Arşiv

  • Haziran 2020 (3)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)

    Etiketler

    Seçmenin giderek merkezde yer almaya başlaması neye alamettir?
    Güven Sak, Dr. 13 Temmuz 2007
    Aynı rakamlara bakınca herkes farklı bir sonuç görebilir. Cevap, kafadaki soruyla yakından alakalıdır. Karl Marx, cevapların etrafta uçuştuğunu, önemli olanın doğru soruyu sormak olduğunu söylememiş miydi? İşte öyle bir şey. Biz, bir süreden beri, ortadaki, hiç de ilginç olmayan, seçim kampanyasını, uzaktan uzaktan seyrediyoruz. Medya aynasında büyütülen tartışmalara bakılırsa, seçim kampanyasının konuları, hepimizin boyunu fersah fersah aşıyor. Öyle anlaşılıyor ki, bazı çevreler için, bu bir "ulvi" meseleler seçimidir. Bazılarına göre, seçmen, bir beş yıl daha günlük işlerin nasıl yönetileceğine değil de, ilerideki tüm zamanlarda alemin nizamının nasıl biçimleneceğine karar verecektir. Acaba öyle midir? Öyle değildir. Yapılan çalışmalar, memleket seçmeninin ekonomi, işsizlik ve [Devamı]
    AKP'nin seçim kampanyası Cumhuriyetçileşiyor mu
    Güven Sak, Dr. 10 Temmuz 2007
    Hayatta herşey isteğe bağlı olarak olmaz. Bazen atılan adımların bir dizi "istenmeyen sonucu" da olabilir. Bize öyle geliyor ki, son dönemde AKP'nin seçim kampanyası giderek daha fazla "Cumhuriyetçi"leşiyor. Cumhuriyetçileşiyor derken, esasen, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki iktidar partisini, Cumhuriyetçi Parti'yi kastediyoruz. Meramımızı anlatmak için önce bir Cumhuriyetçilikle ne anlatmak istediğimizi vurgulayalım. Sonra da AKP'nin seçim kampanyasının, belki de istemsiz bir biçimde, giderek Cumhuriyetçileşmesini izah edelim. [Devamı]
    Küreselleşen bir ekonomide büyümeye nasıl bakılmalıdır
    Güven Sak, Dr. 07 Temmuz 2007
    Referans'taki yazılarımıza "hızla değişen bir dünyada, iktisatçıların hatalarını mazur görmek gerekir" diye başlamıştık. Hatırlayanınız var mı? Dünün kavram kutusuyla, bugünün problemlerini anlamak mümkün olmuyordu. Olup biteni anlayabilmek için zihinlerde değişiklik, bakış açılarında ayarlama gerekiyordu. Bize kalırsa, Türkiye'de büyüme rakamlarına, cari açık rakamlarına daha farklı açılardan bakma zamanı geldi de geçiyor bile. 2007 yılının ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi büyümeye devam etti. Rakam hâlâ etkileyici: Yüzde 6,8. Ama bu arada 2006 yılında "dönüşüm koalisyonu" çatırdamaya başladığı için, tüketici güveni sarsıldı. Bakın şekildeki CNBC-e tüketici güveni endeksine... 2006 yılı sarsıntısından sonra ancak 2003 yılı düzeyine doğru toparlanabildi. Anektodlara bakarsanız, [Devamı]
    Muhammed Yunus artık bir holding sahibi
    Güven Sak, Dr. 07 Temmuz 2007
    Muhammed Yunus bir fark yarattı. İnsanların yaşamını değiştirdi. Bengaldeş Pakistan'dan ayrıldıktan hemen sonra, halkına yardım etmek, onlarla birlikte olmak için Bengaldeş'e döndü. Sonra cebindeki 27 ABD dolarını, yardım etmek amacıyla, 40 kişiye borç olarak dağıttı. Yunus'un ülkesine dönerken kendi deyimiyle "aklında nasıl yardım edeceğine dair hiçbir fikir olmaması"na rağmen, borç alanların ne iş yapabileceklerine ilişkin fikirleri vardı. Borç olarak verdiği paranın geri gelip gelmeyeceğini de bilmiyordu. Ama yaparak öğrendi. Borç alanlar geri ödüyorlardı. Herkesin birbirini tanıdığı, birbirine kefil olduğu, yakın ilişkilerin egemen olduğu bir ortamda Muhammed Yunus borç verdiği parayı geri alabildiğini gördü. Bunun üzerine iş büyüdü. 1976 yılında 27 ABD doları ve 40 adet "m [Devamı]
    Küreselleşen bir ekonomide büyümeye nasıl bakılmalıdır?
    Güven Sak, Dr. 06 Temmuz 2007
    Referans'taki yazılarımıza "hızla değişen bir dünyada, iktisatçıların hatalarını mazur görmek gerekir" diye başlamıştık. Hatırlayanınız var mı? Dünün kavram kutusuyla, bugünün problemlerini anlamak mümkün olmuyordu. Olup biteni anlayabilmek için zihinlerde değişiklik, bakış açılarında ayarlama gerekiyordu. Bize kalırsa, Türkiye'de büyüme rakamlarına, cari açık rakamlarına daha farklı açılardan bakma zamanı geldi de geçiyor bile. 2007 yılının ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi büyümeye devam etti. Rakam hala etkileyici: Yüzde 6,8. Ama bu arada 2006 yılında "dönüşüm koalisyonu" çatırdamaya başladığı için, tüketici güveni sarsıldı. Bakın Şekil 1'deki CNBC-e tüketici güveni endeksine... 2006 yılı sarsıntısından sonra ancak 2003 yılı düzeyine doğru toparlanabildi.  Anektodlara bakarsan [Devamı]
    Yabancı sermayenin payı İngiltere’de de artıyor
    Güven Sak, Dr. 03 Temmuz 2007
    Haber, geçen hafta İngiliz gazetesi Financial Times'taydı. Bilmem gördünüz mü? İngiliz hazinesinin yaptığı bir çalışmaya göre, İngiliz şirketlerinde yabancı sermayenin payı yüzde 50'yi bulmuştu. Haberin içinde yazmıyordu ama İngiltere'deki hazinenin, Haziran 2007 tarihli "Yabancı Şirketlerin Faaliyetlerinin Vergilendirilmesi" başlıklı çalışmasında verilen rakam esasen hisse senedi borsasına kote olan şirketlere ilişkin bir rakamdı. 1980'lerin başında, borsada işlem gören hisse senetlerinin yüzde 30'u yabancıların elindeyken, şimdilerde bu oran yüzde 50'lere yükselmişti. Aynı oran bizde, bugünlerde yüzde 70'lere ulaşıyor. Arada bir azalsa da, tıpkı bu aralar olduğu gibi, anormal iyimser dönemlerde yine yukarı doğru çıkmaya başlıyor. Biz şimdilerde ekonomimizde yabancı payı artıyo [Devamı]
    Türkiye'nin özel sektörü pırıl pırıl parlıyor
    Güven Sak, Dr. 29 Haziran 2007
    Geçen yazıda bıraktığımız yerden devam edelim, müsaadenizle. En son "Türkiye yaklaşık bir buçuk yıldır demir taramaktadır. İhtiyacımız olan sağduyudur." demiştik. Gündemimizde olmaması gereken konular, gündemimizin baş köşesini işgal ederken, gündemimizde olması gereken konular, gündemimizin en az ilgilenilen meseleleri haline gelmiştir, maalesef. Ancak bu resimde garip olan durum, Türkiye'nin önceliklerinin farkında olmaması değildir. Garip olan, güzel memleketimizin her zaman olduğu gibi "basiret-eksikliği-sendromu"ndan muzdarip yöneticilere sahip olması da değildir. Garip olan, bizler Türkiye'nin geleceğine güvenmemekte ısrar ederken, yabancıların Türkiye'nin geleceğine güvenmeye devam etmeleridir. Memleketimize doğru gürül gürül akan yabancı sermayenin herhalde başka bir iza [Devamı]
    Acil eylem planını hatırlayanınız var mı
    Güven Sak, Dr. 26 Haziran 2007
    Tedavinin başlangıç noktası hastanın hasta olduğunu kabul etmesidir. Bu durum bugünlerde Türkiye'yi yönetenlerin ya da yönetmeyi düşünenlerin akıllarından hiç çıkarmaması gereken bir noktadır. Türkiye'nin bir problemi vardır. Türkiye'nin problemi siyasidir. Ortadaki siyasi problem, ekonomik konularda atılması gereken adımları engelleme potansiyeline sahiptir. İçinde bulunduğumuz siyasi krizin derinliği, Türkiye'nin bu bölgede üstlenebileceği, son derece hayırlı rolün başkalarına kaptırılmasına ve bir tarihi fırsatın kaçırılmasına sebep olabilir. Türkiye'nin geleceğinde, söyleyecek sözü olduğunu düşünenlerin ilk yapmaları gereken, gerçekle alakalarını kesmemeleri, ihtiyacı doğru tespit etmeleridir: Türkiye'nin ihtiyacı sağduyudur. Nisan 2007'nin sonunda yaşadığımız üç günlük "ak [Devamı]
    Finansal piyasalarda karbon kontratları alınıp satılıyor
    Güven Sak, Dr. 23 Haziran 2007
    Londra, karbon kontratları ticaretinin merkezi olmaya başladı. Londra'da finansal piyasalarla ilgili yetkililer 'çevreci finansal kontratlar' için nasıl bir yarış içinde olduklarını anlatıyorlar bu günlerde.  Bakalım daha neler göreceğiz? [Devamı]
    Oyakbank’ın ING’ye satışı neye alamettir
    Güven Sak, Dr. 22 Haziran 2007
    Aslında memlekette şizofrence bir durum olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. Bu vaziyet gazetelerimize, televizyon ekranlarımıza da yansıyor. Bir tarafta, finansal piyasalarımızdaki mutluluk verici bir hava var. Yeni Türk Lirası her gün değerlenme rekorlarını egale ediyor. Gazetelerin ilgili bölümlerinde bir mutluluk havası hâkim. Gazetelerimizin bir de siyasetle ilgili bölümleri var ki, orada etraf esasen simsiyah. Yazarlarımız seçimlerin zamanında yapılıp yapılmayacağından emin değil. Etraf felaket senaryolarından geçilmiyor. Senaryo çalışmalarına o kadar aç bir halde olmalıyız ki, elin oğlunun memleketinde birileri "mesela dedik.." diye "adı üzerinde" bir senaryo yazmaya kalksa, bakanlarımız bile tedirgin oluyor. Mesele gazete manşetlerini günlerce meşgul ediyor. Genelkurmayımız açıklama [Devamı]