağlanmasına bağlı olacaktır.
NATO açısından zirvenin öncelikleri savunma harcamalarının artırılması, savunma sanayii kapasitesinin güçlendirilmesi, Ukrayna'ya verilen desteğin sürdürülmesi ve 360 derece caydırıcılık yaklaşımının pekiştirilmesi olmuştur. Türkiye bakımından ise öne çıkan gündem maddeleri, yukarıda sıralanan savunma ve güvenlik dosyalarının yanı sıra özellikle F-35 ve CAATSA sürecinin geleceğidir. Bu konuda S-400 meselesi, yürürlükteki CAATSA yaptırımları ve ABD Kongresi'nin tutumu belirleyici önemini korumaktadır.
Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.

17/07/2026

16/07/2026

08/07/2026

08/07/2026

04/07/2026