Arşiv

  • Ekim 2023 (2)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)
  • Mayıs 2023 (9)
  • Nisan 2023 (9)
  • Mart 2023 (11)
  • Şubat 2023 (9)
  • Ocak 2023 (8)
  • Aralık 2022 (10)
  • Kasım 2022 (10)

    Kastamonu’dan Türkistan’a -Ebû Hanîfe’nin İzinden-
    Hilmi Demir, Dr. 03 Ağustos 2023
    Anadolu’nun kültür, ilim ve irfan yuvası Kastamonu’dan Piri Türkistanlı Hoca Ahmed Yesevî hazretlerinin dergâhına uzanan bir seyahatin anılarını paylaşmak istiyorum sizlerle. Bu seyahate Kastamonu Üniversitesi bünyesinde Muhammed İhsan Oğuz adına kurulan araştırma merkezi yöneticileri ve Muhammed İhsan Oğuz Vakfı’mızın çok değerli yöneticileri vesile oldular. Muhammed İhsan Oğuz (1887-1991), mutasavvıf, mütefekkir bir Türk İslam âlimi. Kendisi Kastamonu’da Osmanlı Hanefi-Mâtürîdî geleneğinin önemli bir temsilcisi olarak birçok eser kaleme aldı, talebe yetiştirdi. Bu eserlerden biri de “Kaza ve Kader” kitabı. Müslümanlar arasında en fazla kafa karışıklığına yol açan konuyu Hanefi-Mâtürîdî bir geleneğin içinden oldukça basit biçimde insan iradesini dışlamadan anlattığı önemli bir eser. Seyah [Devamı]
    Başörtülü Bir Kadının İsyanı: Tanrım Neden Beni Kadın Yarattın?
    Hilmi Demir, Dr. 09 Ocak 2023
    35 yaşlarında bir kadındı karşımdaki, yaptığı doktora çalışması ile ilgili görüşmek üzere gelmişti. Yazımızın başlığını da o koymuştu aslında, kitaplarla dolu TEPAV'daki ofisimde başörtülü bir kadının isyanıydı bu cümleler. "Hocam" diyordu "Siz erkekler çok şanlısınız! İnançlarınız arasında başörtüsü gibi bir zorunluluk yok. Oysa biz…" dedi ve durdu. Sesi titriyordu. Kızgın ve öfkeliydi. Sustum ve cümlesini bitirmesini bekledim. "Evet" der gibi başımla devam etmesini istedim. "Oysa biz başörtüsü taktık diye tüm Müslümanların hesabını bizden soruyorlar" dedi. [Devamı]
    Hanefi-Matüridi Gelenekte Akıl
    Hilmi Demir, Dr. 09 Mayıs 2021
    Bugünün gençleri için yalnızca “inandık, itaat ettik” demek yeterli gelmiyor. İnsanlar anlamak, makul/rasyonel çerçevede içselleştirmek, ardından inanmak sonra uygulamak istiyorlar. Veriye ulaşmak o kadar kolaylaştı ki, gençler ellerinin altında tuttukları akıllı telefonlarla her türlü bilgiye anında ulaşabiliyorlar. Bu da onları her şeye karşı daha eleştirel yapıyor. İşin en ilginç yanı ise bizim dinimizin Hristiyanlık gibi “Saçma olduğu için inanıyorum / Credo quia absurdum est”  gibi bir ilkesi yoktur. Protestanlığın kurucusu Martin Luther’in gibi "akıl insanı yoldan çıkaran Şeytanın fahişesidir” diyen değil, İmam Matüridi gibi aklı kullanmamayı telkin eden şeytanın vesvesedir diyen bir Mezhebin yolundayız. [Devamı]
    DİN TUTULMASI: METROPOLLER VE DİJİTAL DALGA
    Hilmi Demir, Dr. 04 Mayıs 2021
    Öncelikle söylemeliyim ki dünya var olduğu günden itibaren değişiyor. Hem doğal dünya değişiyor hem de insan eliyle üretilen sosyal ve kültürel dünya değişiyor. Bu değişim özellikle 17’nci yüzyıldan sonra katlanarak hızlandı. İnsan eliyle değişen dünya bir süre sonra insana sunduğu imkânlarla bu değişimin daha da hızlanmasına neden oldu. Sonuç olarak bugün yaşadıklarımız bugün gerçekleşen olaylara bağlı değil; uzun yüzyılların biriktirerek getirdiği tortulardır. [Devamı]
    Ölümün elinden alamadığı adalet
    Hilmi Demir, Dr. 07 Mart 2021
    Ahirete inanıyorsanız adaletin sizi beklediğini bilin derim. Bizi bekleyen adalet “Kul Hakkı”dır. Neden mi? İzah edeyim ama önce Ehl-i Sünnetin itikat kitaplarında kul hakkının neden yer aldığını açıklayalım… [Devamı]
    Çin’in dinî özgürlüklerle derdi nedir?
    Hilmi Demir, Dr. 21 Şubat 2021
    Çin çok dinli ve çok inançlı bir ülkedir. Taoizm, Budizm, İslam, Protestanlık ve Katoliklik bunların birkaçıdır. Çin, tarihi boyunca kültürel olarak hep çeşitli ve farklı olmuştur. Çin’in dinlere karşı tutumu aslında Çin komünist partisinin kurulmasıyla başlar. Çin Komünist Partisi 1 Temmuz 1921 tarihinde Şanghay’da kuruldu. Mao’nun 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan etmesi ile de, Komünist Parti devletin karar ve yürütme mekanizması hâline geldi. Böylece Çin tarihinde dinler için sorunlu bir dönem de başlamış oldu. Bu dönem yer yer inişli çıkışlı politikalara sahne olduysa da, Çin’de dinî özgürlüklerin kısıtlanması süreci 2010’dan itibaren daha fazla hissedilmeye başlandı. [Devamı]
    Komplo, Kült ve Kamu Güvenliği
    Hilmi Demir, Dr. 07 Şubat 2021
    Korona ile birlikte tüm dünyayı etkisine alan salgın yalnızca sağlığımızı tehdit etmiyor, aynı zamanda ciddi bir kamu güvenliği sorunu da oluşturuyor. Üstelik bu meselenin büyük bir kısmına garip inançlara, komplo teorilerine inanmaya hazır geniş halk kitleleri sebep oluyor. Yaklaşık bir yıldır tüm dünya küçük bir virüsün yol açtığı sağlık, ekonomik ve sosyal sorunlarla mücadele ediyor. Mücadele uzadıkça, işini kaybeden, evden çıkamayan, sosyal hayatı elinden alınmış insanlar daha da huzursuzlaşıyor. Ve etrafta birbirinden çılgın komplo teorileri havada uçuşuyor. Üstelik bunlar sadece bize ait de değil, isterseniz neleri konuştuk kısaca bakalım. [Devamı]
    FETÖ milliyetçi miydi, İslamcı mıydı?
    Hilmi Demir, Dr. 24 Ocak 2021
    FETÖ bir kült örgüttür. Kült örgütler Türkiye’de maalesef yeterince anlaşılabilmiş yapılar değildir. Bu yüzden FETÖ konusunda da hâlâ hatalı, yanlış tespitlerle karşılaşmaya devam ediyoruz. En üzücü olanı bunun ilahiyat, akademi dünyasından gelmesi. Geçen gün sosyal medyada Prof. Dr. Mehmet Büyükkara’nın “Fethullah Gülen de sıkı bir milliyetçiydi hocam, unutmamak lazım, FETÖ hiçbir zaman ümmetçi bir çizgiye gelememiştir.” Tweeti de tam bu türden bir hatayı içinde barındırıyor. Büyükkara, Mezhepler Tarihi konusunda yetkin bir uzman ama açık söyleyeyim ki, FETÖ konusunda birçok meslektaşım hem geçmiş yorumlarında hem mevcut tespitlerinde hata yaptılar. Muhtemelen bu durum, FETÖ’nün tüm eserlerini gözden geçirmemekten ve FETÖ’nün kült örgüt karakterini dikkate almamaktan kaynaklandı. [Devamı]
    Müslüman öldürmenin teolojik gerekçesi
    Hilmi Demir, Dr. 10 Ocak 2021
    Bombalar Somali’de, Nijer’de Nijerya'da patlayınca, küçücük kızlar kaçırılıp intihar bombacısı yapılınca dünya kamuoyu kendinden uzak bu şiddeti sessizce geçiştiriveriyor. Binlerce sivil Müslüman Afrika’da Eş-Şebab ve Boko Haram denen kanlı bir terör örgütü tarafından katlediliyor. Tıpkı burnumuzun dibinde DEAŞ terör örgütünün katlettiği Müslümanlar gibi. Evet, Avrupa bunlar yüzünden Müslümanları suçladıkları hâlde bu terör örgütleri yeryüzünü Müslümanlara cehennem yapıyor... İstatistiklere göre son 20 yılda bu kanlı terör örgütleri en çok Müslümanları öldürmüşler. Yani bunlar aslında en çok Müslümanı düşmanlaştırıyorlar. Peki, ama nasıl? [Devamı]
    Dinî muhalefet nasıl örgütlenir?
    Hilmi Demir, Dr. 27 Aralık 2020
    Tarihte “Dinî muhalefet nasıl örgütlenir?” sorusunun cevabını, II. Abdülhamid Han kadar acı bir şekilde yaşamış başka bir devlet adamı herhâlde yoktur. Çünkü dinin iktidar yıkan gücü ve iktidara karşı bir muhalif hareket olarak örgütlenmesi, en karmaşık biçimde Sultan II. Abdülhamid’e karşı uygulanmıştı. Yanlış anlaşılmasın, din derken kastım: Allahü teȃlȃnın beşere gönderdiği ilahi vahyi kastetmiyorum. Kastım, inançlar ve o inançları topluma anlatmakla sorumlu olan: Ulema… Orta Doğu’da ulemanın siyasetle ilişkisi her zaman doğru şekilde ilerlememiştir. Bazen ulema siyasetteki ȃkil adam rolünü unutarak sahaya inmiş, gündelik politikanın önemli bir aracı hâline gelmiştir. Bu durum da inançların toplumu harekete geçirme, sosyal hareketler ve dalgalanmalar oluşturma gücünden istifade etmeye ç [Devamı]